İstanbul’un o meşhur, insanı nefessiz bırakan 2012 yılının Temmuz sıcağıydı... Takvimler yine mübarek bir Ramazan ayını gösteriyordu. 31 yıllık meslek hayatımın "ikinci baharı" için Milat Gazetesi’nin kapısından içeri girdiğimde, sadece yeni bir işe değil, sonradan "kardeş" diyeceğim güzel insanlara da ilk adımı atmıştım. İşte Yasemin Hanım’ı; o günlerde, Zeytinburnu’nun kalabalık gazete merkezinde haber telaşında tanıdım.

SESSİZ BİR VAKUR, DERİN BİR NEZAKET

Yasemin kardeşimiz; mutaassıp duruşu, kendine has çizgisi ve o hayranlık uyandıran ağırbaşlılığıyla yazı işlerinin sessiz gücüydü. Hem mektepliydi hem de yüksek lisansıyla ilmini derinleştiriyordu. Ama onu asıl farklı kılan, işine olan sarsılmaz saygısıydı. Bir haberin teyidini almadan sayfaya koymaz, hata gördüğünde o yumuşak mizaçlı kız gider, yerine meslek ahlakı için elif gibi dimdik duran bir profesyonel gelirdi.

Biz onun namaz vaktinin geldiğini, sessizce mescide yönelişinden anlardık. Dünya telaşının ortasında, ama dünyadan bir o kadar müstağni...

HASTALIK DEĞİL, BİR "NİMET" GİBİ

Hayat onu zorlu bir imtihanla, bir hastalıkla sınamaya başladığında bile o gülen yüzündeki metanet zerre eksilmedi. Acıyı bir yük değil, sanki semadan gönderilmiş bir "nimet" gibi kabullendi. Ne sızlandı ne de etrafındakilere yük oldu. O pozitif bakışı, bazen biz sağlıklı görünenleri bile hayrete düşürecek kadar derindi.

Üst üste gelen imtihanlar sadece kendi sağlığıyla sınırlı değildi. Anne ve babasını birkaç ay arayla, genç yaşta ebediyete uğurladığında bile sarsılmadı Yasemin. Çünkü omuzlarında üç kardeşinin sorumluluğu, kalbinde ise sarsılmaz bir teslimiyet vardı. Ameliyatlar, pandemi dönemi, ilerleyen rahatsızlık... Hiçbiri onun tefekkürünü bir dirhem eksiltmedi.

HAK YEMEYEN BİR MÜMİNCE DURUŞ

Onun karakterindeki asalet, maddi sıkıntıların en yoğun olduğu dönemde bile kendini gösterdi. Malulen emeklilik hakkı doğduğunda, "Bu hak değildir" diyerek elinin tersiyle itişi, bugün unuttuğumuz o büyük ahlakın canlı bir timsaliydi. O, Allah’tan gelene razıydı; kulla olan hesabında ise titizdi.

VE VEDA...

Takvim yine bir Ramazan arifesi... Yasemin kardeşimiz için bu dünya sürgünü sona erdi. Bir Ramazan günü başlayan tanışıklığımız, bir başka Ramazan’ın gölgesinde hüzünlü bir vedaya dönüştü. (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn); Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz.

Biz şahidiz; Yasemin, güzel ahlaklı bir mümince yaşadı. Biz şahidiz; bu zorlu hayatta rüzgara göre değil, inancına göre dimdik durdu.

Mekânın cennet, komşun Hz. Hatice olsun güzel kardeşim. Rabbim rahmetiyle kuşatsın.