Geçen hafta bu köşede, İsrail'in Batı dünyası açısından stratejik bir ortak mı yoksa giderek ağırlaşan bir stratejik külfet mi olduğu sorusunu gündeme taşımıştık. Yazımızda Batı-İsrail ilişkilerinin ortak değerler üzerine değil, ortak çıkarlar üzerine inşa edildiğini ifade etmiştik. Çıkarların değişmesi hâlinde ilişkinin niteliğinin de yeniden tartışılabileceğine dikkat çekmiştik.

Aradan çok geçmeden Amerikan kamuoyunun en etkili gazetelerinden biri olan New York Times'ta yayımlanan dikkat çekici bir analiz, benzer bir tartışmanın artık ABD siyasetinin merkezinde de görünür hâle geldiğini ortaya koydu. Jonathan Mahler imzasını taşıyan ve “AIPAC Demokratların İsrail'i Desteklemesini İstiyor. Ancak Demokratlar AIPAC'tan Uzaklaşıyor” başlığıyla yayımlanan yazı, yalnızca bir seçim kampanyasını anlatmıyor. Onlarca yıldır sorgulanmadan kabul edilen bir ilişkinin giderek daha fazla sorgulandığını gözler önüne seriyor.

Peki, AIPAC nedir?

Açılımı “American Israel Public Affairs Committee” (Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi) olan AIPAC, Washington'daki en etkili lobi kuruluşlarından biridir. Temel amacı, ABD ile İsrail arasındaki siyasi, askerî ve stratejik ilişkileri güçlendirmek ve Amerikan Kongresi'nde İsrail lehine politikaların desteklenmesini sağlamaktır.

Yaklaşık yetmiş yıldır faaliyet gösteren AIPAC, yalnızca bir sivil toplum kuruluşu veya düşünce kuruluşu değildir. Sahip olduğu geniş bağışçı ağı, Kongre üzerindeki etkisi ve seçim kampanyalarındaki ağırlığı nedeniyle Amerikan siyasetinin en güçlü baskı gruplarından biri olarak kabul edilmektedir. Uzun yıllar boyunca hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen AIPAC, İsrail yanlısı siyasetin Washington'daki en önemli temsilcisi olmuştur.

İşte New York Times'ta yayımlanan analizin dikkat çekici yanı da burada ortaya çıkmaktadır. Çünkü yazı, yalnızca AIPAC'ın faaliyetlerini değil, aynı zamanda onlarca yıldır neredeyse tartışılmaz kabul edilen bu etkinin artık sorgulanmaya başlandığını göstermektedir.

Makaleye göre geçmişte AIPAC, Amerikan siyasetinde dokunulmaz bir konuma sahipti. İsrail, Holokost sonrasında bir müttefik olarak kabul edildi. Amerika ile aynı stratejik hedefleri paylaştığı düşünülüyordu. Bu nedenle İsrail'e verilen destek hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında geniş bir mutabakat alanı oluşturuyordu.

Ancak zamanla bu tablo değişmeye başladı. Özellikle Netanyahu hükümetinin saldırgan politikaları ve son olarak Gazze katliamları, Demokrat Parti tabanında İsrail'e yönelik bakışın önemli ölçüde değişmesine yol açtı.

New York Times'ın dikkat çektiği asıl husus, AIPAC'ın bu değişime verdiği tepki oldu. Kuruluş, İsrail'e verilen desteği korumak amacıyla seçim kampanyalarında daha fazla mali kaynak kullanmaya, adayları desteklemeye veya karşı kampanyalar yürütmeye başladı. Fakat paradoksal biçimde, bu durum İsrail yanlısı mutabakatı güçlendirmek yerine, AIPAC'ın ve dolayısıyla İsrail politikasının daha fazla tartışılmasına neden oldu.

Yazıda verilen örnekler, artık yalnızca İsrail karşıtı siyasetçilerin değil, Demokratların bile AIPAC'ın yaklaşımını sorgulamaya başladığını gösteriyor. Amerika'da giderek daha fazla siyasetçi ve seçmen: İsrail, Batı dünyasının vazgeçilmez stratejik ortağı mı? Yoksa maliyeti giderek artan stratejik bir külfeti mi? Bu soru, giderek daha çok sorulmaktadır.