0

İnsani değerler, hiçbir zaman bugünkü kadar laşkalaştırılmamış, bugünkü kadar iki yüzlü olmamıştı Batı.

Her ne kadar Cemil Meriç "Olimpus Dağı'nın çocukları, Hıra Dağı'nın evlatlarını asla kabullenmeyeceklerdir" dese de, güç eksenininin değiştiği gün burunları sürtüle sürtüle kabul etmek zorunda kalacaklardır.

Tarihin bir çok kesitleri bunun örnekleri ile doludur. En bilinen Mekke dönemini hatırlarsak, fakirler, köleler, insan hesabına bile alınmaz, hayvan muamelesi görürlerken, Mekke'nin kibirli yöneticileri için dokunulmazlığın yanında suç izafe etmek bile yürek isterdi. Vahiyle beslenen bir liderin gelmesi ile birlikte insani değerler aslına dönderilirken, Mekkenin kibirlileri zelil, ezilmiş olanları da asil olmuşlardı.

Bugün de aynı taplo ile karşı karşıyayız. Batı Dünyası Mekke'nin kibirli çocukları gibi, çaresizleri, ezdikçe zevkten dört köşe olmakta, oyun ve kumpaslarla dünyayı mazlumların başına geçirmek için fırsat kollamaktalar.

Yıllarca Hıra Dağı'nın evlatları akla gelmeyen zulümlere, haksızlıklara, aşağılanmaya maruz bırakıldılar, zorla sömürüldüler, direnenler de santajlarla, tehditlerle, sürgünlerle, kanla susturuldular.

Olimpus Dağı'nın çocukları her fırsatta iki yüzlülüklerini gösterdiler. Dünyayı kana buladılar, nesilleri yok ettiler, kadınlarn ırzına geçip, erkekleri zindanlarda şeytanın aklına gelmez işkencelere tabi tuttular. Guantanamo Bay'ları, Abu Ghraib'leri kurdular, Suriye'de her gün binlerce masum insanın ölümüne seyirci kaldılar, Doğu Türkistan'da işkencelerle öldürülenleri görmezden geldiler, suçlarına kılıf bulmak için de Birleşmiş Milletler diye bir onay merkezi kurdular.

Şunu açık yüreklilikle söylüyoruz ki terörizmin her türlüsünü lanetliyor ve kabul etmiyoruz. İslam barış dinidir. Adını "barış" diye simgeleştiren bir dinin müntesibleri olarak "haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir" prensibine gönülden bağlıyız. Lakin şimdi, bize asırlardır yutturdukları iki yüzlülüklerini de kabul edecek değiliz.

Bir kere Müslümanlar'ın, Hristiyanlar'ın, Museviler'in, dini değerlerine, kutsal olan ne varsa herşeye saldıran Charlie Hebdo dergisi insanlık suçu işlemiştir. Fransa'daki yürüyüşün toplum huzurunu bozan Charlie aleyhtarlığı yürüyüşü olmasını beklerdik. Ama değerleri iğdiş edilmiş bir Batı'dan bunu beklemek, Mekke'nin kibirli eşrafından Bilaller'e merhabet istemek kadar saçma bir beklenti olurdu.

Küstahça benim değerlerime saldıracaksın, sonra da bize ses çıkartma diyeceksin. Böyle bir şey olamaz. Bizim yaşamımız da ölümümüz de bir gaye içindir.

Ey iki yüzlü Olimpus Dağı'nın çocukları! Eğer huzur istiyorsanız, Hıra Dağı'nın evlatlarının değerlerine saygı duyacaksınız, yoksa sizi bu hakir gördüğünüz evlatlar birgün gelir burnunuzu sürter.

Bütün dünyayı aptal yerine koyarak, yeni tezgahlar peşindesiniz. Afrika'da zayıflayan çıkarlarınızı sürdürmeye yönelik kurt sinsiliğinden başka bir tezgah değil bu Charlie.

Hem kendilerinin en son yaptıkları resmi bir araştırmaya göre Avrupa'da terör saldırılarının % 99.6 sının gayri-Müslimlerce, sadece % 0,4 ünün Müslümanlarca yapıldığını göstermesi bile onların ne derece iki yüzlü, fırsat düşkünü olduklarını göstermeye yeter.

Gerçekler böyle iken Müslümanları terörist gibi göstermeye çalışmanın altında gizli planların olmadığını kim söyleyebilir ki?

Elindeki medya gücünle topladığın liderleri Fransa'nın sokaklarında yürütmen masum olduğun anlamına gelmez. Eğer Charlie için yürüttüğün liderleri Gazze için, Suriye için, Doğu Türkistan için, Iraq için Miyanmar için de yürütebilirsen ancak dünyaya barış gelebilir.

Davutoğlu'nun bu yürüyüşte olması aslında Batı'ya iki yüzlülüklerini haykırmanın, Ümmetin haklarını her ortamda savunma ihtiyacı hissetmenin diplomatik ifadesidir.

Duygusal hareket etmeden ikiyüzlüler'in zihin dünyasını okuyarak, stratejik ve diplomatik olmak zorundayız, çünkü sinsi kurt fırsat peşinde.

Doç Dr. Saim KAYADİBİ

[email protected]