Rahmetli Anneme ithafen… Hasretim, sevgim ve saygımla…

Çocukluğumda mutfakta anneme yardım ederdim. Özellikle helva, soğan kavurma ya da puding yapma gibi uzun süreli karıştırılması gereken yemeklerde “al bakalım sen karıştır” derdi. Ocağın ayarı hep en kısıkta olurdu. Ben de sabırsız bir çocuktum ve çaktırmadan hemen altını açardım ki hızlı olsun. Annem de tabii ki her zaman yakalardı ve “hızlı pişerse tadı olmaz güzel kızım, yavaş yavaş pişmesi gerekir” derdi. Sonra liseye geldim. Bu kez de “insanlara bir anda güveniyorsun, hemen iyi diyorsun biraz sabırlı ol” demeye başlamıştı. Ben de “anne iyi işte” derdim. Sonra annem haklı çıkardı ve hemen her ergen birey gibi annem haklı çıktı diye üstüne bir de ona karşı öfke duyardım. Sanki kadının suçu varmış gibi… Ama tüm bunları yetişkin olunca fark ediyorsunuz ne yazık ki… Bu da doğanın kanunu, insan gelişiminin bir doğal bir parçası.

Bugüne geldiğimde mükemmel yapılardan ürktüğümü söyleyebilirim. Mesela biriyle yeni tanıştıktan kısa bir süre sonra kendi kendime “olumsuz yanı var mı?” diye sorarım. Kendi kendime cevap alabiliyorsam rahatlarım. Çünkü ortada bir doğallık vardır. Ancak her şey çok iyi, mükemmel bir insan cevabını veriyorsam işte orada dururum. Demek ki saklanan bir şey var.

Günümüzün ilişki sorunlarından biri ghosting. Aynı zamanda lovebombing. Bu ikisini yaşayınca da hemen narsisist damgasını da yapıştırıveriyoruz. Hooop olduk mu mağdur. Üzgünüm ama o kişi narsisist değil. Zaten herkes narsisist değil. Zaten sanıldığı kadar da narsisist tanısı alan yok. Burada hep ötekini suçluyoruz ancak durup neden hızlıca güvenip, bağlanan kendimiz hakkında düşünmüyoruz? Çünkü diğeri daha kolay gelir genellikle…

Bu haftaki yazım rahmetli anneme ithafen olsun. Bir teşekkür borçluyum ona. İnsanları tanıma ve bu mesleği seçme temellerimi attığı için. Yakın kız arkadaşın dahi olsa sana alınan maddi değeri ağır hediyelerden kaçın derdi. Yıllar sonra protokol kuralları dersini alırken bu bilginin evrensel olduğunu öğrendim mesela… Kişilerarası ilişkilerde bir “borçlandırma” tekniği olduğu öğrendim.

Sözün özü, yeni biriyle tanışırken ne kadar mükemmel olduğuna bakın. Sürekli sizin istediğiniz cevapları mı veriyor? “İnanamazsın tüm zevklerimiz aynı” mı diyorsunuz? Burada bir düşünün. Çünkü “hayır” diyebilmek önemlidir. Ben pizza seviyorum dediğinizde size uyumlanmak için mi evet diyor? Yoksa ben pek sevmem ama sana eşlik ederim mi diyor. Yani ne kadar kendi olabiliyor? Kendi olmayan bireyler, ötekinin zihninde oluşturduğu o mükemmel kalıbının kalmasını arzular ve işte tam olarak o anda ilişkiden kaybolur. Çünkü burada sadece bir tatminkarlık vardır. Sağlıklı bir ilişkide giriş gelişme ve sonuç bulunur. Ancak burada her şey yolunda giderken ani bir kopuş yaşanır. Çünkü zaten en başından beri size göre yolunda gidiyordur.

Annemin mutfakta öğrettiği gibi altını kısarsanız lezzet artar, hayatta da kalbinizi yavaşlatırsanız hakikat görünür…