Geçtiğimiz hafta, Allahü Teâlâ’nın varlığını ispat eden Nizam Delilini ele almıştık. Bu hafta ise, Gaye Delilini incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ.

Gaye Delili kısaca şudur: Kâinatta bulunan her varlık; belirli bir gayeye, hedefe ve hikmete uygun olarak yaratılmıştır. Bu durum; sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın varlığını gösterir. Çünkü birşeyin belirli bir gayeye ve amaca yönelik olarak meydana gelmesi; onu, o gayeye uygun olarak takdir eden ve yönlendiren bir iradeyi gerekli kılar. Gaye Delilinin mantıkî açılımı ise, şöyledir:

1) Kâinatta bulunan her varlık, belirli bir gayeye hizmet etmektedir: Arıların çiçekleri tozlaştırması, ağaçların meyve vermesi, bulutların yağmuru taşıması, nehirlerin yeryüzünü sulaması ve ozon tabakasının, canlıları zararlı ışınlardan koruması; bütün varlıkların belirli gayelere yönelik vazifeler üstlendiklerini göstermektedir.

2) Canlıların yapıları, üstlendikleri vazifelere tam uygundur: Kuşlara uçabilmeleri için kanatlar, balıklara yüzebilmeleri için yüzgeçler ve nefes almaları için solungaçlar, develere çöl şartlarına dayanabilecek özellikler; kutup canlılarına ise dondurucu soğuklarda yaşayabilecek yapılar ihsan edilmiştir. Her canlı, yaşayacağı ortama ve yerine getireceği göreve uygun özelliklerle yaratılmıştır.

3) Canlılar arasındaki karşılıklı fayda ilişkileri de, belirli gayelere yöneliktir: Bitkilerin insanlar ve hayvanlar için besin olması, arılarla çiçekler arasındaki karşılıklı fayda, ağaçların oksijen üretmesi ve ekosistemdeki bütün canlıların birbirini tamamlaması; tabiatta gayeli ve maksatlı bir işleyiş bulunduğunu göstermektedir.

4) Gayenin varlığı, ilim ve iradeyi gerekli kılar: Çünkü bir hedefe yönelik planlama ancak bilen, dileyen ve takdir eden bir fâilden meydanagelir. Şuursuz ve cansız varlıkların, kendi kendilerine hedefler belirlemeleri veya bir amacı gerçekleştirmek için plan yapmaları, aklen mümkün değildir.

5) Tesadüf de, gayeyi açıklayamaz: Tesadüf; bilinçsiz ve maksatsız olayları ifade eder. Hâlbuki kâinatta görülen sayısız hikmet ve fayda, varlıkların belirli gayelere göre yaratıldığını göstermektedir. Maksat ve hikmet taşıyan bir sistemler dizisinin, tesadüflerle açıklanması, aklın kabul edeceği bir izah değildir.

6) Sebepler de, bu gayelerin sahibi olamaz: Arı bal yapar; fakat balın insanlar için şifa ve gıda olmasını kendisi planlamaz. Ağaç meyve verir; fakat o meyvenin besin değerini kendisi belirlemez. Bulut yağmur taşır; fakat hangi toprağın ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu bilmez. Bu sebeplerin tamamı kendilerine verilen vazifeyi yerine getiren vasıtalardır. Dolayısıyla sebepler; gayeleri belirleyemez.

7) Binaenaleyh kâinattaki bütün gayelerin, bir yarıcısı ve takdir edeni vardır: Varlıkların en küçük ayrıntısından en büyük sistemlerine kadar görülen bu gayeli yaratılış; herşeyi bilen, her şeyi yerli yerince takdir eden ve hiçbir işi boşuna yapmayan bir Yaratıcı’nın varlığını açıkça göstermektedir.

8) İşte O Yaratıcı, Allahü Teâlâ’dır: Çünkü kâinatta görülen her hikmet, her fayda, her maksat ve her uygunluk; O’nun sonsuz ilmini, iradesini, kudretini ve hikmetini göstermektedir. Dolayısıyla Gaye Delili, Allahü Teâlâ’nın varlığını ortaya koyan en açık ve en güçlü aklî delillerden biridir.

Gaye Delili; sadece dinî bir kabule dayanmaz. O, aynı zamanda akl-ı selîmin de zorunlu olarak kabul ettiği büyük bir hakikati ifade eder. Çünkü herhangi basit bir âletin bile belirli bir amaç için üretildiğini kabul eden akıl; sayısız hikmet ve fayda ile donatılmış bulunan bu muhteşem kâinatın gayesiz ve sahipsiz olduğunu asla kabul etmez.

Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:

Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra semâya yönelip onları yedi kat gök olarak tastamam tanzîm eden Odur. O, her şeyi hakkıyle bilendir. (Bakara 29)

O Rabbiniz, sizin için yeryüzünü bir döşek, göğü de bir binâ yaptı. Gökten yağmur indirip onunla size rızık olarak çeşitli meyveler, ürünler çıkardı…” (Bakara 22)

Biz gökleri, yeri ve aralarında bulunan her şeyi gerçek bir sebep ve hikmetle yarattık…” (Hicr 85)

(Devamı haftaya…)