Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi
için yarın Brüksel’e gidiyor. Zirve öncesi ve sonrasında Avrupa’nın önemli
devletlerinin başbakanları ile bire bir görüşmeler yapacak. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya
Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Yunanistan
Başbakanı Kriakos Miçotakis. Şüphesiz bunlar içinde en önemlisi ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı
görüşme.
Joe Biden’e kalsa Erdoğan ile hayatta görüşmez.
Çünkü geçmişte Erdoğan’ı iyi tanımış, ikili görüşmelerde ağzının payını
almıştı. Şimdi başta Afganistan, Libya ve Suriye olmak üzere ABD’nin zor
durumda kaldığı alanlarda Türkiye’nin öne çıkmasından dolayı görüşmek zorunda
kaldı.
Görüşmenin zamanlaması önemli. Türkiye’de PKK’dan
sonra sol tandanslı terör örgütlerinin sıfırlandığı bir noktaya gelindi. Yurt
içinde palazlanan, yabancı gizli servislerle bağlantısı olan mafya
yapılanmaları çökertildi. Adamları kodese tıkılan Sedat Peker’den sonra Nuriş
çetesine de önceki gün öldürücü darbe indirildi. CIA’nın organizasyonu ile
ötmeye başlayan Sedat Peker, bir MİT timinin yerini belirleyerek operasyona
başlayacağı haberini alınca ötmeyi bırakıp yer altına çekildi.
***
Erdoğan – Biden görüşmesinde Türkiye’nin eli güçlü. Çünkü Türkiye,
ABD’nin şimdiye kadarki ekonomik ve psikolojik salvolarının tamamını az veya
çok zararla atlattı. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Brüksel’e
gelirken Amerika’nın çekilmesinden sonra Afganistan’ın başkenti Kabil’deki
Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği için Türkiye ile görüşmeler
yaptıklarını söyledi. Yani ABD, Afganistan’dan çekilecek güvenliği Türkiye
sağlayacak. Çünkü Afgan halkı Türkiye’ye güveniyor.
Gazetecilerin sorusu üzerine Kirby’nin şu cevabı önemli: “Türk liderlerle
onların havaalanına güvenlik sağlama planları hakkında devam eden
görüşmelerimiz var. Açıkçası bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vermesi gereken bir
karar ve buna saygı duyuyoruz.”
ABD, Uzakdoğu’da kaybettiği savaşlardan sonra Afanistan’da da kaybetti.
Irak ve Afganistan’da on binlerce masum insanın kanına girdikleri halde “önleyici
savaş” dedikleri alanda bir arpa boyu yol alamadılar.
***
ABD’nin yeni başkanı Joe Biden bir lider değil. Devlet Başkanı seçilmiş
bir bürokrat. Atatürk bir liderdi, İsmet İnönü ise bürokrat. Celal Bayar pasif
bir siyasetçiydi, Adnan Menderes halkı heyecanlandıran bir siyasetçi. Süleyman
Demirel, kurnaz bir politikacıydı, Turgut Özal ise halkın içinden çıkmış, içi
dışı bir olan lider. Devlet adamı deyince yakın tarihimizin unutulmaz
isimlerinden biri Rauf Denktaş’tır.
Joe Biden’e gelince, Atatürk’ün yanında İsmet İnönü ne ise odur. Liderlik özelliği yoktur. Onun için
daha önce başkan yardımcısı olarak görüştüğü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan karşısında ezik durumdadır. Türkiye’ye karşı mesafeli durmasının sebebi
de bu ezikliğidir.
Bizim muhalefet boşuna kendisini darı ambarında görmesin, Erdoğan – Biden
zirvesinden onların ekmeğine katık çıkmaz. Bu görüşmede Türkiye-ABD ilişkileri gözden
geçirilir ve yeni dönemin yol haritası çıkarılır. Hepsi bu.
***
Türkiye ile ABD arasında ihtilaf yaşanan konular bu zirvenin ana konuları
değildir. FETÖ, PYD, PKK, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ, Suriye, İdlib, Libya, S
– 400, F – 35 konuları ikinci plandadır. Görüşmenin en önemli iki başlığı, iki
ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması ve bölgesel meselelerde Rusya ve
Çin’e karşı birlikte hareket etme stratejisidir. Zaten NATO zirvesinin ana konusu da Çin’in
önünün nasıl kesileceğidir. Türkiye olmadan kesilemeyeceğini başta ABD olmak
üzere tüm batılı ülkeler çok iyi biliyor.
Erdoğan – Biden zirvesinin Türkiye’ye kazandıracağı büyük avantaj,
Türkiye liderliğinde tüm Türk cumhuriyetlerinin tek bir güç halinde Çin’e karşı
konuşlandırılması olacaktır.
Erdoğan – Biden görüşmesi, Türk - ABD ilişkilerinde yeni bir milat, iktidar
beklentisi içindeki muhalefet açısından ise derin bir hayal kırıklığı ve 2023
seçimlerinin kaybedilme başlangıcıdır.