0
"Eğer ölüm, parayla satın alınan bir şey olsaydı, bir müddet sonra insanlar onu satın almak için servetlerini öderlerdi."
Cemil Gül
Allah uzun, sağlıklı ve bereketli ömürler versin, Cemil Hoca'dan, taziye vesilesiyle zaman zaman bu sözü duyardık. İlk önceleri biraz garipsesek, teselli anlamında söylenmiş bir söz olarak değerlendirsek de derin hikmetler içeren bir söz.
Ölüm parayla satın alınır mı?
Allah kimseyi o duruma düşürmesin ama ölümün aranıp da ele geçmediği zamanlar muhakkak vardır. İntihar, belki de bu anlamda maddi bir bedel ödemeden başvurulan kestirme ama ahiret bedeli ağır olan bir ölüm şekli.
…
Bu hafta sonu üç kitap okudum, birinin konumuzla ilgisi var, daha doğrusu, bu konunun seçilmesinde o kitabın etkisi var. Kitabın adı, yazının başlığı, yazarı da beş yıl önce aramızdan ayrılan Portekiz'li, Nobel ödüllü, Jose Saramago. Yazar biraz ateist, biraz anarşist, biraz din (öncelikle Hristiyanlık) karşıtı. Biraz değişim lafın gelişi, inanmıyor adam. O kendi bileceği bir şey. İnanmadığı Rabbe kavuşmuş zaten, toprağı bol olsun. Ama kitabın konusu hoşuma gitti, çok ilginç geldi. Düşünün kitap şöyle başlıyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."
Kurgu bu ya, adı meçhul bir ülkede ölüm olayı gerçekleşmiyor.
Önce hayret ve şaşkınlık, sonra umut ve sevinç, bir müddet sonra ise çile, zorluk, entrika, kargaşa, yozlaşma kol geziyor ülkede.
Cenaze levazımatçıları iflas ediyor, sağlık sektörü iflas ediyor, hükümet vaziyeti kurtarmaya çalışıyor, kilise çevreleri bağlılarını dinle bağlamak için yeni yorumlar geliştiriyor, insanlar hastalarına bakmaktan aciz ve ölümü elde etmek için gizlice komşu ülkeye gitmeye, hastalarını götürmeye başlıyorlar. Bu başlangıçla birlikte, mafya alan değiştirerek devlet yetkilileriyle işbirliği halinde, ölmesi istenen insanları yasa dışı yollarla ve yüklü ücretler karşılığı komşu ülkelere taşıyor.
Konu ilginç, üslup harika, roman kendini okutuyor (ne de olsa adam Nobel ödüllü).
Kitabı okurken kendi kendime çok düşündüm. Keşke bir Müslüman edebiyatçı bu mevzuyu ele alsaydı.
Ölümün hikmetini, olmasının veya olmamasının sebepleri, ilahi iradenin etkisini, öte dünyanın gerekliliğini şöyle güzelce işleseydi.
Romanın sonu saçma bir şekilde bitiyor ama adam öyle yazmış, değiştiremeyiz.
Bize düşen tefekkür etmek, hayatı da, ölümü de yaratan Allah'a en güzel ameli sunmak için çaba harcamak.
Her ne kadar yazar, kitabın son cümlesini de "ertesi gün hiç kimse ölmedi." Dese de kendisi de öldü, biz de öleceğiz.
Rabbim yaşamın da ölümün de hayırlısını versin….
Bu arada Cemil Hoca'yı görsem soracağım, o sözünün ilhamı bu kitaptan mı diye.