0
Bilge Kral'ın "Her şeye kadir olan Allah'a yemin ederim ki köle olmayacağız" sözü sadece fiziki bir kölelik değil aynı zamanda manevi ve entellektüel bir kölelikten de bahsediyor olduğuna inanıyorum.
Avrupa Birliği bünyesinde oluşturulmaya çalışılan Helal Standardlar komisyon çalışmasının üçüncü toplantısını gerçekleştirmek için bugün sabah Saraybosna'da çalışmalara başlıyoruz. İki gün devam edecek toplantımızda helal standardların oluşturulmasına devam edilecek. Şu andaki katılımcılar listesine göre hemen hemen bütün Avrupa ülkelerinden hem temsilciler hem de gözlemciler düzeyinde kırk üç katılımcı var.
Avrupa Birliği üyelerinin Müslüman olmayan temsilcilerinin özellikle üzerinde durduğu konu, yada bir başka ifade ile üzerinde durmak istemedikleri konu şoklama meselesi. Standard çıkarma komisyonunda en çok zorlanacağımız konunun da bu olduğunu düşünüyoruz.
Şoklama'nın hayvanı öldürüp ölürmediği konusu tam bilimsel açıdan netlik kazanmış değil. Hal böyle olunca bilimsel olarak netlik kazanmamış bir konuda hüküm vermeye kalkmak büyük sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir. Hernekadar şoklama konusunda büyük baş hayvanlar için farklı görüşler öne sürülmüş olsa da kümes hayvanları için helal olma ihtimalini söyleme konusunda ciddi kaygılarımız var.
Şoklama yapılırken kümes hayvanlarının küçüklüğü ve dirence dayanıklılığı farklı olacağı için bir genelleme yapmak mümkün değildir. İşin ilginç yanı kümes hayvanları konusunda şimdiye kadar ciddi anlamda bilimsel bir araştırma yapılmamış olması da işin trajedisi.
Bir hayvanın kesilirken helal olması için dikkat edilmesi gereken iki nokta göze çarpıyor. Bir, hayvanın ölmemiş yani kalbinin hala çalışıyor olması, iki, merhametli bir şekilde, işkence etmeden kesme.
Birincisi açık ve net. Bir hayvanın ölüp ölmediği, hangi metod uygulanırsa uygulansın, araştırma teknikleri ile saptanabilir. Eğer yüzde birlik bile ölüm gerçekleştiği saptanırsa hayvanın yenmemesi gerekir. Sebebi ise her yüz hayvandan biri ölecek demekttir. O zaman bu ölü hayvanı kimin yiyeceği sorusuna cevap bulmakta zorlanılır. Hiç bir tüketici ölü bir hayvan etini yemek istemez eğer Müslümansa.
İkinci husus ise hayvan kesilirken merhametle muamele edilerek, hayvana acı vermeden kesmek. Şoklama bir bakıma hayvana ölmeden önce işkence yapmaktır. İşkence yapmak ise yasaklanmıştır. Şoklama usullleri de bu açıdan çok ciddi incelenmelidir.
Hayvan hakları savunucularının eğer samimi olduklarını düşünürsek, işkence yönteminden biri olan şoklama yöntemine tamamen karşı çıkmaları gerekir. Yok eğer amaç başka ise, bu başka amaçlar da asla gözardı edilmeden dillendirilmelidir. Birilerinin daha zengin olması adına, yada ihtiraslarının tatmini için Yüce Yaratıcı'nın kanunlarına aykırı standard belirlemek ne derece İslami'dir?
Büyükbaş hayvanlar için de durumun aslına bakılırsa hiç de farklı olmadığı görülecektir. Batılı ülkelerin ekonomilerini daha da güçlendirmeleri adına yanlış bir standard çıkarmak kadar veballi bir iş olamaz. Zaten Gayri Müslim ülkelerin helal sertifikalarını almak istemelerinin tek amacı var. O da, Müslüman ülkelere mallarını daha kolayca ihraç etmek. Kendi toplumları için böyle bir endişe zaten yok.
Madem ki asıl mesele tüketicinin taleplerinin karşılanması diye düşünülüyor, öyle ise tüketici nasıl bir mal istiyorsa ona göre hareket edilmeli. Eğer tüketici pür helal bir et yemek istiyorsa istediği karşılanmalı. Bu konuda şüpheye fırsat bırakılmayacak açık ve net cevaplar bulunmalı.
Yok eğer mesele sadece tüketiciyi kandırarak üreticilerin ekonomilerini güçlendirmek ve mallarını daha kolay satabilmeleri için dini tavizler koparmak ise bizim böylesi bir oluşumda yer almamızın hiçbir anlamı olamaz. Aksi takdirde ahirette yüzleşebileceğimiz soruların cevabını veremeyiz.
Ölü bir hayvanın etinin yenilmesinin haram olduğu nas ile sabit olduğuna göre yüzde kaçının şoklama ile hayatta kaldığı ve yüzde kaçlık bir toleransın helal sayılabileceği şeklinde tuhaf ve saçma bir sorunun sorulması da insanı çılgına çevirebilecek aptalca sorular olsa gerek. Özellike ölmüş bir hayvanın etinin yenmesinin yüzdelik bir toleransı olamaz. Yüzde sıfırlık olacak şekilde ölüm olmaması gerekiyor. Büyük baş hayvanda bu nasıl ise kümes hayvanları için de aynı kural geçerlidir.
Özgürlük mücadelesi veren Bilge Kral'ın ülkesinde umarım manevi özgürlüğümüzü kaybetmeyiz. Sonuçta din Allah'ın dini. Eğer yapılan muamale bu dine uyuyorsa eyvallah, uymuyorsa birilerinin keyfi için Yüce dinimizin ahkamından taviz verilemez.
İki gün sürecek olan Avrupa Birliği Helal Gıda Standardları çalışmamızın bilge kral Aliya İzzetbegoviç'in yurdunda hayırla sonuçlanmasını dilerim.
Doç Dr. Saim KAYADİBİ