0
Her sabah on yedi buçuk milyon yavrumuz, servislerine binerek veya yaya olarak okullarının yolunu tutmaktadır. Ve onları sınıflarda eğitmeye hazır dokuz yüz bin öğretmen de hazırlıklarını yapmış olarak beklemektedir.
Öğretmenlerimiz pek çok branştan, farklı fakültelerden mezun olarak yetişmektedir. Üniversitede aldıkları alan eğitiminin yanı sıra, eğitim bilimleri derslerini de alarak, öğretim yöntem ve tekniklerini öğrenmekte ve genel kültür ile özel yeteneklerini de birleştirerek yararlı olmaya çalışmaktadırlar. Ancak her zaman ve zeminde, bakandan başlayarak, en küçük bir olumsuzluk yaşandığında sert ve acımasız eğitim eleştirileri gelmektedir. İdari ve fiziki olumsuzluklar bir yana, öğretmen kaynaklı eleştiriler sıkça karşımıza çıkan hususlardır. Ve söz döner dolaşır, öğretmenlerin iyi yetişmediğine gelir.
Gerçekten öğretmenlerimiz iyi yetişmiyor mu?
Mükemmelliğin sınırı yoktur. Olumsuz bir genelleme yapmak da gençlerimize haksızlık olur. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, genel anlamda bir idealizm ve değerler eksikliğinden bahsedebiliriz. Yeni yetişen neslimiz, kültürel ve manevi değerlerinden mahrum ve hatta o değerlere karşı olarak yetiş(tiril)mek istenmektedir. Burası ayrı bir konu. Ben sözü Millî Eğitim Bakanlığının yeni bir uygulamasına getirmek istiyorum.
Bakanlık, büyük bir çalışmaya daha imza attı. Yıllardan beri tartışılan aday öğretmenlerin eğitimi ile ilgili güzel hazırlıklar yaptı. Şubat ayında alınan otuz bin öğretmen, bu aydan itibaren ciddi bir eğitimden geçirildikten sonra Eylül'de göreve başlayacak. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'nın yaptığı açıklamalara göre, öğretmenler ilk aylarda danışman öğretmen eşliğince derslere önce dinleyici sonra da ders sunumcusu olarak katılacak. Danışman öğretmenin rehberliğinde gerçekleşecek bu süreçte öğretmen bir taraftan güzel tecrübeler edinirken diğer taraftan da derse hazırlanarak girecek ve eksiklerini birinci ağızdan dinleme ve sonrasında giderme imkanı bulacak.
Ayrıca okuldaki tüm işleyişlerle ilgili bilgi sahibi olacak, il/ilçe milli eğitim, farklı okul türleri, diğer kurumlar, tarihi yerler, kültürel doku, tarihi mekanlar hep tanıtılacak. Bu süreçte belirlenen listeden seçme kitaplar okunacak, notlar alınacak, filimler izlenecek, kritikler yapılacak. Yaz döneminde de hizmetiçi eğitim seminerlerinde değerler ağırlıklı çalışmalara katılacak. Kendi alanıyla ilgili üniversitede aldıklarına ek yeni bilgiler, heyecan ve idealizm verecek konular, şahsiyetlerle muhatap olacak.
Bu çalışmalar altı ay boyunca devam edecek ve danışman öğretmen rehberliğinde sürecek. Adeta usta çırak ilişkisi çerçevesinde, en az on yıllık tecrübeye sahip olan, yenilikçi, araştırmacı, ufuk sahibi öğretmenler, genç arkadaşlarını geleceğe bir adım daha hazırlayacak.
İllerde gerçekleşecek bu süreç, sağlıklı, denetimli, yönlendirici bir şekilde sürdürülürse, eğitimde büyük bir yenilik olur.
Bu uygulama, çok isabetli ve yerinde.
Yıllardır, okulunu bitiren ve öğretmen olmaya hak kazanan gençler, ilk günden sınıflara girmekte, otuz saat ders yüküyle karşı karşıya gelmekte, çoğu, ders kitabının kapağını bile görmeden anlatmaya başlamakta, gerçekçi bir rehberliğe imkan bulamamakta, farklı sosyal ve kültürel yapıdaki bölgelerde ön hazırlıktan geçmeden öğrencilerle buluşmaktaydı.
Uygulamada aksaklıklar olmaz mı? Elbette olur. Önemli olan, iyi niyetli bu dev süreci sağlıklı götürmeye çalışmak ve eksikleri telafi ederek daha mükemmeli yakalamaktır.
Hadi bakalım, hayırlı olsun!***