2001 yılında kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te 1-2 Eylül tarihlerinde toplandı. Bu örgütün can damarı Çin’dir. Örgütün Şanghay'daki merkezinin finansmanı Çin tarafından sağlanmaktadır. Bu örgüt, ekonomik işbirliğin yanında çok sayıda üye ülkenin ve müşterek kuvvetlerin katılımıyla sekiz büyük ölçekli askeri tatbikat gerçekleştirmiştir. ŞİÖ’nün ana hedeflerinden biri belki en önemlisi, küresel güvenlik girişimlerini hayata geçirme arzusudur. Bu hedef dünya barışına katkı sağlayacak nitelikte görülmektedir. Çin Devlet Başkanı, Türkiye’nin de katıldığı Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısından hemen sonra Mısır'a hareket etmiştir. Akla gelen ilk soru, Pekin’in Mısır’la ne yapmak istediğidir.
Pekin, Kahire'den Ne İstiyor?
Mısır ve Çün arasında ticari ve teknolojik ilişkiler hızla gelişiyor. Çin’in Mısır’ı Ortadoğu ve Afrika ile olan ilişkilerinde ana üs olarak kullanacağı anlaşılıyor. İki ülke tarafından yapılan resmi açıklamalara göre altyapı, ticaret, telekomünikasyon, uzay teknolojisi, savunma ve yapay zeka alanlarını kapsayacak şekilde işbirliği yapılacak. Bilindiği gibi 100 milyonu aşan nüfusuyla Mısır, Süveyş Kanalı'nı kontrol ediyor ve Afrika, Orta Doğu, Avrupa ile Asya'nın kesişim noktasında yer alıyor. Çinli şirketler açısından Mısır; hem büyük bir pazar hem de diğer ülkelere ulaşmak adına üretim ve lojistik alanında potansiyel bir merkez teşkil ediyor. Pekin'in Kahire ile köklü siyasi ilişkilere sahip olduğu öteden beri bilinmektedir. Çin’le işbirliği Mısır’a, dünya siyasetinde avantajlar sağlıyor ve ekonomik alanda eli güçleniyor. Mısır'ın Çin’le imzaladığı ticaret anlaşmaları sayesinde Çin’in malları da Afrika, Arap ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor. Ancak Mısır açısından Çin’le ticari ilişkisi, dengeli bir şekilde yürümemektedir. Örneğin Mısır 2026'nın ilk altı ayında Çin'den 10,438 milyar dolar değerinde mal ithal ederken, Çin'e yaptığı ihracat yaklaşık 600 milyon dolar seviyesinde kalmıştır. Dolayısıyla bu durum, Mısır'ın Çin ile olan dış ticaret açığının yaklaşık 9,84 milyar dolar düzeyinde olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan birçok nedenle Mısır şirketleri, devlet destekli Çinli şirketlerle rekabet etmekte zorlanıyor. Mısır’da Çinli şirket sayısının Haziran 2026 sonu itibarıyla 3.971'e ulaştığı yazılıp çiziliyor. Aynı zamanda iki ülke arasındaki ortaklıklar giderek artan bir şekilde stratejik ve güvenlik boyutları içeren sektörlere yöneliyor. Pekin, bu gidişle Mısır’da Washington'ın yerini alacağa benziyor. Zira iki ülke arasında askeri iş birliği de giderek daha belirgin hale geldi. Mısır ve Çin, 2025 yılında ilk ortak hava tatbikatlarını gerçekleştirdi; bunu 2026'da her iki ülkeye ait savaş uçaklarının katıldığı bir başka tatbikat izledi. Bu tatbikatlar ve Çin'in silah satışları, Kahire'nin Washington'ı bırakıp Pekin'e yöneldiğinin bir kanıtı olarak görülüyor.
Mısır’ın ticari ve askeri ilişki kurduğu ülkelerden biri de belki de en önemlisi de Türkiye’dir. Bu anlamda Türkiye büyük güçlerle Mısır’da rekabet ediyor. Türkiye ve Çin de Orta Doğu'daki rolünü genişletmeye çalışan iki büyük ülke. Bu anlamda Türkiye’nin ve Çin’in söylemleri örtüşüyor. Ortak söylem: bölge ülkeleri kendi güvenliklerinin sorumluluğunu kendileri üstlenecek, dış müdahaleler reddedilecek, Filistin meselesi yeniden ele alınacak ve çözülecek, askeri ve ekonomik kalkınmada uluslararası iş birliğine gidilecek.
Türkiye’nin ve Çin’in bu politikaları, günümüzde çok anlamlı bir hale geldi. Zira Ortadoğu’da İran-ABD savaşı sonrası büyük güvenlik açığı oluştu. Hatta Ortadoğu dahil ABD ile yakın temasta bulunan bazı dünya ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri'ni "uluslararası standartlara ve hukuka bağlı kalmayan, güvenilmez bir ortak" olarak görmeye başladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek çok kutupluluk hususunda ilk adımı attı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Kırgızistan'daki zirvesinden dönüşte, şu açıklamalarda bulundu: "Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifinin Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmiyor. "Türkiye’nin hedefi, 360 derecelik vizyonla kendi ağırlığımızı dünyada artırmaktır."
Peki Ortadoğu’nun sorunlarını kim çözecek? Çin mi, Türkiye’mi?
Çin, Ortadoğu’nun sorunlarını çözebilir mi? Bu imkansız gibi gözüküyor. Yürütmüş olduğu ekonomik, askeri ve siyasi işbirlikleri ile başta Türkiye olmak üzere bölgenin büyük ülkelerinin bu sorunları çözeceği anlaşılıyor.