Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii, İstanbul'da 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle temeli atılan ve 1665'te zamanın padişahı IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan camidir.
Yapımı sırasında beş padişah değişen ve tam 68 yıl süren bu caminin bir kaderi daha var: Gerçek ismi bugün bile halk arasında adeta unutulmuş durumda. İstanbul Eminönü’nün kalbinde yükselen ve halk arasında "Yeni Camii" olarak bilinen bu devasa yapı, temelinin atılmasından ibadete açılmasına kadar geçen 68 yıllık süreçte beş padişahın değişimine tanıklık etmiş, "Zulmiye"den "Yeni Valide Sultan"a uzanan hüzünlü bir isimlendirme süreci yaşamıştır.

"ZULMİYE" İSMİNİN KARANLIK GEÇMİŞİ
Caminin temeli 1597 yılında Safiye Sultan’ın emriyle atıldı. Ancak Mimar Davut Ağa’nın vefatı, veba salgınları ve siyasi karışıklıklar nedeniyle inşaat durdu. Bölgedeki kamulaştırmalar ve yapının on yıllarca harabe halinde kaderine terk edilmesi, halkın burayı “Zulmiye” olarak anmasına neden oldu. 68 yıl boyunca bir iskelet olarak kalan cami, İstanbul’un en hüzünlü kalıntılarından biri haline geldi.
TURHAN SULTAN’IN DOKUNUŞU VE "YENİ ADET"
1660 yılındaki büyük yangın sonrası şehri gezen Turhan Hatice Sultan, yapının durumuna üzülerek inşaatı yeniden başlattı. İnşaatın tamamlanması için ilk kez halktan maddi destek toplanması, halk arasında "Yeni Adet Camii" tabirini doğurdu. 1665 yılında tamamlanan eser, Mimar Sinan’ın Şehzade Camii planının geliştirilmiş bir versiyonu olarak İstanbul siluetindeki yerini aldı.


MISIR ÇARŞISI VE HÜNKÂR KASRI
Caminin giderlerini karşılamak amacıyla inşa edilen Mısır Çarşısı, külliyenin en önemli ekonomik dayanağıydı. Külliye bünyesinde yer alan ve 17. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisinin en eşsiz örneği kabul edilen Hünkâr Kasrı ise, döneminin en değerli çinileri ve sedef kakmalarıyla bezendi. Bugün "Yeni Camii" dediğimiz bu eser, aslında bir sabır ve küllerinden doğma hikâyesidir.