Piyasa iş yapacak insan arıyor.
Bulamıyor.
Üniversite mezunu çok.
Meslek sahibi az.
Gençlerimizin çoğu bu şartlarda nasıl evleneceğini, nasıl geçineceğini, hele hele çocuk yaparsa nasıl bakabileceğini düşünüyor, kara kara…
Evlilikler geciktiriliyor.
Doğurganlık hızla düşüyor.
Nüfus hızla yaşlanıyor. Bunlar ülkemin belini büken meseleler.
Doğru politikalar için itici güç olması gereken medyamız bu konulara pek de ilgi göstermiyor.
Sivil toplum örgütlerimizin çoğu “tabeladan” ibaret.
Buralardaki başkanlıklar genellikle “sıçrama tahtası” olarak görülüyor.
Milletvekilliğine sıçrama, bürokraside yükselme, rantı arttırma kapıları buraların çoğu.
Türkiye, neredeyse sivil toplumsuz ve medyasız.
Böyle olunca da işler bir türlü düzelmiyor.
Mecburi eğitim 12 yıl olunca, bir de üzerine “herkese üniversite” savurganlığı, kolaycılığı binince işler iyice sıkıntıya girdi.
2025-2026’da 208 yükseköğretim kurumunda, 6,3 milyonu aşkın öğrenci takılıyor.
Her yıl neredeyse bir milyon yeni üniversite mezunu üretiyoruz.
Her yıl yeni bir "diplomalı mesleksizler ordusu" piyasaya iniyor.
TÜİK’e göre lisans mezunlarının kayıtlı istihdamı 2025’te yüzde 73,9’a geriledi.
Ön lisansta yüzde 65,7.
Üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliği geçmesi normal bir durum mu?
Her yer mezun kaynıyor.
Mühendis asgari ücrete razı olabiliyor.
Şantiyede, sanayide, tamirhanede usta sıkıntısı büyük.
Ustalar çırak bulamıyor.
Zincir kopmuş vaziyette.
Bu tablo her geçen yıl ağırlaşıyor.
veriyonetim.yok.gov.tr
“Herkes üniversite okusun” anlayışı mesleki eğitimi geri plana itiyor.
Aileler çıraklığı ceza gibi görüyor.
Gençler masabaşı iş istiyor.
Ustalar yaşlanıyor. Yerleri dolmuyor.
Meslekler can çekişiyor.
Kaynakçı bulmak dert.
İyi bir kaynakçı en az iki mühendisin maaşını alıyor.
EVLİLİKLER ÖTELENDİKÇE ÖTELENİYOR
2025’te ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5, kadınlarda 26,0.
Evlenen çift sayısı 552 bin 237.
Bir yıl önce 569 bin 983’tü.
Yalnız yaşayanların sayısı hızla artıyor.
1+1 konutlar hızla çoğalıyor.
Bu işten de “bir kısım” müteahhitler kârlı çıkıyor!
Doğurganlık hızı 1,42. Yenilenme eşiği 2,1.
Dokuz yıldır eşiğin altındayız.
Yükseköğretim mezunu annelerde hız 1,24.
Üniversiteli sayısı arttıkça doğurganlık hızı düşüyor.
76 ilimiz eşiğin altında.
HALKTAN KOPUK MEDYA!
indyturk.comBu rakamlar ekranlarda pek yer bulmuyor.
Çünkü (istisnalar müstesna) medyanın pusulası halkın derdi değil. Menfaat hesabı. Reyting hesabı.
Reklam hesabı.
Bazı medya organları ve gazeteciler “feministlerden” korkuyor, bu da önemli bir sebep.
Ünlülerin kavgaları, belden aşağı skandallar, saçma sapan mevzular ilgi çekiyor.
Seyrediliyor.
Parayı düşünen medya organları da bunlara ağırlık veriyor.
Kameralar stüdyolarda ya da anlamsız yayınlarda kalınca şantiye görünmüyor. Çıraksız atölye görünmüyor.
28 yaşında yuva kuramayan genç görünmüyor.
NELER YAPILMALI?
Öncelikle şu 12 yıl mecburi eğitim ısrarından vazgeçilmeli.
Mecburi eğitim bizim zamanımızda beş yıldı, yeter de artar bile!
Üniversitelerde işsizlik garantili bölümler, şişkin kontenjanlar var.
Bunlar iyice daraltılmalı.
Bir de kanunlarımız, evliliği cezalandırmamalı, teşvik etmeli.
Mesela…
Birçok genci “evlilikten uzaklaştıran” süresiz nafaka uygulaması bir an evvel kaldırılmalı.
Medya ve sivil toplum alanına gelince…
Oralar için çare gösteremiyorum.
Her şeyi benden beklemeyin siz de, bazı çareleri de siz üretin lütfen.