Uluslararası Ceza Mahkemesince tutuklama kararı çıkarılan Netanyahu ve suç ortağı

Trump…

Patlamış mısırlarını yiyerek katliam seyreden bir katiller topluluğu. Öyle ki kim daha çok kan dökeceğine inandırırsa seçiliyor.

Her şey İsrail için, İsrail ise hiçbir şey…

Sadece kan ve gözyaşından beslenen bir canavar…

Gazze’nin hesabı sorulmadı.

Uluslararası Adalet Divanı kararı buharlaştı.

Soykırımcı İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapattı.

Şimdi yıkmak için zaman kolluyor.

ABD’yi İran’a “görevlendirdi, kendisi Lübnan’da işgali genişletme peşinde.

Nereye kadar?..

***

Şaka değil…

İdam cezasına karşılar ama soykırımı destekliyorlar…

İsrail, idam cezası konusunda "örnek ülke" imişmiş.

“uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri ve demokratik ilkelere bağlılığı çerçevesinde, daha önceki ilkeli tutumuna sadık kalmaya teşvik etmektedir.” diyor.

“İsrail'in geçmişte belirttiği tutumlarından ciddi geri adım atma anlamına geleceği”ni söylüyor.

Hukuk ve İnsan haklarına bağlı demokratik laik sosyal bir devletmiş, İsrail…

Haber şöyle:

İsrail'de Filistinlilere yönelik idam cezası onaylanınca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, İsrail'de Meclisinde onaylanan Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası "büyük endişe uyandırdığını" belirtmiş.

Yine endişeliler…

(Bu endişe de çok endişeli)

"İdam cezası, yaşam hakkının ihlali niteliğindedir, işkence ve diğer kötü muameleden muaf olmayı içeren mutlak hak ihlal edilmeden uygulanamaz." ifadesini kullanan El Anouni, İsrail'in uzun zamandır bölgede idam cezası konusunda "örnek ülke" olduğunu iddia etti.

İsrail Parlamentosunun yasayı onaylaması halinde bunun "İsrail'in geçmişte belirttiği tutumlarından ciddi geri adım atma anlamına gelirmiş. "AB, İsrail'i, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması hükümlerinde de yansıtılan, uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri ve demokratik ilkelere bağlılığı çerçevesinde, daha önceki ilkeli tutumuna sadık kalmaya teşvik etmektedir." diyor.(26 Mart 2026, Milat)

İsrail ne imiş böyle:

“uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri…”

“demokratik ilkelere bağlılığı…”

“sadık kalmaya teşvik…”

Siyonist reklam ajansı gibi…

Öyle ya…

Gazze’de yüzbinler bir anda hastalandılar öldüler.

İran’da devletin üst düzey yöneticiler ya kalp krizinden ya da henüz açıklanamayan sebepten kız ilkokulu da durup dururken çöktü, enkaz altında kalan yüzlerce çocuk ABD ve İsrail’in tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak öldü.

İdam cezası vermek bir devletin vasfıdır. İsrail’in idam kararını tartışmak, İsrail’i devlet kabul etmektir.

Kına(ya)mıyorlar bile…

“…diye düşünüyoruz.” modundalar.

***

Yavuz hırsız

Özel arsız…

Hırsızlık, arsızlık yaşam tarzıymış…

Cinayet ve Hıyanet Platformunun akıl danesinin “göğün yedinci katından” hırsızlara yol gösteren bir özelliği varmış.

Yargılama yapıyor.

Ne hakim tanıyor ne savcı…

Hakime savcıya parmak sallıyor, mahkemeyi tehdit ediyor.

Tek başına mahkeme

Hem hakim hem savcı ve de müşteki…

Rüşvette israfa asla müsamaha göstermez.

Abdestsiz haram yemez.

Öyle çalışkan öylesine üretken ki yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya taşıyan, duruma göre kıyıdan yiyip ortadan da geçinen tipler emrine âmâde…

Cepler şişkin…

Kafalar tütsülü…

Basılısında, görselinde, sosyalinde fenamenler gece-gündüz demeden onun için çalışır. Her biri hırsızlık ve yalan dâhisidir.

Kapısında el pençe divan durup gözyaşı döktüğü tanrılarının ilkelerine harfiyen uyar.

***

Bu görüntüleri kim sızdırıyor?

Caminin halısını çalan, suçüstü yakalanmış.

Camii görevlisi: “Tuu, senin suratına! Caminin halısını çalmaya utanmıyor musun? diye çıkışınca,

Hırsız: “Şunları bi bırakıp geleyim de camiye tükürmenin ne olduğunu sana göstereceğim.” diye çıkışmış…

Dünyayı yeni bir muasır medeniyete hazırlıyorlar…