0

Çanakkale…

Sedece bir destan, bir kahramanlık hikayesi değildir, Dirlikkale…

Yaşandığı tarih itibariyle 200 yıllık yok edilme planlarına karşı çıkmanın, ayağa kalkmanın şuurudur, kükreyişidir… Gerçeğin, hayatın ta kendisidir… Birlikkale..

Sadece Türkiye'den değil; Azerbaycan'dan Tunus'a tüm İslam Ülkelerinden şehit verdiğimiz Geçilmezkale.

Allah bu "Ülkeye ve Millete" bir daha Çanakkale ve benzeri savaşları ve dahi "sebeplerini" yaşatmasın…

Mehmet Keleş…

Tarih tekerrürden ibarettir, denilir.

Doğru mudur?

Doğru değil, bence…

Büyük milletler ve ülkeler için bu söz doğru değil.

Tarih; bir derstir ve geleceği daha mükemmel inşa etmek için bir tecrübedir.

Bunun da yolu tarihi kültürel yapıyı, manevi ve kutsi değerleriyle ortaya çıkarmak suretiyle sadece tarihi değil aynı zamanda bir değerler kültür bilincini oluşturmak ve aşılamaktan geçiyor.

Düzce Belediye Başkanı ve aynı zamanda Belediye Başkanları Birliği Genel Başkanı Sayın Mehmet Keleş, bu anlamda önemli ve değerli bir çalışmaya imza attı.

Tarihi yaşayarak öğrenmeleri için, teröre inat "kardeşliğin kucaklaşması" için, tarihi bugüne getirmek ve şuurlandırmak için…

Bir grup Hakkarili öğrenciyi Çanakkale'de ağırlama sözünü yerine getirmesi, takdire şayan bir incelik…

Bu organizasyonda Sayın Abdullah Çetinkaya'nın organizatörlüğünü ve başarılı çalışmasını da unutmamak lazım.

Anadolu…

Hani şair diyor ya…

İşte benim ben, ben Anadolu'yum.

Ben Türküm, Kürdüm, Zazayım, Lazım, Çerkezim, Dadaşım

Dedik ya bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım.

Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraşım, Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, "eğilmez başım."

Ben Yozgat, Tokat, Ankara "vatan duvarında taşım."

Adana, Antalya, İzmir, Bursadan hoşum Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıylan sarhoşum.

Ben Anadolu erenleri Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşım.

Ey sevgili kendine gel! Sen bensin ben sizim.

Çanakkalede yatan binlerce kefensizim.

Beni benden ayırmak ne mümkün; "aynı bedenim, aynı kemiğim, aynı tırnağım, aynı dişim."

Ben anayım, ben babayım, ben dayı, yegenim, ben eşim.

Ya Rabbi sana arzu-yu niyazım var ayırma beni haktan.

Ya rab koru beni düşmanlardan dış mihraklardan.

Ah şu dış mihraklar…

Şu dış mihraklar.

Ne zaman bitecek?... Ne zaman rahat bırakacaklar bizi?... Ne zaman ellerini çekecekler bizden?...

Benim kanaatim; beklersek bu tarihi ve günü hiçbir zaman göremeyeceğiz.

Ancak;

  • Ne zaman ekonomimizi 2,5-3 trilyon dolar büyüklüğe ulaştırdık,
  • Ne zaman ihracatımızı 1 trilyon doların üzerine çıkardık,
  • Ne zaman Ar-Ge'ye % 3-4 arasında bütçe ayırdık,
  • Ne zaman ihracat teknoloji yoğunluğunu % 30 ve üzerine çıkardık,
  • Ne zaman öğretmenlerimiz ideolojilerini değil; "bilimi ve manevi değerleri" öğretmeye başladı,
  • Ne zaman "Sen, benim" dedik ve uyguladık,
  • Ne zaman farklı bir ekonomi modeli, farklı bir ulaşım yolu, farklı bir askeri savunma sistemi, faklı bir imalat modeli gerçekleştirdik,
  • Evet… Ne zaman ki "Endüstri 5.0" sanayi devrimini (evet, evet endüstri 5'i) biz başlattık ve yaptık…

İşte o zaman bu dış mihraklar bizi rahat bırakacaklar. Daha doğrusu biz rahat bıraktırmış olacağız.