Değerli okurlarım; İran savaşında, siyonist İsrail’in ABD’deki Yahudi lobisinin desteğini alarak Trump yönetimi üzerinde ciddi bir etki kurduğu bilinmektedir. Uzmanlar, İsrail’in ABD’yi İran’a yönelik hava saldırıları düzenlemeye, Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almaya ve hatta kara operasyonu seçeneğini gündeme getirmeye zorladığını ifade etmektedir. Amerika’daki Yahudi lobisinin etkisi, Trump yönetiminin elini kolunu bağlamış durumdadır. Öte yandan Amerikan kamuoyunda, bu savaşın aslında İsrail’in savaşı olduğu ve “neden biz savaşıyoruz?” sorusunun hâlâ tartışıldığı dikkat çekmektedir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından, Tahran yönetimi de Körfez bölgesindeki ABD askeri varlıklarını hedef alan füze ve İHA saldırıları gerçekleştirmiştir. Savaşın başladığı andan itibaren, İsrail'in, İran ile Türkiye'yi karşı karşıya getirme amacı taşıyan stratejilerini Türkiye engellemiştir.
Siyonist zihniyetin yıllardır Mescid-i Aksa ile ilgili de sinsi planlarının olduğunu biliyoruz.
Haremüşerif'in batı duvarında Yahudilerin kutsal mekânı olan ağlama duvarı vardır. Ancak Yahudiler, Mescid-i Aksa'nın altında kendileri için kutsal sayılan Süleyman Mabedi ile Hz. Musa’nın sandığının bulunduğuna inanır. Onlara göre sandığın içinde eski ahit vardır. Yahudilere göre hem mabet hem de sandığın geri alınması için Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekir. Bu nedenle İsrail yıllardır arkeolojik kazı çalışması altında Mescid-i Aksa'nın altını oymakta, orada tüneller kazarak, kendi kendine yıkılmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Hatta radikal Siyonistlerin Kubbetüs Sahra'nın altının kazılması suretiyle, dinamitlerle patlatılmasıyla yıkılması yönünde ciddi iddialar var. Bunları ciddiye almak lazım. Karşımızda sapkın mitlerle hareket eden Siyonist teokratik bir anlayış var. Çünkü teolojik olarak eli kanlı Netanyahu kendini Mesih’i getirecek olan son komutan olarak görüyor. 1990 yılında kendisiyle görüşen ve Mesih'in gelişi ile bölgedeki kıyamet senaryoları üzerine konuşan hahamdır.
Bu görüşmede aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Haham Menachem Mendel Schneerson: Uzun zamandır seni görmüyorum, işlerinde iki kat bereket ve başarı diliyorum. "Mesih’in Gelişini Hızlandırmak İçin bir şey yapmalısın" diyor.
Netanyahu: Buraya senden onay ve yardım istemeye geldim. Her konuda hazırım, her alanda hem kişisel hem de politik.
Haham: Son görüştüğümüzden bu yana pek çok şey gelişti
Netanyahu: Evet pek çok konuda ilerleme kaydettik.
Haham: Ancak henüz gerçekleşmeyen şey Mesih’in hala gelmemiş olmasıdır. Onun gelişini hızlandıracak bir şeyler yap.
Netenyahu: Yapıyoruz.
Haham; Görünüşe göre bu yeterli değil çünkü bugün çoktan saatler geçti ve o hala burada değil. Günün bitmesine birkaç saat var, o yüzden bugünlük yine de deneyin.
Netenyahu: Tamam
Haham: İyi haberler gelsin neşe ve mutlulukla Hasidin her şeyi keyifle yapmaya özen gösterdiğini biliyorsunuz.
Netenyahu: Evet diyor
Bu görüşme, o dönemde Netanyahu ‘ya Mesih'in gelmesi için büyük bir kıyamet senaryosunun mesajını içeren, internette de videoları olan bir buluşmadır. Bu sapkın zihniyete göre; Megiddo ovasını Tanrı ile Deccal’in savaşacağı yer olarak görüyorlar. Radikal Siyonistler de savaşın olacağı bu alanın dümdüz olması için Gazze’yi ve Lübnan’ı yıkmaktadırlar. Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’da soykırım ve katliamlar yaparak hitleri bile geride bırakan 9 milyonluk bir ülke kendi inanç ve hedeflerini 8 milyarlık dünyaya dayatmak istiyor. Bu sapkın Siyonistler Armegedon savaşının sonunda barışı Siyonist Yahudilerin getireceğini ve bu savaş sonrası yine sapkın inanışlarına göre; her bir Yahudi’ye diğer milletlerden 12.000 kişinin köle olarak düşeceğine inanmaktalar.
İsrail’in asıl amacının “Arz-ı Mevud’u gerçekleştirmek için, bölgede bir Şii-Sünni çatışmasına dönüştürmek ve İslam dünyasının kendi içinde bölünmesini sağlamaktır. Bu senaryo İsrail açısından stratejik bir avantaj sağlayacaktır. Türkiye ise bu tür yaklaşımlara ve söylemlere açık bir şekilde karşı çıkmaktadır.
Savaşın değil, barışın olduğu bir dünya umuduyla, hayırlı bir hafta sonu diliyorum.