Eşi benzeri görülmemiş seçim yaşadı İsrail.
27 Ekim’de yapılan seçimde çok yüksek bir katılım yaşandı.
Başbakan Binyamin Netanyahu, iktidarını korumak amacıyla yarıştı.
Karşısında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot liderliğinde muhalefet partileri koalisyonu yeraldı.
Eizenkot, Netanyahu’nun yönetimini sona erdirecek yeni bir hükümet kurmayı hedefliyor.
Bu seçimler, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından bu yana İsrail'de gerçekleştirilen ilk seçim. Bu bakımdan önem arz ediyor.
Netanyahu’nun bu dönemi Gazze, Lübnan ve İran ile savaşta geçti.
İsrail Knesset'i (İsrail parlamentosu), yeni milletvekillerini bekliyor.
İsrail seçimlerinde yaklaşık 23 bin oy geçersiz sayıldı.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki blok 53 sandalye elde etmişken, rakibi Gadi Eizenkot liderliğindeki blok 48 sandalyeye sahip oldu. Arap partileri ise 19 sandalye kazandı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümetin kurulmasını ve yeni bir seçimden uzak durulmasına dair 28 Ekim’de açıklamalarda bulundu.
İsrail’in içerisinde yüzde 20 nüfusa sahip olan Arap partileri kurulacak koalisyonun yapısını belirlemede belirleyici bir rol oynayacağı ortaya çıktı.
120 sandalyeli Knesset'te (mecliste) iktidara gelebilmek için 61 sandalye gerekiyor.
İsrail partileri Gazze ve Batı Şeria konusunda ne düşünüyor?
İsrail'deki siyasi güçlerin kafaları karışık.
Önlerinde toprak ilhakı, yerleşim yerlerinin genişletilmesi (istitan) ve Filistin yönetiminin geleceği…
En önemli sorunlarından biri elit kesimi, zengin Yahudi iş adamlarını, gençleri İsrail’de tutamamak…
Ayrıca Gazze'nin idaresi ne olacak.
Aralarında ciddi anlamda görüş ayrılıkları var.
Bazı siyasiler, Filistin devletinin kurulmasını reddedip İsrail kontrolünün çeşitli biçimlerde devam etmesini istiyor.
Bazıları da ilhakın durdurulması ve Gazze'de alternatif bir yönetimin kurulması çağrısında bulunuyor.
Yerleşim yerleri meselesi Filistin halkını bezdirmiş durumda.
Batı Şeria, siyasi partilerin söylemlerinde önemli bir yer tutuyor.
"Peace Now" (Barış Şimdi) adlı kuruluşa göre Filistinlilerin oturdukları alanlarda resmi olarak 148 yerleşim birimi kurulmuş.
Ayrıca gayri resmi olarak 390 ileri karakol ve çiftlikler bulunmaktadır.
1995 tarihli Oslo II Anlaşması, Batı Şeria'yı A, B ve C bölgelerine ayırmıştır. A Bölgesi'nde hem sivil hem de güvenlik sorumlulukları Filistin Yönetimi'ne aitti. B Bölgesi'nde sivil sorumluluklar ve Filistinliler için kamu düzenini sağlama görevi Filistin Yönetimi'nde, nihai güvenlik sorumluluğu İsrail'in elindeydi. Batı Şeria'nın yaklaşık %60'ını oluşturan C Bölgesi ise tamamen İsrail'in sivil ve güvenlik kontrolü altında kalacaktı.
Netenyahu nasıl bir yol izledi?
Ancak, Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud partisi, Yahudi halkının "İsrail Toprakları" üzerindeki hakkını mutlak olarak savunmakta ve bu toprakların tamamında İsrailli Yahudi vatandaşları için yerleşim birimleri kurulmasını iktidarı süresince hem desteklemiş hem de teşvik etmiştir.
Eylül 2025'te Netanyahu, Ürdün Nehri'nin batısında bir Filistin devleti kurulmasını reddetti ve Batı Şeria'daki yerleşim yerlerini genişletti.
Gazze Şeridi’nde ise İsrail'in güvenlik kontrolünü elinde tutması gerektiğini savundu.
7 Ekim 2023'te başlayan savaşın ardından, İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne yeniden girdi. Daha sonra, Ekim 2025'teki bir ateşkes anlaşması uyarınca İsrail ordusu "Sarı Hat" olarak adlandırılan sınıra çekildi; ancak bölgenin yarısından fazlası üzerindeki askeri kontrolünü korumaya devam etti.
İbrani Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Dr. Meir Masri, *Alhurra* kanalına verdiği demeçte, İsrail siyasi partilerinin üç ana kampta toplandığını belirtti: Batı Şeria'da İsrail kontrolü altında özerkliğin korunmasını savunan Likud; Batı Şeria'nın ilhakını destekleyen dini sağ; ve iki devletli çözümü savunan demokratik partiler ile Arap partileri.
İsrail Yumuşar mı?
Yeni kurulacak İsrail Hükümetinin Filistinlilere yönelik bazı sert politikaları yumuşatabileceği, ancak köklü bir değişikliğe gitmeyeceği tahmin edilmektedir.