0

Lafı uzatmaya başlamadan önce söyleyelim. Suriyelilere vatandaşlık ve-ril-me-li…

Arkasından da tüm Türkiye'ye soralım…

1980'lerdan başlarsak Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen Türklere (Müslümanlara), 90'larda Irak'tan gelen Kürtlere, Bosna'dan gelen Boşnaklara, Kafkasya ve Orta Asya'dan gelen Türklere ve Doğu Türkistanlılara, devamında Çeçenler, Kırımlılar, Arnavutlar ve Makedonlar… Geçen ay da Ahıska Türklerine. Bugüne kadar Türkiye, birçok farklı etnik gruba mensup insana kucağını açıyor da, Suriyeli Araplara niye açmasın?

Ne olduysa bugün; Suriyelilere, yukarıda saydığımız etnik gruplara gösterilen hoşgörü gösterilmiyor. Ne yani bir Kürt, bir Türk, bir Çeçen, bir Arnavut, bir Balkanlı, bir Çerkez, bir Kırımlı, bir Orta Asyalı, bir Arap'tan daha mı üstün? Ya da daha mı ayrıcalıklı?

Oysa, daha önceki göçler de etnik temele dayanmıyordu. Yani, Müslüman oldukları için bu millet, göçmenleri bağrına bastı. Bugüne kadar, diğer göçmenlerin entegrasyonu noktasında olduğu gibi eğitim, kültür, sağlık, barınma ve ekonomik yardım da bulunulmasına ses çıkartılmıyor da, söz konusu Araplar olunca neden rahatsız olunuyor?

Elbette kabul ediyorum, ciddi bir entegrasyon problemiyle karşı karşıyayız. Öyle ki, toplu taşıma araçlarından tutun, hastane, okul, lokanta, çarşı-pazara ve kafeteryasına kadar, park-bahçe ve sokakta gördüğümüz veya birlikte yaşadığımız Suriyeli misafirlerimiz vatandaşlarımızla konuşması, gülüşü, oturup-kalkmasıyla ciddi bir davranış farklılığımız söz konusu. Bunun dışında dil, eğitim, yeme-içme, toplum içi davranış gibi kültür şoku olan konulara girmiyorum bile. Üstüne dilencilik, gasp, cinayet, taciz ve dolandırıcılık gibi olumsuz vakalar da eklenince, 3 milyonluk gibi bir kitle hakkında, ön yargılı bir bakışa sahip olmak hiç de zor değil!!!

Fakat şunu da göz ardı etmeyelim. 3 milyon insan içinde, 40-50 bin (Neredeyse bir stadyum büyüklüğünde) marazi kişi(ler) yüzünden, milyonlarca mazlum ve vatanını terk etmek zorunda kalmış insana kucak açmamıza engel olmamalı. Beğenseniz de, beğenmeseniz de, en az 3 milyonluk bir toplulukla beraber yaşıyoruz.

Bugün AB, Frontex ve benzeri oluşumlarla nitelikli işgücünü sömürge dönemlerini andıran uygulamalarla iş hayatına dahil ederken, Türkiye de Suriyeli vatandaşlarımızın birikimlerini içselleştirmeli ve insan gücünden (Doktor, öğretmen, tüccar, akademisyen, pilot, mühendis…) istifade etmelidir. Çünkü Suriye'nin bölünmesi veya savaşın sona ermesi durumunda Türkiye Pasaportlu Suriyeliler, demografik yapıda önemli bir güç olacaktır. Sadece siyasi değil. Ekonomik açıdan da Suriyeli girişimcilerin önünü açmak ve Türk iktisat hayatında birikimlerin ve yönetişim biçimlerinden istifade etmek gerekli.

Suriyelilere vatandaşlık verilmesi noktasında gelen yoğun eleştiriler, aslında ekonomi temelinde gelişiyor. Örneğin hastane, barınma, üniversiteler de gibi düzenli yardımlar, indirimler ve ayrıcalıklar tanınması, sosyal güvenlik ve nakdi para yardımları alınması Türk halkında rahatsızlığa neden olduğu açık. Anlaşılan kimse, kendi sosyal hayatında ekonomi temelinde Suriyelileri paydaş kabul etmek istemiyor.

Ekonomi hadisesi aslında, Hükümete yöneltilen sessiz bir eleştiri olarak da okumak lazım. Sessiz diyorum. Çünkü Ak Parti'ye mensup ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a gönül vermiş insanlarda Suriyelilere vatandaşlık verilmesine karşı!!.

Haksızlık da yapmamak lazım. Türkiye halkı, büyük bir sabırla yaklaşık 5 yıldır, Suriyelilere tahammül gösterdiği gibi yardımda bulunurken de üşengeçlik veya bezginlik göstermiyor (Kötü örnekler varsa ben bilmiyorum.) Fakat, Suriyelileri sosyal ve ekonomik hayatlarında bir tehdit olarak görüyorsa; karar alıcı yöneticiler eleştirileri iyi irdelemeli. Suriyelilere vatandaşlık verilmesini ekonomi, siyasi, dini, etnik… nedenden ötürü karşı çıkanlar, Avrupa'daki ırkçı PEGİDA gibi oluşumlardan farklı davranmadığını söylememiz gerekir. Bugün CHP'nin başını çektiği ve meseleye ekonomik bir tehdit ve siyasi bir hesaplaşma içerisinde olanlar, önce insani tutumlarını gözden geçirmesi gereklidir.

Suriyelilere vatandaşlık vermeliyiz. Çünkü, bu topraklar, onların da baba ocağıdır.

Gerek akademide, gerekse medyada övünüp dururuz. ''Osmanlı, İspanya'da ki Safarad Yahudilerine kucak açmış'' ya da Fatih Sultan Mehmet, ''İstanbul'da Ortodoksların yaşamasına müsaade etmiş'' ''Bulgaristan Türküne sahip çıktık''diye, peki, Suriyelilerle bir Yahudi kadar, bir Ortodoks kadar ekmeğimizi bölüşemeyecek miyiz? Yoksa takiye mi yapıyordunuz?

Yapmayın, Allah aşkına!!!

Evet sinir bozucu bir meseleyle karşı karşıyayız. Ancak, sokaklardaki dilenciler yüzünden bir milleti dilenci olarak tanımlamak insafsızca…

Şimdiden bazı medya organları ve sosyal medya da yalan-dolan veya abartılmış haberler çıktı bile.''Suriyeliler, Türk bayrağını yaktı'', ''Suriyeliler, Türkiye'ye küfür etti'', ''Suriyeliler, Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet etti'','' Suriyeliler, adam öldürdü'','' Suriyeliler, hırsızlık yaptı''… uzayıp gidiyor. Ne yani Türkler yapmıyor mu? Kürtler yapmıyor mu? Çerkezler yapmıyor mu? Balkanlardan ve Kafkasya'dan gelenler yapmıyor mu? Terbiyesizlik, şerefsizlik, ihanet her yerde aynıdır. Kişilerin yaptığı eylemler, etnik ve dini aidiyetlerini bağlamaz. Şahısları ilgilendirir.

Anadolu toprakları, her türlü siyasi ve ekonomik sıkıntılara rağmen, milyonlarca insanın, şiddet ve zulümden kaçarak huzur içinde yaşadığı vatanları oldu. Dün böyleydi. Yarın da öyle olacak. Asıl marazi olan ise; Türkiye'ye Suriyeliler gibi benzer entegrasyon cenderesinden geçmiş Kürtler, Balkan muhacirleri (Bulgaristan-Yunanistan), Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkez, Kırım, Orta Asyalı…. Kimliğine mensup insanların, Suriyelilere vatandaşlık verilmesine karşı çıkması!!! Ne demişler: 'Beyin fukara olunca, Dil ukala olurmuş'

[email protected]

@HusamettinAslan