Geçtiğimiz hafta, “Çokluk İçinde Birlik Delili”ni ele almıştık. Bu hafta ise, “Dinî Tecrübe Delili”ni ele almaya çalışacağız inşâallahü teâlâ.

“Dinî Tecrübe Delili” kısaca şudur: İnsanlar, tarih boyunca Allah’a inanmışlar, O’na dua etmişler, O’nun huzurunda divan durmuşlar, O’na secde etmişler, O’nun yüce rızasını kazanmak için kurban kesmişler ve O’na ibadet etmekten büyük huzur duymuşlardır.

Bu durum, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri vardır ve bugün de milyarlarca insan tarafından devam ettirilmektedir. Üstelik bu inanç ve ibadet, belli bir millete veya kültüre mahsus olmayıp farklı toplum ve coğrafyalarda görülmektedir.

Daha da önemlisi, peygamberler de insanları aynı hakikate, yani Allah’a inanmaya ve O’na kulluk etmeye davet etmişlerdir. İşte tarih boyunca milyarlarca insanın yöneldiği bu inancı, doğru kabul etmek aklın gereğidir. Binaenaleyh, “Dinî Tecrübe Delili”, Allahü Teâlâ’nın varlığını ortaya koyan önemli bir delildir. “Dinî Tecrübe Delili”nin mantıkî açılım ve izahı ise, şöyledir:

1) İnsanlar dış dünyaya ilişkin birçok bilgiyi, doğrudan tecrübeleri aracılığıyla edinirler: Bir ağacı gördüğümüzde ağacın varlığını, bir insanla konuştuğumuzda onun varlığını, bir sesi işittiğimizde o sesin kaynağını doğrudan tecrübemiz vasıtasıyla var kabul ederiz.

2) İnanan bir insan da dinî tecrübesini; aşkın bir gerçeklikle doğrudan irtibat kurarak yaşamaktadır: Meselâ, “Allah’a ibadet ettim,” diyen bir insan, yalnızca bir düşünceyi dile getirmemekte; Allah ile gerçek bir irtibat kurduğunu tecrübe ettiğini ifade etmektedir.

3) Normalde, bir insanın yaşadığı bir tecrübe hakkındaki iddiasını, -aksini gösteren bir kanıt bulunmadıkça- doğru kabul ederiz: Meselâ bir insanın, başka bir insanı gördüğünü söylemesi hâlinde, aksini gösteren bir delil yoksa, onun bu tecrübesini doğru kabul ederiz. Çünkü genel bilgi ilkemiz şudur: Bir tecrübenin güvenilmez olduğunu gösteren özel bir sebep bulunmadıkça, o tecrübeyi güvenilir kabul etmek gerekir. İşte bu aklî ilke, dinî tecrübe için de geçerlidir.

4) O hâlde insanların dinî tecrübelerini de doğru kabul etmemiz gerekir: Zira bir insanın yaşadığı tecrübenin yanlış olduğunu gösteren özel ve yeterli bir kanıt bulunmadıkça, o tecrübeyi doğru kabul etmek aklî bir ilkedir. Nasıl ki bir insanın bir ağacı gördüğünü veya başka bir insanla konuştuğunu söylemesini, aksini gösteren bir delil bulunmadıkça doğru kabul ediyorsak; Allah’a ibadet ettiğini, O’na dua ettiğini ve O’nun huzurunda bulunduğunu tecrübe ettiğini söyleyen insanın bu tecrübesini de kabul etmemiz gerekir.

5) Üstelik dinî tecrübe yalnızca bireysel ve rastgele bir olay değildir: Çünkü farklı dönemlerde, farklı kültürlerde ve birbirinden bağımsız olarak çok büyük sayıda insan; dua, ibadet, tevbe, huşû ve aşkın bir varlıkla irtibat kurma tecrübesi bildirmiştir. Bu tecrübenin insanlık tarihi boyunca sürekli olarak ortaya çıkması, onun sıradan ve tesadüfî bir olay olarak açıklanmasını imkânsız hale getirmektedir.

6) Ayrıca dinî tecrübe, insanların hayatlarında derin değişim ve dönüşümlere yol açmaktadır: Gerçekten bu tecrübe insanlarda; tevbeye, ibadete, fedakârlığa, ahlâkî dönüşüme ve hayatın bütününü yeniden düzenlemeye vesile olmuştur. Dolayısıyla bu durum, gerçek bir tecrübedir.

7) Binaenaleyh bu tecrübenin yöneldiği gerçekliği sırf bir yanılgı olarak reddetmek için özel ve yeterli bir gerekçe yoktur: İnsanların, kendilerinden bağımsız ve aşkın bir gerçeklikle irtibat kurduklarını bildiren yaygın, sürekli ve derin dinî tecrübeleri vardır. Normal şartlarda güvenilir kabul ettiğimiz tecrübe ilkesine göre, bu tecrübelerin güvenilirliğini çürütecek özel bir gerekçe bulunmadıkça, onların yöneldiği gerçekliği reddetmek için bir sebep yoktur. Bu tecrübelerin yöneldiği aşkın varlık ise, Allahü Teâlâ’dır.

8) Bu nedenle dinî tecrübe, Allah’ın varlığını destekleyen güçlü aklî delillerden biridir: İnsan, yalnızca Allah hakkında düşünmemekte; O’na yönelmekte, O’na dua etmekte ve O’nunla irtibat kurduğunu tecrübe etmektedir. Dolayısıyla bu tecrübe, Allahü Teâlâ’nın varlığını destekleyen önemli aklî delillerden biridir.

(Devamı haftaya…)