0
Dünyanın son deşifre edilen en sinsi ve hain örgütü FETÖ'nün din anlayışının da sorgulanması kamuoyunda başka tartışmaları da getirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın niçin geç kaldığı, zamanında milleti uyarmadığı şeklinde yapılan kısmen haklı büyük ölçüde maksadı aşan eleştiriler bir yana tüm İslami hassasiyeti olanların bu süreçten sorumluluğunun olduğu aşikardır.
Bu konu bir yana asıl ortaya çıkan husus, toplumun cemaat ve tarikatlara bakışında ciddi bir olumsuzluğun oluşması, yeni paralellerden korkulması, seküler anlayışın kutsanmaya başlanması oldu.
Başlık üzerinden bir soruyla başlayalım: Bugün ülkemizde fiili olarak varlıklarını sürdüren cemaat ve tarikatların, toplumu olumsuz dönüştürme gibi bir tehlikesi var mıdır? Buna evet veya hayır demenin çok bir anlamı yok. Anlamlı olan tarikatların gerçekten insanımızı; Hakka, hakikate, sıratı müstakime götürmesi, nefis terbiyesinde manevi bir gelişim sağlamasıdır.
Gerçekte olması gereken; herhangi bir tarikata giren, şeyh efendiye bağlanan kişinin, nefsini terbiye etmesi, dini daha sağlam yaşaması, İslam ahlakıyla ahlaklanması, her türlü nefsani arzu ve isteklerden arınması, kamil bir mümin olmasıdır. Ve bu sonucu ele etmek için bin bir mahrumiyetler ve sıkıntılar gerekir. Oysa bugün bir tarikata girmek, daha çok bir çevre edinme, statü elde etme, maddi imkanlardan yararlanma gibi amaç ve sonuçlar doğuruyor. Yusuf Kaplan kusura bakmasın. Tarikatlar, gerçek tarikat olsun, o zaman adamların ellerini de ayaklarını da öpelim. En başta biz kalkan olalım.
Şöyle bir bakalım:
"Aslolan ilim değil, zikirdir, siz kabukla biz özle uğraşıyoruz" diyerek alimleri ve ilmi küçümsemek, hangi İslam'da var?
"Şeyhim, yatakta kaç takla attığımı bilir, ahirette bana şefaat eder, kalbimden geçeni bilir, bana şarap iç dese tereddütsüz uyarım" inancı, hangi İslam'da var?
Oluşturdukları nüfuzla siyasete müdahale etmek, kontenjan almaya çalışmak, istihdam oluşturmaya çalışmak hangi İslam'da var?
Her gün akşam namazından sonra şeyhinin fotoğrafını önüne koyarak veya düşünerek onunla özdeşleşme emrini gencecik kadınlara vererek, kocası için yapmadığını namahreme yaptırmak hangi İslam'da var?
Dünyayı, yedilerin, kırkların yönettiği gibi tevhide, ulûhiyete aykırı anlayış, hangi İslam'da var?
Tarikat mensuplarını ihvan, kardeş olarak görmek hangi İslam'da var?
Kurdukları sosyal, ekonomik ve kültürel şirketler üzerinden, bir ibadet aşkıyla mürtlerini müşteriye dönüştürmek ve bir güç imparatorluğu kurmak hangi İslam'da var?
Babadan oğula, kayınpederden damada geçen bir silsile hangi liyakatte var.
Hadislerde geçen mehdi kavramını sulandırarak, bağlamından kopararak, kendine yontarak umutsuz beklentiler oluşturmak, istismar etmek, toplumsal kaos oluşturmak hangi İslam'da var?
Kendileri gibi düşünmeyen yaşamayan Müslümanları zavallı cehennemlikler olarak görmek hangi İslam'da var?
Peygamber Efendimizi (sav) adeta bir insanüstü varlık gibi sunarak, yaşanabilir örnekliğini yok etmek hangi İslam'da var?
Amacım tarikat karşıtlığı yapmak değil. İnanç ve amellerimizi Rabbimizin istediği ve Peygamber Efendimizin yaşadığı gibi şekillendirmek. Yoksa tarikatların, toplumların İslam'la bir köklü bağ kurmaları, İslamiyet'i yaymaları ve devam ettirmelerindeki önemini ve gerekliliğini biliyoruz.
Amacımız; "Ey iman edenler, iman edininiz" ayetinde istendiği gibi kalp dünyamızı manevi çekaptan geçirmektir.