0
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) skandal bir karara imza atarak olmayan tarafsızlığını yeniden pekiştirmiş oldu. Görünen o ki bu konseyin dünya üzerindeki gelişmelerden hiç mi hiç haberi yok. Kafasını konsey binasının içine kapamış, deve kuşu misali dünya gündeminden zerre haberleri yok sanırım. Bu konsey önüne konulan dev aynasının etkisiyle şişkinlik seansları geçiriyor olmalı.
Öncelikle bu kararın tamamen siyasi olduğu apaçık ortada. Kuruluş amacı "İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü desteklemek" olan bir kurumun Mısır'da Demokrasiyi hiçe sayan Sisi kanlı darbesini yaparken perde arkasından kadeh tokuştururken demokrasiyi koruma görevini üstlendiğini söylemesi ne kadar gülünç ise Türkiye için verdikleri karar da bu derece gülünçtür. Ne demokrasiden anlarlar, ne de demokrasiye inanırlar. Tek bildikleri menfaat cambazlığı. Türkiye'de kanlı FETÖ darbe girişimine gösterdikleri tavır apaçık ortadayken neyin kararını verirler bunlar?
En iyisi şimdiden AKPM savunma raporları hazırlamaya başlasa iyi olur. Çünkü çok kısa bir süre sonra Fransa'nın Afrika'da uyguladığı insan hakları katliamları, Almanya'nın Yahudilere uyguladığı soykırım ve özellikle bütün Avrupa'nın bu faciaya sessiz kalışı bütün gündemleri sallayacak ve başları çok ağrıyacak. Uykuları kaçacak. O günlerin gelmesine çok az kaldı. Böylesi kritik bir sürece doğru sürüklenen AB'nin durumu karşısında AKPM'nin vermiş olduğu kararı galeye almaya hiç gerek yok.
Sonra fark edilmeyen bir gerçek var ki o da Türkiye'nin AB'ye giremeyecek kadar büyük bir ülke olması. Hem insan gücü, hem de etki alanı açısından bizim AB'ye girmemiz mümkün görünmüyor. Türkiye'yi turuva atları ve gizli ajanları ile uzaktan idare ettikleri dönemin kapanmış olduğunu henüz göremeyecek kadar kendi iç meseleleri onları sarhoş etmiş olmalı. Bir kaç yıl sonra AB diye bir birliktelik kalmayacağına göre AKPM'nin de bir kurum olarak yaşaması mümkün değil.
Ayrıca İngiltere halkı AB'ye kendilerini dev aynasında Arslan gören kedicik oluklarını hem tavırları ile hem de Brexit ile gösterdi. Türkiye'nin de göstermesinin zamanı gelmiş olmalı. 54 yıldır bir ülkenin kapıda müzakere bahanesi ile bekletilmesi akıl karı değil. Düşünün bu kadar yıl hiç bir sözünü yerine getirmemiş bir Avrupa Birliği'nden bize hayır gelir mi? Kuşkusuz gelmez. Ama çaresizliğimizden yarım asırdan fazladır AB'ye katlanıyoruz.
Katlanma nedenimiz içimizdeki halk düşmanları yüzündendi. Onları biraz dizginlemek, Anadolu halkının değerlerine olan düşmanlıklarını hafifletmek içindi. Anadolu insanı da AB oyununu oynamak zorundaydı. Buna mecburdu. Bu oyun bize çok şey kazandırdı. Öncelikle bu içimizdeki halk düşmanları ehlileştirildiler. Kendi halkına saygı duymasını öğrendiler. Tepeden bakan, kendi halkını hor gören zihniyet artık kendi kabuğuna çekilmiş eski hatıralarını çalıp yad etmekteler. Bir de saf Anadolu halkının iyi niyetini suistimal edip onların değerlerini Batı'ya peşkeş çeken soysuz ve ekibi. O ve taraftarları da FETÖ ile birlikte gün yüzüne çıktığına göre endişelenecek bir durum yok.
Başkanlık meselesinde nasıl ki Anadolu'nun yerli halkı "evet" diyerek kendi yönetim şekline kendisi karar verdi ise, bu AB meselesinde de kendi tercihini yapabilecek olgunluktadır. Madem ki biz bu toprakların özüyüz. Bu özü yoğuran Anadolu halkı da kendi tercihini yapsın. İngiltere Brexit ile kendi tercihini yapar da Türkiye neden yapamasın...
AB oyununu çok fazla uzatmanın bir anlamı yok. AB zaten bizi asla kabullenmedi ve kabullenmesi de mümkün değil. Altıyüz yıl enselerinde adaletin kılıcını sallamış bir milleti kendi aralarında görmek istemeleri de zaten mümkün değil. Eğri oturup doğru konuşmanın vakti çoktan geldi de geçiyor...
Hep kendileri çalıp kendileri oynadılar. Şimdi de aynı çalgıyı çalarak oyunlarını oynama hevesindeler.
Varlığı bile tartışmalı hale gelecek olan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) kararlarını önemsememiz gerekmiyor. Öyle bir kurum mu vardı?