0

Anadolu'nun asil evlatlarına reva görülen 28 Şubat zulmünün artık Ezher mezunları üzerinden de kaldırılmasını istiyoruz. Bunu kaldırmaya muktedir birilerinin insiyatif alacak kudrette olduğunu da biliyoruz.

Allah (cc) rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ülkemizin milli ve manevi dinamiklerinin yeniden yeşertilmesi için ömrünü feda etmekten çekinmeyen merhum Necmettin Erbakan'ın fevatının yıl dönümüne denk gelen bu 28 Şubat imtihanında hatırlatılması gereken bazı gerçekler var.

Bu imtihanla ülkemizde çok acılar yaşandı, diplomasının denklikleri iptal edildiği için yuvaları yıkılanlar oldu; sadece Ezher mezunu olduğu için işine son verilenler, baskıcı sistemden korktuğu için muhafazakarlarca bile işe alınmayıp en basit işlerde çalıştırılanlar oldu.

Açlığın, işsizliğin, çilenin ne demek olduğunu karnı tok, tuzu kuru olanların asla anlayamayacağı ızdıraplar yaşandı bu ülkede.

Başörtülü olduğu için son sınıflardan atılan Tıp, Mühendislik öğrencileri oldu, dokunulmazlığı olmasına rağmen sadece başörtüsünden dolayı meclisten kovulan asil kadınlar oldu.

İmam Hatipliler'in İlahiyat mezunlarının, Subayların, Başbakanların hakları ellerinden alınıp nice haksızlıklara alkışlar tutuldu bu ülkede ve daha neler oldu neler...

Kısacası İslam'a karşı açılmış, Haçlı zihniyetini, Mekke zulümlerini aratmayan, bir darbeydi 28 Şubat.

Hamdolsun ki AK Parti iktidarı, olağanüstü stratejilerle ülkemizin kötü kaderini dönüştürmeyi başardı.

Yep yeni bir ülke inşa ederek, demokratik açılımlardan ekonomik gelişmelere, özgürlüklerin alabildiğine verilmesinden insanca yaşanabilecek bir Türkiye kurmaya adım adım ilerliyoruz. Rüyası olan liderlerimizin rüyalarını gerçekleştirmek için gece gündüz çalışırken, bu rüyalara ket vurmak isteyenler de çıkmadı değil. Onlar da birer birer Allah'ın izni ile aşılıyor ve aşılacak.

28 Şubat'la birlikte hakları ellerinden alınan Pakistan mezunlarına, Malezya İslam üniversitesi mezunlarına, Suudi Arabistan mezunlarına Türkiye'mizde İlahiyat mezunlarına, başörtüsü madurlarına, hülasa bütün mahrumlara hakları iade edilmişken, çekilmekte olan bütün sıkıntılar tamamen aşılıp, acılarına derman bulunmuşken, hala El-Ezher mezunlarının çektiği 18 yıllık acıyı görmek istemeyenler var.

Eğer hala bu zulmün kaldırılmasını, ortamın müsaid olmadığı bahanesine bağlayıp, Ezher mezunlarını avutmaya çalışıyorlarsa günahları boynuna, yok bilerek birileri engelliyorsa, gün gelir bu oyunları kendi ayaklarına dolanır, unutmayalım ki Allah (cc) Azizdir ve İntikam sahibidir.

İki kıskaç arasında varlık mücadelesi veren Ezher mezunları, 28 Şubat'tan çektikleri yetmezmiş gibi bir de YÖK'ün zulmü devamettirme hırsı arasında çaresizdirler.

Şimdi belki rahatı yerinde olan arkadaşlarımız üzerinde oturdukları koltukların ebedi olduğu hayali kendilerini kibirli ve Ezher mezunlarını görmezden gelici tavırlara sevketmiş olabilir.

İçinde bulundukları imkanın hiç bitmeyeceği hayali ile sarhoş olmuş da olabilirler. Ama mazlumun ahı, saltanatından eder şahı. Kimse bugünkü kendisine verilen imkana güvenip zulmü devamettirmemeli, yada zulmün devamına sessiz kalmamalıdır.

Şimdi YÖK'te bulunan, halden anlayan, ilmi çalışmaların kıymetini ve zorluğunu bilebilen bilim adamlarımızın bu acıyı yeniden hatırlayarak, yılan hikayesine dönen şu 18 yıllık zulmü bitirmek için kurul toplantısında mazlumlar adına ellerini kaldırmalarını, kimseden korkmadan iki kelam laf söylemelerini istiyoruz.

Yeter bu haksızlığa sessiz kaldığınız...

Doç Dr. Saim KAYADİBİ

[email protected]