HB web masthead
Dolar (USD)
16.1414
Euro (EUR)
17.3556
Gram Altın
967.052
BIST 100
2375
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

11 Ağustos 2021

​Adalet Şarttır

Türkiye, dünya devletleri içerisinde daha saygın bir yer edinmek için işe önce adaletten başlamalıdır. Zira bir toplumda ancak adalet ile değerler, ilkeler, idealler, erdemler somutlaşır. Herkesin hak ettiği ceza veya ödül adalet ile verildiği zaman toplumda huzur ve güven olur.

Geçen haftaki yazımızda ‘’doğal çevre’’ ve ‘’kültürel çevre’’ kavramlarına kısaca değinmiştik. Bizler hem doğal hem de kültürel bir çevrede yaşıyoruz. İçinde yaşadığımız doğal ve kültürel çevre hakkında bilgimiz sınırlı olsa da, ilgimiz ve merakımız önünde hiçbir engel yoktur.

Sonsuz kudret sahibi, dünyaya ve maddeye bahşettiği güneş ile yalın ve mucizevi kanunlarla teşekkül etmiştir. Gezegenler, evrende mesafe ve büyüklük bakımından birbiriyle ilişki içinde hem kendi eksenleri hem de ortak bir merkez etrafında sürekli dönerler.

Dünya, âlemler korosu içinde, ışığı, ısıyı, yaşama ve gelişme gücünü borçlu olduğu, sayısız bağlarla bağlandığı güneşle birlikte anlam kazanmıştır. Sosyal ve siyasal sistemler de, adaletle idare edildiği zaman ancak anlam kazanır.

Tabiatla ilgili bilgimiz geliştikçe hem ondan istifade ederiz hem de olaylara karşı önlem alırız. Örneğin depreme engel olamayız ama depreme dayanıklı yapılar inşa ederiz. Demek ki, tabiatla ilişkimizde ancak kurallara uyarak daha güvende olabiliriz.

Siyasal sistemlerde de ülkenin iç politik yapısı, vatandaşların yönetime ve karar alma süreçlerine etkisi, siyasal örgütlenme şekillerinin yerel ve milli yönetim biçimleri adalete uygun olduğu zaman o toplumda huzur ve güven sağlanır.

Bakınız insanoğlu tarih boyunca, doğal afetlerde kaybettiği insanlardan daha fazlasını siyasal çatışmalarda kaybetmiştir. Bütün çatışmaları alıp inceleyin temelinde mutlaka adaletsizlikler bulacaksınız.

Doğal afetlere karşı önlem aldığımız gibi, toplumsal barışımızı tehdit eden her türlü adaletsizliğe karşı iktidarıyla, muhalefetiyle tedbir almak zorundayız. İster kamuda, ister özel sektörde olsun, bir kurumda adaletin ilkeleri gözetildiği zaman o kurumda çalışan herkes, hayırda birbiriyle yarışır.

Adaletin hâkim olduğu bir toplumda herkes kötülüğe engel, iyiliğin gelişmesine hizmet eder. Bunun için önce toplumu oluşturan biz bireylerin adil olması lazım. Adil bir anlayışa sahip bireyler ancak özgür bir ruha sahip olabilirler. Çünkü adalet duygusu insana özgüven verir.

Toplumu belli bir hedefe yönlendirmek isteyen siyasi iktidarlar, adalet ile hareket ettiği zaman toplumu ikna etmesi daha kolaylaşır. Çünkü Adalet, insanın tabiatında asıldır, zulüm arızidir. Toplum, devlete ödediği vergilerin adaletle korunduğuna inanırsa daha çok ödemek ister.

Adaletin ilkeleri gözetilerek, parti teşkilatlarına, vakıflara, derneklere, şirketlere, devletin önemli makamlarına atanan kişiler olursa, toplumun enerjisini tüketen haset hastalığının zararlarını azaltırsınız.

Sonuç

Bilindiği gibi üç kıtanın merkezinde yer alan Türkiye, çıkar çatışmalarının stratejik savaş alanı, adalet ile zulmün cephe hattı, sömürgecilerin odak noktasıdır. Türkiye, hakkında en çok üretilen yalan ve dolanın başlıca konusu, kameraların ilgi odağıdır.

Bütün bunlar iktidara, muhalefete ve tüm topluma büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Ancak adalet ile hareket edildiğinde bu sorumluluğun altından kalkılabilir. Yerlerin aşınması ve yıldızların yer değiştirmesi gibi, araçlar aşınabilir ve tesir sahaları değişebilir.

Ancak varlığımızın borçlu olduğu adalet duygusu asla değişmez. Adalet idraki sonsuzdur, kâinatı ayakta tutan görünmez direkler kadar sağlamdır. Bu nedenle bir kez daha diyoruz ki Türkiye, dünya devletlerinin içinde saygın bir yer edinmek istiyorsa, adalet şarttır.

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement