0
Ortadoğu'da sular iyice ısınıyor. Osmanlı İmparatorluğu dağıldığı günden, bugüne kadar haritaların değişeceği hiç bu kadar belirmemişti. Ayrıca DAEŞ/İŞİD ortaya çıkmasıyla, Müslümanlar arasında mezhep eksenli ayrılıklar iyice derinleşmeye başladı. Özellikle Maliki Hükümeti'nin Sünnileri ötekileştirici politikaları, DAEŞ'in Sünni aşiretlerin desteğini alıp Musul'u ele geçirilmesiyle, Sünni-Şii eksenli gerilim doruk noktasına ulaştı. DAEŞ, 10 Haziran 2014'ten beri Musul'u elinde tutuyor. Ümmetçi bir politika yerine, ayrıştırıcı bir politika yürüten İran, Musul'u bilmem ama bütün İslam dünyasını karşısına alması uzak bir ihtimal gözükmüyor.
Irak'ta Haydar el-İbadihükümetinin iş başı yapmasıyla Irak ordusunda yeni bir yapılanma başladı. ABD, Irak ordusunu eğitiyor.(Aldığım bilgi, eğitimin iyi yapılmadığı yönünde) Bunun yanında İran, "yaşayan şehit'' olarak tanımladığı Kasım Süleymani komutasında İran Devrim Muhafızları, Irak ordusu ve Şii Milisler ittifakıyla Sünni Tikrit'i ele geçirmiş durumda. Yakında DAEŞ'e karşı Musul'da Koalisyon ülkeleri, Irak Ordusu ve Şii koalisyonla birilikte büyük bir operasyon hazırlığı söz konusu. DAEŞ ise İran, Irak ve Batı'ya nispet yaparcasına Musul müzesini basıp heykelleri yıkıyor. Kütüphaneleri yakıp-yıkarak 'nanik' yaparcasınatarihsel, kültürel hafızayı sıfırlıyor. İslam'ın imajını bozmak adına her türlü eylemi gerçekleştirmeyi deyim yerindeyse şiar etmiş.
Sünni İŞİD'ten Şİİ İŞİD'e
İran'ın Şii eksenli politikası yüzünden bölgede derin bir ayrışma var. Sünni Arapların çoğunlukta olduğu Musul'u kurtarmak için, Irak ordusu ve Şii birliklerin, koalisyon güçlerinin desteği ile hazırlıkları sürüyor. Türkiye'de bu koalisyona destek vereceğini açıkladı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Bağdat ve Erbil ziyaretleri ile desteğin kapsamı, lojistik ve istihbarat olarak şekillendi. Türkiye, bölgede Sünni-Şii çatışması ihtimaline karşı sünni aşiretler ve Irak ordusuyla yoğun bir görüşme yapıyor. Türkiye, bölgede hiçbir zaman Arapların tepkisini çekecek operasyonun içinde yer alma(yacak)malı.Musul, çoğunluğu Sünnilerden oluşan yaklaşık 2 milyon nüfuslu bir şehir. İran destekli operasyonla Tikrit, Irak ordusu tarafından neredeyse ele geçirmiş durumda. IŞİD ve eski Irak Ordusundaki Saddam'ın subayları savunma pozisyonunda kenti terk ederek, yeni bir savunma hattı kurmuş durumda. Musul şehri de olası operasyon öncesi büyük bir nüfus hareketliliği yaşanacağı yönünde bir hava söz konusu. Musul'da olası bir Şii Milisi ve İran, destekli operasyonla demografik yapının değişeceği de ihtimaller arasında.
ABD Yemen, Suriye ve Irak'ta aldığı politik manevrayla Şiici siyasetin önünü açmış durumda. İran'ın Irak'ta, dolayısıyla Musul'da değişecek iktidar ve nüfus hareketliliği ile yeni bir Şİİ İŞİD grubunun ortaya çıkması ihtimal dahilinde. IŞİD'e karşı savaşta, Şii Milislerin yer almasını olumlu bulan ABD, Sünni gruplardan oluşan El-Kaide ve IŞİD gibi örgütlere karşı Şii Milislerin sorumluk almasından memnun olduğu gibi ayrıca desteklemektedir. Musul'un IŞİD/DAEŞ'den alınmasıyla gelecek yönetimin Şii eksenli bir politika izleyip, anti-Sünni bir politika izlemesiyle yapay sınırlar altındaki Ortadoğu'da etnik ve mezhepsel çelişkileri kalıcılaştırılmış. Bu bağlamda, Musul'da Sünnilere yönelik şiddetin artması ve nefretin yükselmesi kuvvetle muhtemel.
Ortadoğu'da her ülke kendi gizli çıkarlarının peşindeyken, bölgede etnik ve Irak ve özelinde Musul'da mezhepsel çelişkiler ve petrolün varlığı ABD, İsrail ve İngiltere açısından rekabet alanı oluşturdu. Bu bağlamda, Sünni-Şii bloklaşmayla da İslam dünyasında ayrılıkları derinleştirerek radikalizmi yeniden ön plana çıkartacaktır. Biraz sükunet lütfen…
Hüsamettin Aslan