0

Alman Der-Spiegel dergisindeki "Almanya, Türkiye'yi ve Türk derneklerini dinliyor" haberini, aslında malumun ilanı olarak da görebiliriz. Burada rahatsızlık veren asıl sorun Almanya'nın'Evet dinledik' açıklamasıydı. Zira dünyadaki tüm istihbarat örgütleri bir şekilde birbirilerini dinler, takip eder, hatta bazı operasyonları manipüle ederler. Alman yetkili makamlarınınresmi ağızdan bunu kabul etmesi, uluslararası teamüllere uygun değildir ve Türk devletini de hiçe saymaktır. Amiyane tabirle küstahlıktan başka bir şey değildir. Peki Almanya, Türkiye'yi niye dinledi? Bundan sonrada dinlemeye devam edecek mi? Dinleme faaliyetinin Türkiye ve Erdoğan karşıtı yayının Der-Spiegel'de çıkması ne anlama geliyor? Bundan sonra Türkiye nasıl tavır almalı? gibi sorular ön plana çıkıyor.

Alman Büyükelçi "Persona non grata" ilan edilmeli

Öncelikle bu sorulara sondan başlamakta yarar var. Alman devletinin aleni birşekilde dinleme faaliyetini kabul etmesi, Türk devletini ciddiye almadığının bir göstergesi olarak okunur. Türkiye, bu yaklaşıma cevap olarak Alman Büyükelçi'yi istenmeyen adam ilan ederek ülkesine geri göndermelidir. Almanya, Türkiye'nin ilk sırada ihracat yaptığı ülke konumunda olması münasebetiyle dış ticaretimizin yara alacağı düşüncesi akla gelse de; Türkiye'nin, Almanya için oldukça önemli olmasından ötürü bunun endişeden öte geçmeyeceğini düşünüyorum. Türkiye, yeni cumhurbaşkanı ve yeni teamüller ile küresel aktör olmak istiyorsa bu durumun gereğini yapmalıdır. Söylem üzerinden değil, pratik düzleme dökmelidir.

Dinlemelerin amacıne? Devam edecek mi?

Dinlemelerin amacı, büyüyen Türkiye'nin ekonomi temelinde siyasi, kültürel ve uluslararası ilişkiler alanındaki faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmak. Ve Türkiye'nin siyasetini manipüle etmektir. Bu dinlemeler gündeme gelse de asla bitmeyecek, hatta Türkiye kendi savunma stratejisini geliştirdikçe çok daha ileri seviyede istihbarat müdahalelerine/uygulamalarına maruz kalacaktır. Özellikle Türkiye'nin Balkan politikasının başından beri Almanya'yı rahatsız ettiği bilinmektedir. Geçtiğimiz aylarda Bosna-Hersek'te yaşanan protesto gösterilerinin arkasında Alman istihbaratının yaptığı faaliyetlerle, Sırpları kışkırtmaları bilinmektedir. Bosna özelinde Almanya-Rusya-Türkiye çekişmesinde ibre ekonomik ve siyasi olarak Türkiye lehine kayarken, bu durumdan en fazla Almanya rahatsız oluyor. Bunun yanında Türkiye'nin Kosova-Arnavutluk-Hırvatistan ve özellikle Sırbistan ile yakınlaşması Almanya'yı ciddi şekilde huzursuz ediyor. Diğer önemli bir konu ise K.Irak ve Çözüm Süreci. PKK'nın Almanya kanadı, öteden beri çözüm sürecine karşı tutum sergilemekte. PKK ve siyasal-ekonomik uzantılarını, Almanya'nın desteklediği aşikarken, Türkiye'nin kendi prangalarından kurtulması en çok Almanya'yı rahatsız ediyor. Türkiye'nin K.Irak yönetimi ile enerji alanında yaptığı antlaşmalar, Almanya'nın bilgi sahibi olmak istediği konuların başında geliyor. Bundan dolayı da, Balkanlar ve Ortadoğu'daki gelişmelere kulak kabartarak bilgi toplayıp öngörülebilir strateji belirlemek peşine düştüler.

Neden Der-Spiegel'de gündeme geldi?

Bu soru aslında meselenin iki ülke arasında olmadığını, konunun uluslararası boyutunun göstermektedir. Der-Spiegel İngilizlerin desteği ile kurulmuş bir dergidir. Bir süredir Türkiye ve Erdoğan karşıtı yayınlar yapmaktadır. Daha öteye gidersek Gezi Parkı ihanetinde, Erdoğan ve Türkiye aleyhi yayınlarını Türkçe bültenle de yeşillendirmiştir. Sadece Türkiye karşıtlığı ile yetinmemiş öncesinde, haddini aşıp Hz. Muhammed'in karikatürlerini ve Mısır Cumhurbaşkanı Mursi'nin Firavun'u andıran resmini manşetine taşıyarak, islamofobiatik tehdit olarak algılatan yayınlarda bulunmuştu. Ayrıca Gazze'de yaşanan katliama destek verdiğini de biliyoruz. Seçim öncesinde "Cehenneme kadar yolun var Erdoğan" diye manşet atan Der-Spiegel, daha sonra "Yeni Padişah: Erdoğan", "Erdoğan Devleti" gibi manipülatif manşetler attı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası Der-Spiegel neden böyle bir yayına imza attı? Bu sorunun cevabının aslında Doğan Medyası ile Paralel Yapı arasındaki ittifakta yattığı görülmektedir. Kartel medyasının sac ayağının uluslararası temsilcisi Der-Spiegel, neredeyse Türk basınını yönlendirme noktasına kadar geldi. Der-Spiegel dergisinin Alman hükümetini zor durumda bırakacak bir yayın yapmasını gazetecilik mesleğinin ilkeleriyle açıklamak saflık olur.

Türkiye, dinleme skandalına diplomatik teamüllere uygun en sert tepkiyi vermelidir. Der-Spiegel'in İngiltere siparişli yayını, Alman hükümetini zor durumda bıraksa da, bu mesele Almanya'nın kendi iç meselesidir. Lakin Alman hükümetinin bu skandal karşısında takındığı sorumsuz tavır muhatap olduğu Türkiye'yi hiçe saymaktır. Türkiye tepkisini İsrail'le yaşanan "Alçak Koltuk Skandalı''nda olduğu gibi Almanya Büyükelçisi'ni "İstemeyen Adam'' ilan ederek evine geri göndererek göstermelidir.