0
Yenikapı Demokrasi ve Şehitler Mitingi'ndeki konuşmasının başında Kılıçdaroğlu önce gündeme ilişkin genel değerlendirme yaptı. Ardından da daha önce Taksim Meydanı'nda okuduğu 12 (Taksim'de 10 maddeydi) maddelik "manifesto"yu yeniden okudu.
Bu bildirinin 10. maddesinde laiklik tanımı yapmaktadır. O kısımda şöyle diyor Kılıçdaroğlu:
"Laikliğin ne kadar önemli olduğunu 15 Temmuz gösterdi. Dini inancımızı kullanarak her türlü yasa dışı içinde olanlar milleti nasıl kandırdılar hep beraber gördük. Laiklik din ve vicdan özgürlüğü demektir. Laiklik herkesin istediği gibi inanması ve ibadet etmesi demektir. Laiklik insana saygı demektir"
Oysa CHP'nin parti programında laiklik yukarıdaki gibi değil "Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması- dır" şeklinde tanımlanmaktadır.
Ayrıca Kılıçdaroğlu 24 Temmuz Taksim mitinginde 10 maddelik "Taksim Manifestosu" dediği bir bildiri okudu.
Öncelikle şunu söylemeliyim: iki hafta içinde "manifesto" diye duyurulan bir metnin iki hafta içinde 10 maddeden 12 maddeye çıkması ve maddelerin içeriklerinin değişmesi bir basiret sıkıntısı içermektedir.
O nasıl manifestodur ki 2 hafta içinde değişme ihtiyacı duyulmaktadır. Bu ayrı bir konu tabi. Gelelim laikliğe.
Burada laiklik vurgusu yapılıyor ama tanımlama gereği yapılmamaktadır.
Anlaşılıyor ki laikliği yeniden tanımlama gereği duyulmamaktadır. Ama Yenikapı Demokrasi ve Şehitler Mitingi'de Kılıçdaroğlu laikliği yeniden tanımlama ihtiyacı duyuyor. Hem de altını çize çize.
Oysa daha birkaç ay önce vitrine "İslamcı renk vermek" maksadıyla partiye alınan Mehmet Bekaroğlu CHP'nin yeni vizyonu için hazırladığı raporda "laikliği yeniden tanımlamalıyız" önerisi yaptığında siyasal linç başlatılmış ve Bekaroğlu CHP'nin vitrininden indirilmişti.
Şimdi burada esas sorun şu:
Kılıçdaroğlu yani CHP yeni bir laiklik anlayışına mı sahiptir yoksa konjonktür gereği mi böyle bir laiklik tanımı yapmıştır?
Eğer bu yeni bir vizyon ise CHP için bu bir devrim sayılır. Çünkü öteden beri CHP için laiklik bir nevi "devleti dinden korumak" gibi bir "kutsal ideoloji" ilkesiydi.
Hatta 1930-50 arası yıllarda CHP için laiklik bizim "tersine teoloji" dediğimiz "din karşıtlığı" denilebilecek otoriter bir anlayışın meşruiyet zeminiydi.
Günümüz CHP'sinde de altı okun en sivrisinin Laiklik olduğu ve toplumun manevi değerlerine batan ve rahatsız eden bir laiklik anlayışı olduğu sır değildir.
Daha önce de yazmıştım. Fransız tipi laiklik dini dışlayan hatta aşağılayan jakoben baskıcı bir seküler devlet ideolojisi iken İngiltere tarzı laiklik daha soft ve dini özgürlükler temeline dayanan bir laikliktir.
CHP'nin parti programında yer alan "din-devlet ayrımı" temelli laiklik yerine Ak Parti'nin "dini özgürlükler" temelli laiklik demokrasiye daha uygundur.
CHP'nin din ve vicdan özgürlüğünün de bir özgürlük alanı olarak kabul etmiş olması Türkiye demokrasisi adına cidden sevindirici bir durumdur. Umarım devamı gelir.
Türkiye, CHP ve laiklik konusunda daha fazla bilgi için merak edenler daha önce Milat'ta yazdığımız, TÜRK SEKÜLERİZMİ, DİKTATÖRLÜK VE CHP ve DEMOKRASI YERİNE "MİLİTAN LAİKLİK" DAYATANLAR başlıklı yazılarımızı okuyabilirler.