Türkiye, yarım asrı aşan bir terör parantezini kapatmaya doğru ilerlerken, bu yürüyüşün adı artık nettir: Terörsüz Türkiye. Bu isim, bir temenniden ibaret değildir; bir devlet politikası, bir milli hedef, bir tarihsel iradedir. Bugün tamamlanan Terörsüz Türkiye Raporu, işte bu iradenin kurumsal, hukuki ve toplumsal çerçevesini ortaya koyan güçlü bir belgedir.

Bu sürecin başlangıcı, günübirlik politik hesaplara değil; devlet aklına, sürekliliğe ve kararlılığa dayanmaktadır. Terörle mücadelede güvenlik boyutunu kararlılıkla sürdüren Türkiye, aynı zamanda toplumsal barışı tahkim edecek siyasal ve hukuki zemini de adım adım inşa etmiştir. Bugün gelinen nokta, bu çok boyutlu mücadelenin olgunlaşmış hâlidir.

Sürecin Başlangıcı: Taviz Değil, Teslimiyet Dayatan Bir Kararlılık

Türkiye, terörle mücadelede ne masaya oturmuş ne de pazarlık yapmıştır. Yapılan, silahı, şiddeti ve vesayeti reddeden bir devlet duruşunun topluma, hukuka ve siyasete tahkim edilmesidir. Bu duruşun mimarları arasında, devletin kırmızı çizgilerini her şartta muhafaza eden Devlet Bahçeli’nin tarihsel çağrıları ile yürütmenin sorumluluğunu taşıyan Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği belirleyici olmuştur.

Bahçeli’nin yıllardır ısrarla vurguladığı “terörsüz bir Türkiye’nin milli bekamız için zorunlu olduğu” yönündeki yaklaşım, bu sürecin fikrî omurgasını oluşturmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu fikrî zemini, devletin tüm kurumlarını kapsayan uygulamalı bir stratejiye dönüştürmüştür. Güvenlik güçlerinden diplomasiye, hukuktan sosyal politikalara kadar geniş bir yelpazede sürdürülen kararlı mücadele, bugün raporla somutlaşan bir aşamaya ulaşmıştır.

Komisyonun Rolü: Meclis Merkezli, Millet Odaklı Bir Çalışma

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında oluşturulan Terörsüz Türkiye Komisyonu, sürecin en kritik kurumsal adımlarından biri olmuştur. Komisyon, yalnızca teknik bir rapor hazırlamamış; siyasi partiler, akademisyenler, hukukçular ve toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini kayıt altına alarak, meselenin çok boyutlu analizini yapmıştır.

Saatler süren toplantılar, binlerce sayfayı bulan tutanaklar ve yoğun müzakereler sonucunda ortaya çıkan rapor;

Terörün hukuki sonuçlarını,

Toplumsal travmaların onarım yollarını,

Demokratik siyasetin güçlendirilmesini,

Devletin üniter yapısının ve milli bütünlüğünün korunmasını esas alan bir çerçeve sunmaktadır.

Altı çizilmesi gereken en önemli husus şudur: Bu rapor bir af belgesi değildir. Aksine, terörü ve terörün ürettiği alanı bütünüyle tasfiye etmeyi hedefleyen devlet merkezli bir yol haritasıdır.

Hedef: Silahsız, Şiddetsiz, Vesayetsiz Bir Türkiye

Raporun temel hedefi açıktır:

Terörün, Türkiye’nin gündeminden kalıcı biçimde çıkarılması. Bunun için önerilen adımlar, devletin egemenlik haklarından en küçük bir taviz içermemektedir. Silahın tamamen devre dışı bırakıldığı, demokratik siyasetin tek meşru zemin hâline geldiği ve toplumsal birlik duygusunun güçlendirildiği bir Türkiye tasavvuru ortaya konulmaktadır.

Bu hedef;

Güvenlik politikalarıyla,

Hukuki düzenlemelerle,

Sosyal ve ekonomik iyileştirmelerle,

Milli birlik ve kardeşlik vurgusuyla desteklenmektedir.

Özellikle genç kuşakların terör örgütlerinin propaganda alanından koparılması, bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi ve devlet–vatandaş ilişkisinin güçlendirilmesi raporun dikkat çeken başlıkları arasındadır.

Devlet Aklı ve Siyasi İrade Buluşması

Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; Terörsüz Türkiye, bir kişinin, bir partinin ya da bir dönemin projesi değildir. Bu, devlet aklı ile siyasi iradenin buluştuğu, milletin huzur ve güvenliğini merkeze alan uzun soluklu bir yürüyüştür.

Bahçeli’nin stratejik uyarıları ve milli hassasiyeti, Erdoğan’ın kararlı liderliği ve Meclis’in kurumsal katkısı; Türkiye’yi terörle anılan değil, terörü tarihe gömen bir ülke konumuna taşımaktadır.

Sonuç Yerine: Tarihe Düşülen Bir Not

Bugün tamamlanan rapor, yarının Türkiye’sine bırakılmış resmî bir devlet notudur. Bu notta; gözyaşıyla büyüyen kuşakların bir daha aynı acıları yaşamaması, şehirlerin, dağların ve zihinlerin terörden arındırılması hedeflenmektedir.

Terörsüz bir Türkiye mümkündür.

Ve bugün, bu mümkünlüğün devlet ciddiyetiyle yazılmış belgesi tamamlanmıştır.