0

BİR insanı yok sayarak davranmak, o insana verilebilecek en büyük cezalardan biridir. "Yok saymak"; bir kişi ile bağını koparmak, o kişinin varlığını reddetmek ve her fırsatta bunu hissettirmek anlamına gelmektedir. Yok sayılarak veya diğer bir değişle ihmal edilerek büyüyen biri var oluş kaygısının içine gömülmüştür. Böyle kişiler, kendi varlığını ilan etmek ve bunu ispat etmek için derin bir mücadelenin içine girerler. Daha sonra da yok sayılmaktan ötürü yenik düşerler. Bu bir insana yapılabilecek en büyük zulümlerden biridir. İnsanı yok saymak, psikolojik bir harpdir. Bu çeşit psikolojik harpde fiziksel şiddet, istismar yoktur. Fakat yüksek miktarda ihmal vardır. Bu ihmal kişinin hayatında her an ve her gün devam etmektedir. Kişi kendisine uygulanan ihmalden, yok sayılmadan ötürü derin darbeler almaya başlamıştır. Bu darbeler insanda derin izler bırakır, insanın ruhsal yapısını çok fazla etkiler.

Yeni dünyaya gelen bir bebeğin temas ettiği kişi ve kişilerce güven ilişkisi içinde olduğunu hissetmesi gerekir. Erken dönemde bebeğin önemsenmesi, kabul görmesi o kişinin daha sonra yetişkin bir birey haine geldikten sonraki ilişkileri üzerinde de belirleyici rol oynamaktadır. Önemsenmiş, varlığı sorgulanmamış, sorularına cevap verilmiş, olması gereken zaman ve mekanda ihtiyaçları karşılanmış, değer verilmiş kişilerin dünyaya, topluma ve kendilerine daha güven doludur.

Her insan kendi varlığının başka insanlarca tanınmasını ister.Varlığının kabul edilmesi için gereksiz bir savunma içine girmez. Çünkü o insan zaren vardır. Başka insanların da kendi var oluşunu kabullendiğini düşünerek yaşamak ister. Bu insanın nefes alması, su içmesi gibi temel hak ve ihtiyacıdır. İnsan var oluşunu ana rahmine düştüğü andan itibaren hisseder. Dünya'ya geldiği zaman bir bebek olarak varlığının tanınması için mücadele verir. İsteklerinin yapılması için ağlar. Güven içinde olduğunu bilmek ister. Sevildiğini, anlaşıldığını, kendisine bakım verileceğini, korunup kollanacağını düşünmek ister.

Bir çocuk da aynı hisleri paylaşır. Çocuk da kendi varlığını hissettirmek için bedensel olarak dışavurumda bulunur. Öfkelenmek, korkmak, fizyolojik bazı belirtiler göstermek kendi varlığını bedensel yollarla ifade etmenin bir tür yoludur çocuk için. Yetişkinler veya bakım veren kişiler bebeğin veya çocuğun varlığını reddedip, yok sayarlar ise, bebek de çocuk da var oluş savaşını bu belirtileri sürdürmeye ve arttırmaya devam ederek gösterir. Zaman içerisinde bu sıkıntıların şekli değişir. Çocuk sürekli ihmal edildiği için ruhsal olarak da örselenmiş olur. İçe dönük, dış dünyaya ve iletişime kapalı ve her söyleneni yapan ya da çok öfkelidir.

Yok sayılarak yani ihmal edilerek gelişimini tamamlamış bir yetişkin için hayatı algılama şekli farklıdır. İhmal edilerek gelişimini tamamlamış kişiler için dünya öfkelenilmesi ve güvenilmemesi gereken bir yer olarak algılanabilmektedir. Diğer bir yönüyle yok sayılarak yetişmiş kişiler çok künt bir ifade takınarak hayatı sürdürmeye çalışırlar. İhmal edilerek ,yok sayılarak büyüyen çocuklar, ihmal edilmenin vermiş olduğu acıyla yüzleşmemek için sürekli ebeveynlerini ve çevrelerini menun etmeye çalışırlar. Her söyleneni yaptıklarında, var sayılacakları, ihmale uğramayacakları düşüncesi ile, etraftan gelen her isteği doğru veya yanlış diye yargılamadan kabullenirler. Kabullenmeme diye bir alternatifleri olduğunun veya bir konuda hüküm sahibi olduklarının farkında dahi değillerdir.