Husiler kim?

Husi hareketi, 1990'ların başında Yemen'in kuzeyindeki Sada kentinde bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Hareketin öncüsü, Hüseyin Bedreddin el-Husi’dir. Bundan dolayı Husiler ismini almışlardır. Ancak onlar kendilerinden Ensarullah (Allah'ın Yardımcıları) diye bahsetmekte ve bütün dünyada bu isimle anılmak istemektedirler. Şii İslam’ın en ılımlı kolu olarak kabul edilen ve adını Hz. Hüseyin'in torunu Zeyd b. Ali'den alan siyasi-itikadi bir mezhebi temsil ettiklerini söylemektedirler. Zeydîlik, görüşleri ve inançları itibariyle Ehl-i Sünnet’e (özellikle Hanefi fıkhına) en yakın Şii mezhebidir. Hzluın hem siyasi hem dini hem de askeri bir hareket olarak ele almak daha doğru olur. Husiler, Suudi Arabistan tarafından desteklen Selefi ve Vahhabi dini ve siyasi bir yapılanmayı kabul etmezler. İran ve Lübnan'daki Hizbullah çizgisindedirler. 1979 İran Devrimi'nden ideolojik olarak etkilenmişler, İran’dan büyük oranda maddi destek almışlardır. Amerika Birleşik devletleri başta olmak üzere pek çok Batılı ülke tarafından terör örgütü olarak tanımlanmışlardır. Kendilerini Şii hilalinin ve İran liderliğindeki "Direniş Ekseni" nin bir parçası olarak görmekte ve ABD, İsrail’e karşı çıkmaktadırlar. Liderleri Hüseyin el-Husi’nin 2004'te Yemen Ordusu tarafından Saada'da öldürülmesi üzerine ağırlıklı olarak Yemen’in kuzey taraflarında Husi Ayaklanması başlamıştır. Mevcut liderleri Abdülmelik el-Husi’dir. Yemenli diğer muhalif gruplarla birlikte hareket etmektedirler. 2011 Yemen Devrimi'nde aktif rol almışlardır. Yemen Ulusal Diyalog Konferansı'na taraf olarak katılmışlar, ancak uzlaşma anlaşmasını kabul etmemişlerdir. 2014'ten beri başkent Sana'nın kontrolünü ellerinde bulunmaktadırlar.

Suudi Arabistan ne istiyor?

Suudiler, bu tarihlerde Yemen’deki bu ‘oldu-bitti’yi kabul etmezler, uluslararası alanda tanınan Yemen hükûmetini yeniden iktidara getirmek amacıyla Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Husilere karşı büyük bir saldırı başlatırlar, Yemen’deki iç savaşı şiddetlendirirler. Bunun üzerine Husiler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlerler. Hamas-İsrail Savaşı'nın patlak vermesinin ardından ise İsrail'e füze fırlatırlar ve Kızıldeniz'deki gemilere saldırmaya başlarlar.

Babu’l-Mendeb boğazı da onların kontrolüne geçer. İran devletinin Hürmüz’ü kapatması üzerine Babu’l-Mendeb dünya ticareti için büyük önem kazanır. Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin yapıldığı bölgede deniz ticaret akışı ciddi anlamda aksar. Petrol ihracatında Suudiler büyük zorluklar yaşamaya başlarlar. Mısır hükümeti de Süveyş gemi ticaretinden elde etmekte olduğu büyük bir kazancı kaybeder. Saldırı başladıktan sonra, gemiler rotalarını Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na yönlendirme zorunda kalırlar.

Savaş uzarsa Husiler ne yapacak?

Husiler, uzun sürecek savaş hazırlıkları yapmaktadırlar. Uzun süre savaşı sürdürebileceklerine inanmaktadırlar. Yemen coğrafyası savaş açısından çok çetin bir konumdadır. Bundan dolayı da kendilerini avantajlı olarak görmektedirler. Ayrıca Suudiler İran halkı gibi dayanıklı görülmektedirler. Bilindiği gibi Suudi Arabistan, Yemen'deki çatışmada hükümet güçlerine destek vermektedirler. Husiler de buna karşılık Suudilerin alt yapılarına misillemede bulunmaktadırlar. 10 günden uzun süredir Suudi Arabistan'daki kritik noktalara balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemektedirler.

Riyad, Abha ve Dammam'daki havalimanlarına yönelik saldırılarda en az 20 kişinin öldü ve yüzlerce kişi yaralandı. Saldırılarda Suudi Arabistan Krallığının petrol altyapısı büyük oranda hedef alındı. Bütün bunlar, Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerinin, Husilerin Babu’l-Mendeb Boğazı yakınlarında ele geçirdiği stratejik bölgeleri geri almak için başlattığı karşı saldırının ardından yaşandı. Husilerin Riyad’ın derinlikerine yaptığı saldırılar pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Ayrıca bu durum, Yemen’deki savaşın seyri ve ülkede on yılı aşkın süredir devam eden iç çatışmaya yönelik siyasi çözüm ihtimali üzerinde de önemli sonuçlar doğurmuştur.

Husileri, Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahaleden vaz geçmesini, özellikle de uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine verdiği desteği durdurmasını talep etmektedirler. Hâlihazırda kontrolleri dışında kalan bölgelerde de hakimiyet kurmak istemektedirler. Suudi Arabistan’a karşı saldırıda bulunarak Riyad ve Washington üzerinde baskı kurmaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ı Yemen'deki savaşa ilişkin tutumunu değiştirmeye zorlamaktadırlar.

Husilerin gerçekleştirdiği saldırılar, Suudilerin hava trafiği üzerindeki etkisi şimdiden görülmeye başlandı; saldırılar uçuşlarda aksamalara yol açarken, bazı havayolu şirketlerinin de Riyad'a yapacakları uçuşları askıya almalarına veya iptal etmelerine neden oldu. Diğer taraftan Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen hükümetine verdiği destek nedeniyle üstlendiği maliyeti artırmaya çalışıyorlar.

Husiler; "ablukaya karşı abluka, tırmandırmaya karşı tırmandırma ve bir havaalanının hedef alınmasına karşılık başka bir havaalanını hedef alma" stratejisini izliyorlar. Suudi Arabistan’ın askeri, ekonomik ve siyasi zafiyetlerinden yararlanıyorlar, ülkenin istikrar imajı sergileme kapasitesini hedef alıyorlar, sonuç olarak, Riyad’ı savaşı Husilerin belirlediği şartlarla sona erdirmeye zorlamaktırlar. Yani rakiplerini zayıflatarak "Yemen içindeki iktidarlarını pekiştirmek" istemektedirler.

Bölgesel düzeyde ise Husiler, İran ile ilan ettikleri ittifakla bağlantılı hedefler güdüyor; ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında süregelen çatışmadan doğabilecek olası bölgesel çözüm süreçlerine dahil olmayı amaçlıyorlar.