0

1000 yıl kesintisiz dünyanın gidişatına yön veren, adaleti ve barışı hakim kılmak için yeryüzünde mücadele veren Müslümanlar son 3 asırdır yenilgi üzerine yenilgi, bozgun üzerine bozgun yaşamaktalar. İslam'ın değil, Müslümanların mağlubiyeti sebebiyle sadece Müslümanlar değil, tüm ezilen milletler tarihin en koyu ve yoğun zulümleri ile yüz yüze geldiler. Sömürü ve savaşlar insanlığın belini büktü, yaşama sevincini elinden aldı. Böylesine trajik bozgunlar çağında biz Müslümanlara düşen sadece ve sadece Allah'tan ümid kesmeden gayret sarfetmek ve aydınlık şafağımızın atacağı gün için hazırlanmak olmalıdır. Müslüman pessimist/kötümser/bedbin olamaz; zira Rabbimiz Hz. Yusuf'un (as) kıssasını anlattığı Yusuf Suresi 87. Ayet'te "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu kafirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez" buyuruyor.

Gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın olunan zamandır. Tüm ümidimizi kaybetme noktasına geldiğimiz noktada, bir yanımızın yaprak dökmeye başladığı demde, Allah'ın izni ile Fettah olan Rabbimiz bize en hayırlı kapıları açarak, hayatımızı bahar bahçeye dönüştürme kudretine sahiptir. Bireylerin de, toplumların da, mücadelelerin de süreçleri böyle olaylarla başlar ve sonuçlanır. Yeter ki birey ya da toplum kendini sarsılmaz biçimde ideallerine, ilkelerine ve hedeflerine adasın. Bu adanmışlık ve ilkelilik olduktan sonra bozgunda bile zafer ve fetih rüyası görmek, daha da ötesi bu rüyayı hakikat kılmak mümkündür. Tarih bunun örnekleriyle doludur, hemen hemen başarılı her insanın ve hareketin geçmişinde böyle olaylar mevcuttur. Bunun en somut örneklerinden birinin hikayesini sizinle paylaşmak istiyorum.

Dünyada yaşamış ve hüküm sürmüş en büyük devlet ve siyaset adamlarından, aynı zamanda edebiyatçı olan Babür Şah'ın hayatı yukarıda bahsettiğim bozgunda fetih rüyasının en büyük örneklerinden birisidir.

Asıl adı Zahireddin Muhammed Babür olan Babür Şah, dünyanın en büyük devletlerinden olan ve İngilizlerin işgaline kadar 332 yıl hüküm süren Hindistan'daki Gürganiyye Devletini'nin kurucusudur. Timur Han soyundan gelip, babası, Sultan Ebu Said'in oğlu, Fergana hükümdarı Ömer Şeyh Mirza'dır.

Babür Şah, 14 Şubat 1483'te Fergana'da doğdu. 1493'te babasının ölümü üzerine, Fergana hükümetine varis oldu. 1511 Ekiminde Semerkant İmparatorluk tahtına oturdu. Bir ay sonra Taşkent'i, Buhara'yı aldı, bütün Maveraünnehir'e hakim oldu. Fakat çok kısa süre sonra Özbekler tarafından ata yurdundan kovuldu, devletini kaybetti.


Bu trajik bozguna uğrayan ve büyük devletini, ata yurdunu kaybeden aynı Babür Şah, yılmadı ve geçilemez denen Hayber Geçidi'ni 1519'da aştı ve Hindistan'a girdi. Pencab'a düzenlediği beş sefer sonunda bütün kuzey Hindistan'ı fethetti. 1525'te Hindistan'ın tamamını fethetmek üzere Kabil'den ayrıldı. Paniput Meydan Muharebesinde Sultan İbrahim Ludi'nin 100.000 asker ve 1.000 filden müteşekkil büyük ordusunu yendi. Bu zaferle Babürlüler (Gürganiyye) Devletini kesin olarak kurdu (1526) ve bu devlet yaklaşık 4 asır Hindistan'a egemen oldu.

Babür Şah, 25 Aralık 1530'da Agra'da öldü ve vasiyeti üzerine pek sevdiği Kabil'e götürülüp, orada gömüldü. Âlim, edip bir lider olan Babür Şah'ın bence büyük imparatorluğundan da daha büyük olan eseri, kendi hayatını ve yaşadıklarını anlattığı Tüzük-i Baburî (Babürname) adını verdiği kitabıdır. Babür, Türkçe'den başka pek mükemmel surette Farsça, Arapça ve Moğolca biliyordu. Ölümünden sonra "Hazret-i Firdevs-Mekani" ve "Hazret- i Giti-Sitani" (Cihan Fatihi) diye anılmıştır.

Dünyanın genelinde üç asırdır Müslümanların, zahiren toptan ve baştan mağlup olarak başladıkları ve ilan edildikleri mücadelelerde; hadiselerin birdenbire değişip çok kısa süre zarfında galibiyete, zafere ve başarıya dönüşeceğine inananlardanım.

Evet sorunlarımız var, bozgunlarımız ve yenilgilerimiz var. Kaygılarımız, geleceğe dair endişelerimiz var. Ancak tüm bu sorun ve sıkıntılarımızı çözmede, halletmede bize rahmetiyle muamele eden bir Rabbimiz VAR. O ne güzel vekildir. O'ndan asla ümid kesemeyiz. Şairin de dediği gibi:

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUN...