0
NEDENSE her bayramın bende bıraktığı bir iz vardır. En çok iz bırakanlar genellikle, kalabalık ve aile içinde geçenler olmuştur. Fakat zaman geçtikçe, bayramların gidişatı da değişti. Eski zamanlarda geçen bayram sevincini arar olduk. Yalnızlaştık, hem de çok yalnızlaştık. Halbuki bayramlaşmak, bayram sevincini yaşamak, herkesin bir arada olduğu ortamlarda daha bir anlamlı olmuyor muydu? Bir çocuk için insanlarla iletişime geçmeye başlamanın en güzel yoludur bayramlarda bir araya gelmek. Çünkü toplumsallaşmak, insanlarla diyalog kurmak, hem hal olmak, anlamak, anlaşılır olmak bu gibi ritüellerle başlar, hayatın ilk dönemlerinde.
Büyüklerimizin "Ah nerede o eski bayramlar" diye başlayan serzenişlerinden sonra, bize anlattığı eski bayram hikayeleri gelir peşi sıra. Eskide kalan elbette arzulanır, hatırlanır ve eski yaşananlara özlem duyulur. İnsan eski zamanların bu derece aranır ve istenir olmasında çeşitli nedenler aramaya başlıyor şu durumda. Eskide var olan ne idi de, şimdi onu yerine koyamıyorduk. Nerede bir boşluk duygusu oluşuyordu, göremediğimiz. Peki ya değişen değerlerimiz miydi yoksa ideallerimiz mi? Değişen ne ideallerimiz ne de değerlerimizdi. Onlar yerli yerinde duruyordu, sadece almasını bilmek lazımdı. Değerler ve hayaller insanı bir yerlere taşıyordu. Tekamül için değerlerimiz, ideallerimiz için de hayallerimiz olmalıydı. İşte toplum olarak buralarda bir yerlerde sarsıldık. Çünkü bizi biz yapan, ruhumuzu besleyen geleneklerimiz ve değerlerimiz vardı ve bunlardan ne vaz geçebildik, ne de tam anlamı ile koparabildik bağlarımızı.
Bizden önceki kuşak şanslıydı tabi. Gelenekten besleniyor ve huzurla hayatına devam ediyordu. Kimse o dönemlerde bireyselliğin estirdiği rüzgarlardan haberdar değildi. Şimdilerde ise bir genç, bir büyüğünün evine bayram ziyaretine gittiği zaman, fırsatını bulduğu ilk ortamda eline telefonunu veya x-pedini, bilgisayarını alıyor ve kendini başka bir alemin içine kaptırıyor. Böyle bir şey eski zamanlarda çok yadırganırdı, bu türden davranışlar kabul görmezdi. Fakat şimdi genç deniyor, ergen deniyor, birey oluyor, kimlik çatışması yaşıyor deniyor. Bu söylenenlerin hiçbiri yanlış değil fakat doğru da değil. Fakat burada yanlış olan bir uygulama hatası var. Gençlerin bu türden davranışları olmalıdır, yetişkinlerde ölçülü bir şekilde müdahale etmelidir. Çünkü gençler her yaptığının yanlış olduğunu bilemez, doğrusunu bu zanneder, büyükler uyardığı zaman da kimlik çatışması yaşar. Yaşamalıdır da, çünkü kimlik öyle durduk yerde gelişen bir şey değildir, kimlik çatışa çatışa kendini bulur ve gelişir.
Eski zamandan, şimdiyi farklı kılan en gözle görülür şey, "yalnızlaşmamız ve dünyayı tehlikelerle dolu bir mekan olarak algılayışımızdır". Çünkü şimdiki zaman çocuklarının ilerleyen dönemlerde birer yetişkin olduklarında, vah nerede o eski bayramlar vah diye serzenişte bulunduklarını duyar gibiyim. Bakın 40-50 sene sonra çocuklar ve gençler yaşlandıklarında bayramlarını, torunlarına nasıl aktaracaklar, görelim.
"En sık görüştüğüm çocukluk arkadaşlarım artık iyice bireyselliğin rüzgarına kapıldı, telefonla bile görüşemez olduk. Bizim zamanımızda, bayramda komşuya şeker toplamaya giden çocuklar, cinayete kurban gidiyordu. Bu yüzden kimse de komşularla bayramlaşmıyordu. Herkes çekirdek ailesi ile mutlu, mesut yaşıyordu. Kimse aile büyüklerinin evine güle oynaya gitmiyor, gitse de içtenlikle davranmadığı, sıra savdığı belli oluyordu. Bir an önce ziyaretleri tamamlayıp hatta bazen bizim tatile ihtiyacımız var diye bahane üretirdik. Ardından bayrama kalamayacağımızı bildiren bir konuşma yapıp, tatil mekanlarına akın eder ve bayram tatillerini eğlenerek geçirirdik. Birde toplu mesajlarla, ismini bile bilmediğimiz kişilere aynı cümleyi içeren toplu mesajlar gönderirdik. Böylece kimseyi aramaya bile gerek kalmazdı…"
Kendinize, aslınıza ve değerlerinize yakin bir bayram geçirmeniz dileği ile….
HAYIRLI BAYRAMLAR EFENDİM…