0
İslam Ekonomisi çalışmaları dünyada olduğu gibi ülkemizde de gün geçtikçe hızla artmaya devam etmekte, insanlığın iktisadi açıdan da normalleşmesine hizmet etmektedir.
Bu da, bizi olduğu gibi adaletin hakim olduğu bir düzeni isteyen, insanlığın huzurunun insanlığa hizmet etmekte olduğunu anlayabilen herkesi memnun etmektedir.
Üç gündür İstanbul'da devam eden Vakıf ve Yükseköğrenim Sempozyumumuzu, Allah'ın izni ile başarı ile tamamladıktan sonra son hazırlıkları yapıp, ileriye dönük ortak çalışmalar için birçok konuda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nin değerli hocaları ile görüşmeler yaptık.
Yükseköğrenim Vakıf üniversitelerinin çalışmaları, finansman ve kaynaklarının işlendiği sempozyumda, karşılaşılan zorluklar da genişçe irdelendi ve araştırmacıların ufuklarını aydınlatıcı bildiriler sunuldu. Özellikle Malezya ve Türkiye örneklerinin incelendiği bildirilere farklı bir bakış açısı kazandırmış olan Batı'daki üniversitelerin modelleri ve çalışmaları da oldukça önemliydi.
Örneğin Amerika Birleşik Devletlerindeki Vakıf üniversiteleri konseptinin Osmanlı'dan alınarak batıya adapte edildiğini detayları ile görmemiz bizi medeniyetler inşa eden bir milletin evlatları olmamızdan dolayı hayli gururlandırdı.
Övünç duyacağımız bir gerçek var ki, sosyal, iktisadi ve birçok ilmi çalışmaların temelini Müslümanların insanlığa tanıtmış olmasıdır. Bu devasa medeniyet mirasının Batılılarca ilmi ahlaka sığmayacak şekilde intihal (plagiarism) yapılarak kendilerine mal etmeleri üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir etik meselesi.
16 ayrı Üniversite ve Enstitünün katılımıyla gerçekleşen sempozyumdan çok önemli tecrübeler elde ettik. Rektör Mehmet Bulut beyin protokole gerek duymadan dostça iştirakleri ve sempozyuma verdiği destek kelimelerle anlatılmayabilir. Aynı gün 29 Mayıs İstanbul'un Fethi'nin 563 üncü yılı kutlamalarının da oluşu, Valiler toplantısı, İlim Yayma Cemiyeti'nin Pilav günü ve uçurtma partisinin de aynı ana denk gelmesine rağmen sempozyumumuzu ihmal etmemesindeki enerjiye hayran olduk.
Kapanış oturumunda coşkulu konuşmasıyla bizleri heyecanlandıran Arif Ersoy hocamızı, onca yoğunluğuna rağmen açılışta ve kapanışta, hem de ara oturumlarda bizi yalnız bırakmayan Rektör beye be bu sempozyumun başarı ile gerçekleşmesinde emeği geçen organize kurulundaki diğer arkadaşları, özellikle Dekan İbrahim Güran Yumuşak beyin özverili katkılarını burada bahsetmeden geçemezdim. Yüksek lisans ve Doktora yapan öğrencilerin de programın sağlıklı bir şekilde işleyişi için görevlendirilmiş olmaları da ayrı bir değerdi.
İslam Ekonomici Merkezi Başkanı, Mohamed Aslam Haneef beyin sunumlar boyunca yaptığı yorumlar, Katar Üniversitesi'nden Muammer Koç hocanın, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden Davut Gazi Benli beyin bilgilendirici çalışmaları ile daha bir anlamlı hale gelen oturumlara birçok özel katılımcıların yanında Malezya'dan dokuz ayrı üniversite katıldı.
Geçen yıl Sempozyum ön görüşmeleri için geldiğimizde henüz hazır olmayan kampüs içerisindeki misafirhanenin kısa sürede hizmete girmiş olması, üniversitenin gelecek vadettiğinin ifadesi. Misafir hocalara evlerinde hissedebilmeleri için her türlü imkan sağlanmış. Yemyeşil bir bağ evinde yaşarmış gibi, kiraz, erik, vişne, kayısı v.s. meyve ağaçları ile çevrili misafirhanenin konforu ise beş yıldızlı otellerde kalanlara "keşkeler" çektirecek derecede kıskandıracak güzellikte ve konfordaydı.
Kısacası İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, hem milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un mektebi olması hem de İslam Ekonomisinin babasının adını taşıyor olması ile öğrencilerin ayrıcalıklı bir üniversitede okuduklarını hissetmelerine yeter de artar bile. Kampüs yerleşiminin doğa güzellikleri ile bezendiğinden, İstanbul'un havasını, bol oksijenli yeşilliğin ortasında tepeye yerleşmiş konumunu da düşünürsek Bağaziçi Üniversitesini arattırmayacak önemde olduğunu gördüm. Üstelik kampüs atmosferi de göz önüne alınınca, kıyaslamaya bile gerek kalmadığı görülecektir.
Sempozyumun başlığı her ne kadar Vakıf ve Yükseköğrenim olsa da, vakıfların varlık kazanmasını sağlayan temel faktörün yardımlar ve paranın hizmete aktarılması olduğunu hatırlarsak, birlikteliğimizin temel amacı paranın İslami ölçülerde kullanımı meselesi olduğu anlaşılacaktır. Bu açıdan Arif Ersoy beyin müdürlüğünü yaptığı Uluslararası İslam Ekonomi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin öğrenci kabul etmeye Eylül ayı dönem başında hizmet vermeye başlayacak olması ise bizi çok sevindirdi.