Bugün Gazze’ye doğru hareket edecek olan "Özgürlük ve Sumûd Filosu" için düzenlenen basın bilgilendirme programına katıldım. Salon doluydu. Basının ilgisi yoğundu. Sivil toplum kuruluşları üst düzey katılım sağlamıştı. Türkiye filosunun yönetimi açık şekilde deklare edildi. Toplantının havası sıradan bir organizasyon duyurusunun ötesindeydi. Sadece gemiler konuşulmadı, vicdan konuştu.
Ortaya konan irade netti. Yeniden yola çıkıyoruz.
Hedef büyük. Türkiye’den yaklaşık 100 tekneyle denize açılmak planlanıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeden yine yaklaşık 100 tekneyle katılım sağlanacak. Toplamda 200 tekne. Her teknede 15–20 gönüllü. Organizasyonun Avrupa ayağı İspanya merkezli yürütülüyor. Farklı ülkelerden sivil inisiyatifler bu filoya destek veriyor. Ayrıca Libya üzerinden kara konvoyu oluşturulması da gündemde. Yani sadece denizden değil, karadan da Gazze’ye ulaşma kararlılığı ortaya konmuş durumda.
Bu hareket yerel değil, küresel bir vicdan refleksidir.
Ancak filoyu asıl anlamlı kılan şey lojistik büyüklüğü değil. Asıl mesele, Gazze Şeridi’nde yaşananların bitmemiş olmasıdır.
Evet, kağıt üzerinde bir ateşkes süreci var. Ancak sahadaki gerçeklik daha ağır. Büyük bombardımanların yoğunluğu azalmış olabilir. Fakat sivil kayıplar tamamen durmuş değil. Gazze, manşetlerden düşmüş olabilir, ama acı gündemden düşmüş değildir.
Ateşkes, dünya kamuoyunda biriken öfkeyi bir ölçüde kontrol altına aldı. Uluslararası gündem başka başlıklara kaydı. Gazze ilk sayfalardan arka sayfalara itildi. Fakat Gazze’de hayat normale dönmedi.
Elektrik yok. Temiz suya erişim halâ ciddi bir sorun. Sağlık sistemi ağır hasarlı. Yıkılan evlerin yerine yenileri yapılmış değil. Binlerce insan geçici barınma koşullarında yaşam mücadelesi veriyor. Çocuklar savaşın izleriyle büyüyor.
Gazze’de olan tam olarak budur. Görüntü değişmiş olabilir acı bitmiş değildir.
İşte bu nedenle "Özgürlük ve Sumud Filosu" yalnızca bir yardım organizasyonu değildir. Bu filo, Gazze’yi yeniden gündeme taşıma iradesidir. Unutmaya karşı bir hatırlatma hareketidir.
Gemiler denize açıldığında sadece gıda, ilaç ve temel insani yardım malzemeleri taşımayacak. Aynı zamanda güçlü bir mesaj verecek. Gazze unutulmadı.
Türkiye’den 100 tekne hedefi bir milletin vicdani refleksini temsil ediyor. Avrupa’dan katılım bu meselenin evrensel bir insanlık sorunu olduğunu gösteriyor. Libya üzerinden planlanan kara konvoyu ise yardım ulaştırma iradesinin engeller karşısında geri adım atmayacağını ortaya koyuyor.
Bu noktada mesele açıktır. Bu filoya sahip çıkılmalıdır.
Çünkü bu sadece bir yardım konvoyu değildir. Bu bir duruştur. İnsanlık onurunun yanında yer alma iradesidir. Sivil halkın yaşam hakkını savunma çağrısıdır. Gazze’yi yeniden dünya gündemine taşıma sorumluluğudur.
Unutulan her trajedi derinleşir. Sessizlik zamanla normalleşmeye dönüşür. Normalleşme ise vicdanı aşındırır. Gazze konuşulmazsa, yaşananlar sıradanlaşır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey kararlı bir iradedir. Sivil toplumun, medyanın ve toplumun farklı kesimlerinin bu filoya sahip çıkması gerekir. Çünkü mesele yalnızca yardım ulaştırmak değildir, mesele insanlık hafızasını diri tutmaktır.
"Özgürlük" insanın doğuştan sahip olduğu onurlu yaşama hakkıdır.
"Sumûd" zor şartlarda ayakta kalma iradesidir.
Gazze halkı yıllardır bu iki kavramın tam ortasında yaşam mücadelesi veriyor. Yıkıma rağmen direniyor. Kayba rağmen ayakta kalmaya çalışıyor.
Bu filo denize açıldığında bir çağrı yapacak. Vicdan halâ hayatta. Dünya Gazze’yi unutamaz.
Gazze yeniden dünya gündemine girmelidir. Uluslararası kamuoyu yeniden dikkat kesilmelidir. Ateşkesin oluşturduğu geçici sessizlik kalıcı bir duyarsızlığa dönüşmemelidir.
Bu kez deniz, vicdanları bir araya getirecek.
Yeniden yola çıkıyoruz.
Çünkü Gazze susmadı.
Çünkü insani kriz sona ermedi.
Çünkü unutmak çözüm değil.
Bugün en çok ihtiyaç duyulan şey budur.
Harekete geçmiş bir vicdan.
We set sail again.
Yeniden yola çıkıyoruz.