Efendim bugün itibariyle, Cumhuriyetimizin 2. asrına adım atmış bulunuyoruz. Yazıya, "Bizleri bugünlere ulaştıran Rabbime, sonsuz Hamdü Senalar olsun" diyerek başlamak istiyorum.
Efendim bugün itibariyle, Cumhuriyetimizin 2. asrına adım atmış bulunuyoruz.
Yazıya, "Bizleri bugünlere ulaştıran Rabbime, sonsuz Hamdü Senalar olsun" diyerek başlamak istiyorum.
Değerli okurlarım, bizler Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümüne ulaştık. Tabi bu durum, omuzlarımıza ayrı bir sorumluluk yükledi.
O da, ülkemizi daha da büyütüp geliştirmektir. Hatta, Türkiye'yi Yeni Yüzyılda dünyanın süper gücü yapmaktır.
Gerçekten şu anda tarihi bir günü yaşıyoruz. Nasıl büyüklerimizden, bundan 100 yıl öncesine dair hatıralar dinlediysek... Bizler de, yarın bugün yaşananları anlatacağız.
Evet Cumhuriyetimizin 100. kuruluş gününü, Katil İsrail'in Filistin'de yaptığı vahşetten dolayı, gönlümüz ala ala kutlayamıyoruz.
İşte bu millet, bundan ötürü büyük bir millettir. Mazlumların feryadı arşa yükselmişken, sokaklarda çılgınlar gibi eğlenmeyi içine sindiremiyor.
Aslına bakarsanız, Filistin'de yaşananlar, bize çok dersler verdi. Şimdi ben bunların iki tanesini buraya yazacağım.
Ders 1: Vatan toprağının kıymet ve önemini, Filistin'de yaşananların bir kez daha göstermiş olmasıdır.
Ders 2: Dünya mazlumlarının, bir defa daha bu memleketin süper güç olmasını beklediğidir. Şu anda onlar, umut ve kurtuluşlarını buna bağlamış durumdalar.
Yeni Yüzyıl da, bu beklentinin gerçekleşmesi temennisiyle yazıyı noktalıyorum.