0
"Karargah rahatsız" diyen Hürriyet'ten bu millet öyle rahatsız ki… Hürriyet madem rahatsızlıklara bu denli duyarlı, o halde gerçek rahatsızlıklara kulak vermeli, gözlerini dört açmalı! Duyarlı Hürriyet (!) asıl rahatsızlıklara neden önem vermez ki?
Hürriyet çok rahatsız… Ateşler içinde halüsinasyon görüyor; türban üzerine üzerine gelerek boğazına dolanıyor… Erdoğan'nın İsrail'e "One Minute" ayarı çekmesi hiç aklından çıkmıyor… Hele "Muhtar Bile Olamaz" dedikleri Erdoğan'nın Külliye'de muhtarları ağırlayarak, memleket meselelerini konuşup, milli şuuru aşılaması yenilir yutulur lokma değil ki… Hiçbir şey istediği gibi gitmiyor, Hürriyet nasıl hasta olmasın ki?
Hürriyet'e yüksek tansiyonla daral gelmiş… Eskisi gibi attığı manşetle mütedeyyin insanların başına balyoz gibi inemiyor, işine gelmeyene ayar çekemiyor, türbana küfredemiyor, İslam'ın hükümlerine kafasına göre müdahale edemiyor…
Hürriyet çok ama çok rahatsız; uyduruk irtica silahı, gericilik silahı geri tepmiş, dindarlığı on ikiden vurarak tamamen yok edememiş ve hedefine ulaşamamış… Tam tersi, dindarların medeni oluşunu, demokrasinin gerçek aşığı olduğunu görmek tansiyonuna nükleer yakıt yükletmiş, yerinde duramıyor nasıl manşet atacağını ise hesaplayamıyor…
Hürriyet çok rahatsız; bu vatanın gerçek sahipleri küffarın karşısında eskisi gibi eğilmeden dimdik…
Hürriyet çok rahatsız; filmlerle, dizilerle ve bilumum alçakça hazırlanmış art niyetli sanatsal eserlerle bozulmak istenen gençlik içinden vatansever ve Allah'a kul olmayı seçmiş, devlet için, millet için üreten şuurlu bir gençlik geliyor…
Hürriyet çok rahatsız; Türkiye'nin maddi ve manevi muhteşem değişimini hazmedemeyen batılı dostlarının düştüğü üzüntüden dolayı…
Hürriyet çok rahatsız; imanın küfür karşısında zafere ulaşmasından… Hürriyet çok rahatsız; bu milletin yeniden fabrika ayarlarına dönmesinden, üretmesinden, dışarıya ihtiyacımızın azalmasından…
Bir gazete düşünün; kurulduğundan beri İslam'dan rahatsızlığını her fırsatta direk yada dolaylı olarak dile getirmiş; her fırsatta mütedeyyin insanlara bel altından vurmuş… Hiçbir zaman milletin inancı ile barışmamış, değerlerini el üstünde tutmamış…
Anlaşıldı; siz küfürde tek adam istiyorsunuz hayırda değil.
Hasta başına düşen yatak sayısı ile Avrupa'nın hatta Amerika'nın bile birkaç misli önüne geçen Türkiye'nin önünü "Hayır" demek ile kesmek istiyorlar… Bu referandumda "Hayır" demek normal bir hayır olsa can kurban… Bu "Hayır" demekte, eski günlere dönülmesinin arzusu var…
Sağlık ve birçok alanda göz kamaştıran hizmetlerle Türkiye şahlanmış gidiyor… İnşallah sağlıktaki başarı eğitimde de sağlanırsa bu memleketin süper güç olmasına hiç bir kuvvet engel olamayacak… Gelelim meselemize…
Erdoğan için üretmedi, çalışmadı, koşturmadı, devleti ve milleti kalkındırmadı diyemeyenler, sadece kendilerinin bile inanamadığı "Diktatör" kelimesine sığınmış, ağızlarına sakız etmişler… Bu tek adam narasından başka nara atmayı bilmeyen "Hayır" cephesine öncülük yapan ekabir takımının aslında tek arzusu; küfrün kök salması için, tahribat ve manevi yıkımın kökten gerçekleşmesi için İnönü gibi tek adam… İslam'a karşı, tahribat için tek adam, onlar için bulunmaz nimettir… Ama müspet manada tek adamlık asla kabullenir gibi değildir… Memleketin ve milletin kalkınmasında imanlı tek adam, küffar için korkulu rüyadır! Tek olsun ama İslam'ı tahrip eden olsun (!)…