0
GÜVEN, temel ilişkiye ait bir yapılanmadır. Bir bebeğin dünyaya geldiği andan itibaren gelişen sürece temel güven ilişkisi denmektedir. Bu süreç ağırlıklı olarak ilk iki yılı kapsamaktadır. Bunun sebebi insan hayatının ilk bir buçuk- iki senesinin çok zor geçmesidir. Bebek savunmasız ve başka birinin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Kısacası acizdir ve bakıma ihtiyacı vardır. İhtiyaçlarının giderilmesi için başka birinin hem badenen hem de ruhen desteği gerekmektedir. Bu ihtiyaçların karşılanması bebeğin kendini daha iyi ve daha güvende hissetmesini sağlamaktadır. Temel ihtiyaçlarının sevgiye ve merhamete dayalı bir ilişki içinde karşılanması bebeğin duygularının gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.
Temel güven ilişkisi kurulduğu takdirde, bebek gelişim süreci içerisinde sağlıklı bir çocuk olabilmektedir. Bebek böylece, kendi ihtiyaçlarını karşılayan kişi veya kişilere güven duymayı öğrenmektedir. Eğer bebek ve bebeğe bakım veren kişi veya annesi arasında sağlıklı bir ilişki kurulmuş ise, bebek zamanla ilişkiye yatırım yapmayı öğrenmektedir. Eğer güvenli bir ilişki ağı oluşturulmuş ise bebek kendine ve başka insanlara güvenmeyi de öğrenmiş olur. Eğer temel güven ilişkisi güvenli kurulmamış ise, bebeğin önce kendine sonra da başkalarına olan güveni zedelenmektedir. Temel ihtiyaçları karşılanmayan bir birey önce kendini değersiz hisseder. Sonrasında da etrafındaki herkesi değersizleştirmeyi öğrenir.
Bir insanın dünyaya gelmesi ile kurulan güvenli iletişimin ve güvenli ilişkinin sonucu olarak, güven ve öz güven gelişimi oluşmaktadır. Çocuk kendine güven veren bir yetişkinin desteğine ihtiyaç duyduğu gibi, denetimine de ihtiyaç duymaktadır. Ebeveynler, çocuğun öfkesini, saldırgan davranışlarını kontrol etmeyi zaman içerisinde çocuğa öğretmelidirler. Eğer çocuk denetimsiz ve kontrolsüz bir şekilde yetiştirilirse özgüven sahibi olamaz, sadece kontrolsüz davranışlar geliştirmeye başlar. Buda çocuğun yakın çevresi ile kurduğu ilişkilere zarar vermektedir. Fazla kontrol edilen veya denetlenen çocuklar ise içe dönük ve bir ortamda kendilerini ifade etmekte sıkıntı yaşayan kişiler olarak bilinmektedir.
Fazla kontrolcü olmak veya fazla denetimsiz olmak çocuğun önce kendine olan güvenini zedelemekte, sonrasında da başka insanlara olan güvenini zedelemektedir. Öz güven, bireyin nerede nasıl davranması gerektiğini bilmesi, ölçülü olması demektir. Hem kendi hukukunu, hem de başkalarının hukukunu koruyarak hareket etmelidir. Hayatta olan biten birçok durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak bir beceri veya öz güven demek değildir. Bu yüzden insanın dünyaya geldiği ilk andan itibaren ilişki içinde olduğu kişi ve kişilerin tutum ve davranışları, insanın ruhsal gelişimi üzerinde bir yol haritası çizmektedir.
Şimdilerde öz güven çocuğun denetimsiz ve fazla özgür bırakılması şeklinde yorumlanmaktadır. Bu yorum, aslında çocuğun yeteneklerinin denetlenmemesi ve özgür bırakılması şeklinde değiştirilmelidir. Çocuk belli bir konuda yetenek sahibi ise veya bir konuya ilgi duyuyor ise destek görmeli ve ailesi tarafından onaylanmalıdır.