0
Toplumun geneline bakıldığında bir çok insanın zihninde aldatmaya dair yorumlar vardır. öyleki bu yorumların nedenli doğru olup olmadığı bir çok insan için önemli değildir. Çünkü çoğu kulaktan dolma ve doğru olmayan bilgilerdir. Aldatma hakkında doğru zannettiğimiz yanlışlar oldukça fazladır.
Aldatma diye bir kelime kullanılmamalıdır. Çünkü her kelimenin insan zihninde bırakmış olduğu bir etki ve çağrışım vardır. Aldatma kelime olarak başka bir insanın sahip olduğu bir nesneye hileyle ve cebren el koymak anlamına gelmektedir. Aldatma ve aldatılma ise tamamen iki insan arasında gerçekleşmektedir. Fakat evlilikte bu durum çok farklıdır. Evlilik ilişkilerinde bir çok kişinin "aldatma" olarak ele aldığı durum üç kişinin arasında gerçekleşmektedir. Bu nedenle evlilik ilşkisinde "aldatma" olarak algıladığımız ve bugüne kadar bildiğimiz kelimenin aslında "evlilik dışı ilişki"olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü "evlilik dışı ilişki" kelmesi mağdur olan tarafın konuyu algılamasını çok yönlü olarak etkilemektedir.
Evlilik dışı ilişkide en mağdur kişi, aslında eşini aldatan kişi olarak bilinendir. Çünkü aldatılan olarak bilinen kişi toplum tarafından mağdur olarak değerlendirilmektedir. Aldatildığını düşünen birey için sosyal destek ve aile desteği çok etkindir. Öyle ki aldatılan kişi yaşadığı mağduriyeti büyük bir sıkıntı olarak değerlendirebilmekte ve hergün bu durum üzerinden yeni bir spekülatif hal oluşturabilmektedir.
Aldatan olarak bilinen kişi ise yakın çevresi ve arkadaşları tarafından sosyal desteğin kendisinden esirhgendiği kişidir. En yakın dostları ve ailesi tarafından bile dışlanmak durumunda kalmıştır. Kimsenin sevmediği ve iğreti gözüyle değerlendirildiği bir kişi olarak toplumda yerini almaktadır. Bu aldatan kişiler yaşadıkları yeni durumla mücadele etmeye çalışırken, ilk olarak kendi eşi ve çocukları tarafından toplum dışı edilmeye çalışılmaktadır. Netice itibari ile bütün bu olanlar; "Öyleyse insanlar neden evlilik dışı ilişkler yaşamaktadır?" sorusunu da beraberinde getirmektedir.
Evlilik dışı ilişki yaşayan kişi, yani aldatan pozisyonunda olarak bilinen kşi duvara toslamış araba gibidir. Kendisini çok kötü ve hatalı hissetmektedir. Yaşadığı ağır suçluluk duygusu ile mücadele etmeye çalışırken, sosyal desteğini de kaybetmektedir. Sosyal desteğini kaybeden bu kişiler sığınacak bir liman olarak evlilik dışı ilişki içinde oldukları kişiyi tercih etmektedirler. İnsan yaratılışı gereği mutlaka bir yere ait olma ve sevilme ihtiyacı içerisindedir. Yaşadığı süreçte de aile ve sosyal desteğin kaybolmuş olması, kişinin kendisni suçlu hissetmesi ile neticelenmektedir. Bu suçluluğun onarılması için de yanlış kapıları çalmaktadır.
Bu arada evlilik dışı ilşkide mağdur rolünü üstlenmiş yani aldatılmış olarak değerlendirilmiş kişi bişinç dışı çatışmalar yaşamaktadır. Bir yandan eşini suçlarken bir yandan da kendisini gözden geçirmektedir. Eşi ile olumsuz yönde giden ilişkisinden ötürü kendisini suçlamaktadır. Fakat bu kişiler içten içe bilinç dışı bir süreçte evlilik dışı bir ilişkiye eşlerini itmiş olduklarını bilmektedirler.