Ukrayna Savaşı, Avrupa'nın güvenlik mimarisini, Karadeniz'in stratejik dengesini, enerji ve ticaret yollarını, Kafkasya'yı ve Orta Asya'daki güç ilişkilerini de değiştiriyor. Bu büyük dönüşümün merkezinde ise Türkiye bulunuyor.
Elbette Türkiye'nin önemi yalnızca Rusya ile Ukrayna arasında bulunmasından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda NATO üyesi, Karadeniz'in en önemli ülkelerinden biri, Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan bir kapı, Avrupa ile Asya arasındaki ticaret yollarının kritik güzergâhında yer alıyor.
Üstelik Ankara savaş boyunca Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklerken Rusya ile diplomatik ilişkilerini de koparmadı. İşte Türkiye'nin değişen jeopolitik konumunu anlamak için bu dengeyi doğru okumak gerekiyor.
Karadeniz yeniden merkezde
Ukrayna Savaşı'nın Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri Karadeniz'in stratejik öneminin daha da artması oldu. Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı, Ukrayna'nın limanları, ticari gemilerin güvenliği ve enerji hatları Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Karadeniz'de güvenliğin bozulması, yalnızca Rusya ve Ukrayna'yı değil, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını da etkiliyor.
Bu noktada Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye'ye özel bir konum kazandırıyor. Türkiye, savaş gemilerinin Karadeniz'e giriş ve çıkışını düzenleyen sözleşmenin uygulayıcısı olarak önemli bir sorumluluk taşıyor.
Rusya ile ilişkiler
Ankara, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü savurken, Moskova ile görüşmeye devam ediyor olması, dış politika açısından büyük bir başarıdır. Türkiye'nin bulunduğu coğrafya bakımından bunun farklı bir anlamı var. Rusya, Türkiye'nin yalnızca kuzeyindeki bir ülke değil, Karadeniz'de, Kafkasya'da, enerji alanında ve Avrasya'da etkili bir güçtür.
Bu nedenle Ankara açısından mesele, Rusya ile bütün ilişkileri koparmak değil; Ukrayna'nın yanında dururken Rusya ile konuşabilecek diplomatik kanalları da korumaktır. Onun için Türkiye, savaş boyunca arabuluculuk ve müzakere girişimlerinde bulunabilmesi bu çok yönlü dış politikanın sonucudur.
Türk dünyasında yeni hareket alanı
Ukrayna Savaşı'nın Türkiye açısından daha az konuşulan sonuçlarından biri ise Kafkasya ve Orta Asya'da ortaya çıkıyor. Rusya'nın bölgedeki geleneksel ağırlığı ve geleceği tartışılırken, Türk devletlerinin kendi stratejik hareket alanlarını genişletme arayışları önem kazanıyor.
Türkiye'nin önündeki hat artık daha fazla dikkat çekiyor: Türkiye – Azerbaycan – Hazar – Orta Asya. Bu hattın anlamı yalnızca ortak tarih ve kültür değil, ekonomi, enerji, ulaştırma, savunma ve diplomasi de bu ilişkinin parçaları. Türk Devletleri Teşkilatı'nın giderek kurumsallaşması da bu açıdan önem taşıyor.
Ancak burada ölçüyü korumak gerekiyor. Türk dünyasının bugün tek bir siyasi veya askeri blok hâline henüz gelmedi. Fakat Türk devletleri arasındaki ekonomik, kültürel ve siyasi işbirliğinin giderek daha kurumsal bir nitelik kazandığı bir gerçektir.
Orta Koridor
Bütün bu gelişmelerin ekonomik karşılığı ise Orta Koridor'da ortaya çıkıyor. Çin'den başlayan güzergâhın Orta Asya ve Hazar üzerinden Azerbaycan ve Gürcistan'a, oradan Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması, Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasındaki ticaret bağlantısındaki önemini artırıyor. Mesele yalnızca demiryolları veya taşımacılık olarak değil, 21. Yüzyılın ticaret yolları aynı zamanda jeopolitik güç yollarıdır.
Bu nedenle Türkiye'nin Türk dünyası politikası yalnızca ortak tarih, dil ve kültür üzerinden okunmamalıdır. Demiryolları, limanlar, enerji hatları, lojistik merkezler ve ticaret anlaşmaları da dış politikanın araçlarıdır.
Çin faktörü
Rusya'nın bölgesel etkisinin değişmesi, Türkiye için her şeyin kolay olacağı anlamına gelmez. Zira Avrasya'nın diğer büyük gücü Çin’dir. Çin'in Orta Asya'daki ekonomik ağırlığı ve bölgedeki yatırımları Türkiye'nin politikalarını doğrudan etkileyebilir.
Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki tablo artık yalnızca Türkiye-Rusya ilişkilerinden ibaret değil. Rusya, Çin, Türkiye ve Avrupa aynı jeopolitik denklem içerisinde yer alıyor. Türkiye açısından asıl mesele de bu güç merkezlerinden birisini seçmekten ziyade, hepsiyle ilişkilerini yönetirken kendi stratejik hareket alanını koruyabilmektir.
Türkiye'nin önündeki yeni dönem
Ukrayna Savaşı'nın ne zaman ve nasıl sona ereceğini bugün kesin olarak söylemek mümkün değil. Fakat savaşın sonuçlarının Ukrayna sınırlarının çok ötesine taşındığı açık. Karadeniz'in önemi artıyor. Rusya'nın çevresindeki ülkelerin stratejik hesapları değişiyor. Türk dünyası daha fazla kurumsallaşıyor. Orta Koridor önem kazanıyor. Çin'in Avrasya'daki ağırlığı sürüyor.
Bütün bu gelişmeler Türkiye'ye yeni fırsatlar sunduğu kadar yeni sorumluluklar da yüklüyor. Türkiye'nin önündeki mesele artık yalnızca “Hangi tarafın yanında olacağız?” ziyade yeniden şekillenen Avrasya'da Türkiye kendi stratejik ağırlığını ne kadar artırabilecek? Türkiye'nin asıl sınavı, belki de savaş sona erdikten sonra başlayacaktır...