0
Batı kendi içinde çöküşünü gizlemek için şimdilerde bir çok maskelere bürünüyor. Sağa sola saldırarak içindeki kavgayı bastırmak, dışa karşı güçlü mesajları vermek istiyor. Oysa korkunç bir patlamayla harabe haline gelecek temellerine dinamit yerleştirilmiş köhne bir binadan ibaret sadece. Binanın çatlaklarına döktükleri alçılar, dışına sürdükleri boyalar, rutubetini gidermesi için attıkları ilaçlar da çare olmayacak. Temeli dinamitlerle sarılmış tekbir kıvılcıma bırakılmış kaderleri var...
Hernekadar bu gerçeği Batılılar itiraf etmeyip gizleseler de çok yakın zamanda büyük bir gürültü ile uyanacak dünya.
Çünkü yüzyıllardır ezilmişliğin, doğal kaynaklarının çalınıp çırpılarak soyup soğana çevrilmişliğin, köle pazarlarında satılarak batıya ölümüne çalışmaya mahkum bırakılmışlığın, katliamların, tecavüzlerin, dolandırıcılığın, yurtlarından zorla çıkartılıp sürülmüşlüğün intikamı her geçen gün büyüdükçe büyüyor mazlumların yüreğinde. Sonra karın tokluğuna hayatı çok görmenin, borç batağına batırılıp bankalara mahkum edilmenin verdiği yara yüreklerinde dinamit oluşturdu...
Ortadoğunun mazlum çocukları, boynu bükük kadınları, Asya'nın yurdundan yuvasından çıkarılmış çaresizleri, Afrika'nın kara benizli cılız insanı büyük bir ordu ile Batı'nın üzerine intikam olarak yağacak. Bunu bir türlü kestiremiyorlar. Bir zamanların Roma'sını alteden köleler, şimdinin Batı'sını yerle bir edip intikam alacaklar.
Tarihlerinden ders almasını bilmeyen Batılı bu defa da aynı kaderi paylaşacak... ama bu defa eskisi gibi yeniden toparlanamayacaklar. Yazgının son demlerine yaklaşılıyor...
Ne ABD'nin yeniden great olmak için yaptığı planlar, ne Nato'nun tehditleri ne de Rusya'nın dostluk çağrıları mazlumların ateşini söndüremeyecek. Zalimin yanında yer alan herkes, her gurup, her toplum, her ülke bu ateşten nasibini alacak.
Şimdilerde ABD ile Rusya, Suriye'de menfaatleri gereği anlaşır gibi görünseler de aralarında birleşmelerini engelleyecek derin uçurumlar var. Aynı şekilde Avrupa'nın hem ABD, hem de Rusya ile ortak hareket etmesini engelleyecek tarihi ve menfaate dayalı çetin ayrılıkları var. Bunların bir araya gelmesi imkansız. Hz. İsa'yı çarmıha germeye yeltenen zihniyet nasıl ki bütün imkanlarına rağmen başarısız oldu ise bunlar da başarısız olacaklar. Kaçınılmaz hakikat yavaş yavaş yaklaşıyır...
Gündem hergün değişse de değişmeyen bir kader var... bu kaderin gerçekleşmesi için bizlerin çok çalışmaya, aramızdaki eften püften ayrılıkları gidermeye, birlik olmaya ihtiyacımız var. Böylece daha az acı çeker, daha az kaybımız olur...
Bunlara ilaveten, Batının medet umduğu, bizi durdurabileceklerini zannettikleri proksi terör örgütlerinden de onlara bir fayda gelmeyecek. Ne PKK'sı, ne DAEŞ'i ne içimizde beslenip kılcal damarlarımıza yerleştirilen topyekün Batı'nın ajanları FETÖ, Allah'ın izni ile düçar olacakları kaderi değiştiremeyecek...
Bütün Batı'nın üzerimize geldiği 15 Temmuz gibi alçak bir saldırıyı muhteşem bir savunma ile bertaraf eden bu asil millet bir olmanın nelere kadir olduğunu gösterdi. Kürt, Türk ayrımına girmeden ümmet bilinciyle yeniden yoğruldu. Şimdi asıl mesele bu birliği bozacak hertürlü sinsi oyunlara, maskeli gösterilere karşı tedbirli olmak, ferasetle hareket etmektir.
Bunu yaptığımız takdirde bütün dünyanın üzerimize gelmesi bile sonucu değiştirmeyecek, bize zarar veremeyecekler. "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez." İşte bu yüzden tarihi geçmişinden süzülerek gelen ümmet şurunu canlandırmak zorundayız.
Medeniyet inşasının ancak bizi biz yapan değerlerin yeşertilmesinde gizli olduğunu artık Türkiye'nin yeni toplumu, kılcal damarlarındaki virüsleri atma ferasetini göstererek yapmıştır.
İşte bu yüzdendir ki Batılılar Türkiye'nin inanılmaz dirilişini tehditler savurarak gölgelemeye çalışıyorlar... Varsın çakallar ulumaya devametsin...
Gerçekleri biliyoruz, gelişmeleri görüyor ve takip ediyoruz. Bütün dünyanın da gözünden kaçmadığı bir gerçek var ortada. Batı dünyası kendi içinde kaçınılmaz bir parçalanışa doğru sürükleniyor. Bu parçalanışın temelinde şüphesiz iki yüz yıldır yapageldikleri ahlaksız politikaların, dünyaya aşıladıkları çirkinliklerin yanında yaptıkları zulümlerin, katliamların yeşerttiği dinamitler döşeli. Buna rağmen çökerken yaptıkları tafra ise işin bir başka boyutu...