Sevgili Okur, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Etkinliği Genelgesi üzerinden üretilen laiklik tartışmaları, beni çocukluğuma götürdü.
Hamd olsun... Bizler büyüklerimiz sayesinde, Ramazan aylarının o büyüleyici atmosferini iliklerimize kadar yaşadık. Hem de tüm aşamalarıyla...
Klavyenin başında biraz düşündüm de... Genelge üzerinden fırtınalar koparanlar hiç de iyi niyetli değiller.... Maalesef bunlar, evlatlarımızı Ramazan'ın o güzel heyecanından mahrum bırakmak istiyorlar...
Allah aşkına söyleyin... Çocukların on bir ayın sultanı Ramazan'ın, o eşsiz heyecanını okullarda yaşayarak hissetmesinin kime ne zararı olur?
Aksine insanlara faydası bulunur. Şöyle: Ramazan ayının kişilere öğütlediği o sabrı ve paylaşmayı doğru bir şekilde öğrenen çocuklar; ilerleyen yaşlarında cömert biri olurlar.
Çünkü onlar Oruç tutarak, açlığın ne demek olduğunu bilerek yetişmişlerdir. Bir ihtiyaç sahibi gördüklerinde, empati yapacak kıvamdadırlar yani...
Buradan olgun yaştaki kişilerden, çocukken yaşadıkları Ramazanları hatırlamalarını istiyorum. O ilk kalktıkları sahuru; o ilk tuttukları Orucu; o ilk gittikleri Teravih Namazını diyorum.
Mesela çocukken kendi yaşıtlarınızla birlikte gittiğiniz Teravih Namazlarının tadı damağınızda kaldı değil mi? İşte Milli Eğitim Bakanlığı da, evlatlarınız öğretmenleri gözetiminde aynı duyguları yaşasınlar istiyor.
Hani öküzün altında buzağı arayanlar var ya... Keşke onlar, Ramazan Etkinliği Genelgesini eleştireceklerine; Genelgenin eksikliklerini ortaya serseydiler.
Aslında, laiklik tartışmalarının fitilini ateşleyenlerden böyle bir adım beklememek lazım... Üzülerek yazıyorum... Maalesef bunların niyeti düzgün değil... Dolayısıyla, böyle faydalı bir işe de imza atamazlar...
Yazıyı oldukça iddialı bir cümleyle noktalıyorum. Çocukken Ramazan'ın manevi atmosferin de yetişen Gençlerden katil çıkmaz...