0
Bugün 1 Ramazan 1435. Bizi hicretten sonra 1434. kez kendi ismini taşıyan Ramazan-ı Şerife kavuşturan Alemlerin Rabbine hamd olsun. Ramazan ayında oruç, hicretin 2. yılında farz kılındı. Neden daha evvel değil? Mekke'de Müslümanların iktisadi şartları pek iyi değildi. Bitmek tükenmek bilmeyen, her türlü zulme, boykota ve ambargoya muhatap oluyorlardı. Çoğunlukla günlerce yiyecek lokma dahi bulamıyorlardı. Düzenli olarak öğünler halinde yemek bile mümkün değildi. Bu şartlarda oruç tutmak daha kolay olmasına rağmen neden Mekke'de farz kılınmadı oruç?
Aslında bu sorunun cevabı şudur: Ramazan sadece belli öğünleri atlamak, yememek değildir. Oruçtan asıl maksat, manevi inşa, imar ve tamirimize bütünleyici ve üstün bir katkıda bulunmaktır. İşte hicret sonrası Medine'de Müslümanlar emniyet içinde bu imkan ve şartlara kavuştular.
Evet, hiç şüphesiz, Ramazan-ı Şerif, yılın en önemli ayıdır. Mü'minler O'nu hasretle, şevkle ve arzuyla bekler. Ramazan'dan 2 ay önce başlayan Receb'in başında, Efendimiz şu duayı etti ve bize öğretti: "Ya Rabbi, bize Recep ve Şaban'ı mübarek eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır."
Ramazan esnasında mü'minler, Allah'ın rahmetini, mağfiretini ve cehennem azabından korunmayı temenni ve niyaz ederler. Sözümüzü, ahdimizi yenilemenin; yaratıcımızla ilişkimizi yeniden tesis etmenin ayıdır Ramazan. Müslüman toplumlar içinde hakk ve hakikat güllerinin açıldığı; hayır, hikmet, yardımlaşma ve dayanışmanın bahar mevsimidir Ramazan. Şeyh Ahmed Faruki rahimehullah şöyle ifade etmişti: "Diğer tüm aylardaki rahmet ve bereketi toplasanız, birbiriyle çarpsanız yine de Ramazan'ınkine yetişemez". Ramazan her bir mü'mine imanını parlatma, yakinini artırma, kalp ve ruhunu arındırma, ve nefsinin esaretinden kurtularak şeytani olan tüm iz ve tesirlerden uzaklaşma fırsat ve imkanını bahşeder.
Rasulullah (sav) "Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" buyurdu.
Bu büyük mükafat imkanının yanında, maalesef kıymetini bilemeyen ve hakkını veremeyenlerimiz için büyük bir kayıp da söz konusudur. Diğer ayları değerlendirmezsek sadece o ayı, ama Ramazan'ın hakkını veremezsek tüm bir yılı hatta her şeyi kaybetme riski ile karşı karşıyayız. Bir günlük bir orucu dahi haklı ve meşru bir sebep olmaksızın tutmayan kişi tüm ömrü boyunca oruç tutsa onun yerini tutmaz. Rasulullah'ın (sav) lanetlediği üç kişiden biri, iyi bir sağlıklı durumda Ramazan'a ulaşıp da Allah'ın rahmetini aramayan ve oruç tutmayan kişidir.
Elbette orucu kasten tutmayan bu kategoriye girdiği gibi, oruç tutup ibadet ettiği halde günahlardan uzak durmayan ve Ramazan'ın verdiği sayısız nimeti elinin tersiyle iterek kalbini arındırmayan kişi de kayıptadır. Bu hususta Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Nice oruç tutan kimsenin oruçtan nasibi açlık ve susuzluktur. Nice gece ibadete kalkan kimsenin kalkmaktan nasibi sadece uykusuzluktur".
Bunun şuurunda olanlar için Ramazan şüphesiz çok özel bir zaman dilimidir. Bu bereketli anları namaz, Kur'an tilaveti, sadaka, zekat ve hayır işleri ile geçirmek hayatlarımıza anlam ve değer katacaktır.
İslam'da ruhbanlık yoktur. Rabbimiz, kalıcı ve sürekli bir biçimde, imtihanımızın mekanı olan bu yalan dünyadan soyutlanmamızı da istemiyor. Ancak yoğunlaştığımız ve maalesef kendimizi kaybedip gittiğimiz bu hayattan da bazen molalar almamızı öğütlüyor. Günde beş kez eda ettiğimiz namaz ibadeti aslında bunun en somut örneğidir. Birkaç dakikalığına da olsa, günün uzun saatleri içinde, dünya işlerini bir kenara bırakıp Allah'ın huzuruna varıp, el bağlayıp, rüku ve secde edişimiz bunun en güzel misali ve görüntüsüdür. Teslimiyetimizin nişanesidir. Ramazan ayı ise, adeta bunu daha yüksek bir platoya ve istasyona yükselten bir periyoddur. Bir ay boyunca yoğunlaştırılmış bir eğitim ve terbiye dönemidir.
İnşaAllah bu doğrudan ve meşakkatli ibadetle tabiri caizse iyice zayıflayan pillerimizi yeniden ve daha güçlü bir biçimde doldurma imkan ve fırsatını yakalıyoruz. Ramazan manevi kuvvetimizi yeniden inşa zamanıdır. Bundan hakkıyla ne kadar istifade edeceğimiz ise sadece bizim gayret ve niyetimize bağlıdır.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise Cehennem ateşinden kurtuluş olan bu mübarek zamanlarda en büyük duamız; tuttuğumuz oruçların, ümmetimizin düçar olduğu tüm maddi ve manevi belalardan kurtuluşuna vesile olmasıdır. Ramazan, Allahın ayıdır ve O'nun isimlerinden birisidir.
Ya Ramazan, Ya Mucib Allahımız!
Bize rahmet ve mağfiret eyle, koru ve kurtar bizi bu işgal, istila, kan, gözyaşı ve cehaletten. Dualarımızı dergahı izzetinde kabul ve makbul eyle.Amin.
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ…