0
Hedefin tayini önemli olduğu kadar, hedefin gerçekleşmesinde takip edilecek yöntemler de önemlidir.
Ortadoğu denilen medeniyetlerin merkezinde akıl almadık oyunlar tezgaha konuluyor. Türkiye hariç bu oyunlara gelmeyen kalmadı denilse yanlış söylenmiş olmaz. Türkiye'nin bölgeyi ve bölge insanını iyi tanımasıyla bu oyunların üstesinden gelmeyi başarması kenara atılacak basit bir desadüf değildir.
Türkiye'nin hem içerde hem de dışarda ciddi başarılar elde etmeye başlaması, yılların verdiği tecrübe ve bu tecrübeleri prensiplerle devam ettirme azminden kaynaklanır.
Bölgede olan olaylardan istenilen sonucun alınabilmesi için de bir bilene sorulmalı, sağduyunun hakim olduğu akıl bulunmalıdır.
Eninde sonunda bütün insanlar değişmez gerçeğe gelecekler, ya inatlarında devam edip yokolacaklar, yada Şeytanlar'ına uymaktan vazgeçip yola geleceklerdir.
Doğucular da, Batıcılar da, Radikaller de, Paralelciler de, Fındık beyinliler de, değişmez ilahi kanuna burun kıvıran kim olursa olsun bundan nasibini alacaklardır. Yeni bir yüzyılın kapılarının aralandığını bilmeyen kalmayacak.
Dinin ruhunu anlayamamış, Harici kafalı yobazlar, Müslümanlık'tan nasibi olmamış Batı güdümlü İslam kimliği ile ortaya çıkan kuklalar, çevremizde korkular salsalar da sonuç değişmeyecek. Bizim anlayışımız Peygamber efendimizin (sav) yoludur, sevgi, saygı, hoşgörü, mücadele, kardeşlik ve "herşeyin hayırlısı orta yol" prensibidir.
Müslümanlar'ın varlık şuuruna ermeye başladıkları bu asırda, din düşmanları her döneme göre farklı oyunlarını devreye sokmaktalar. Önce dinler arası diyalog ile yıllarca oyaladılar ve ortaya paralel diye bir yapı ortaya çıktı, şimdi de radikalizm oyunu ile gazeteciler yakılarak, suçsuz insanların başları kesilerek dünyayı İslam'a düşman etme oyunu. Her ikisi de din düşmanlarınca tezgahlanmış oyunlar.
Sahnenin arkasındaki oyun kurucuları görmeden hedef sapmasına uğranır. Asıl mesele kukladan ziyade iplerin kimin elinde ve hangi amaçla kullanıldığını görebilmek.
Dünya büyük bir değişimin eşiğinde, hızla zaptedilmez bir değişim geçiriyor insanlık. Bütün varlıklar önü alınmaz bir değişimle yüzleşmekte. Bütün insanlığın yalana teslim olduğu günlerdeyiz adeta. Gerçeklerle yalanlar birbirine karıştırılsın, hakikat bilinmesin isteniyor.
Batı Dünyası ile ilişkileri kötüye giden Rusya'nın yeni çıkış yolları araması, Türkiye'nin önüne çıkan fırsatlar ve bu fırsatları ne düzeyde değerlendirebildiği; Çin'in gizliden gizliye Afrika'da yayılmacı politikası, Avrupa ülkelerine bahar esintisi verse de Türkiye'nin girişimlerine sırtlan kesilmelerinin arkasında yatan gizli endişe; ABD'nin Hindistan ile nefes alabileceği yeni arayışlara girişmesi, petrol oyunları, yada Breziya'nın sessiz sessiz gelişi karşısında Kuzey'in durumdan habersizliği her zaman olagelen dünya siyasetinin bir parçası. Allah'ın milletler üzerine yazmış olduğu değişmez kaderin sahneye konulmasından başka bir durum değildir.
Bu demek değildir ki Türkiye'nin çevresinde ve Dünya'da gelişen olaylara sessiz kalacağı, ihmalkar durması gerektiği.
Her an uyanık olunmalı, insan Şeytanlar'ın oyunlarına karşılık verebilecek stratejilerle önceden hazırlıklı olunmalı. Dış görünüş her zaman yanıltıcıdır, dışardan kuzu postuna girmiş sırtlanlar, ve canavarlar dolu her köşe başı.
Bu durumda dünya Müslümanları'nın Türkiye'ye eskiden olduğundan daha çok ihtiyacı var. Bu kuzu postuna girmiş mahluklarla mücadele edebilmek için, hem dış politikada, hem de iç politikada, manevra hassasiyeti güçlü insiyatiflere hazırlıklı olunmak zorunda.
Aslında derin bir tarih bilinciyle olayları değerlendirirsek, bundan yüzyıl önce de, hatta bin yıl önce de durum pek farklı değildi.
Yapılması gereken, bilinç düzeyimizi yükseltmek, an'ın değerini bilip, günlük oyun ve oyalanmalarla vakit geçirmeden, sınavda olduğumuzun bilinciyle, yolda oldğumuzun şuurunda, hedeften sapmadan ilerlemek.
Doç Dr. Saim KAYADİBİ