0

Memleketimizin en büyük sivil toplum örgütlerinden birinin etkinliğinde…

Dendi ki;

"FETÖ'nün faaliyetlerinden bir bölümünü, en azından 'hırsızlıkla sınav kazandırma' faaliyetlerini hiç şüphesiz sekiz, on sene evvel de biliyordunuz. Üyelerinizin bunları size aktarmamış olmasına ihtimal vermiyorum.

Peki dostlar, bildiğiniz halde buna niçin ses çıkartmadınız o vakitler?!!"

Yönetici dostlardan biri, bu soruya karşılık verirken dedi ki;

"O vakitler bunları açıkça dile getirmeyi, basına konuşmayı düşündük ama… Çekindik doğrusu!"

Neden çekinmişler?

FETÖ'den elbet!..

(O vakitler çok güçlüydü bunlar -Hala da pekçok alanda garip bir etkinlikleri var ya!-

FETÖ'ye yan bakan, baktığına pişman edilyordu.)

Bu bir…

Buna rağmen…

"Yine de karşı çıkardık amma" diyor, sivil toplum yöneticisi:

"Çıkardık da, bunu 'tabanımıza' nasıl anlatacaktık? Siyaseten desteklediklerimize nasıl anlatacaktık? O günlerde FETÖ'ye cephe alsaydık tamamen dışlanır, belki de kepenk indirmek mecburiyetinde kalırdık!"

Şöyle bir düşünün lütfen:

"Ergenekon Operasyonları"nın yürütüldüğü günlerde…

Bir "sivil toplum örgütü"müz çıksaydı…

Ve…

Alenen "Gülen Takımı"na tepki gösterseydi…

Neler olurdu?

FETÖ'cüler, bunu yapana haliyle saldırırdı…

Peki ya…

Mesela…

Ak Parti tabanı ne yapardı?

Ak Parti önde gelenleri ne yapardı?

Hiç şüphesiz…

O günlerde FETÖ'ye tepki göstereni "Ergenekon Darbecileri"ne destek vermekle…

Hatta "darbecilikle" suçlarlardı!..

Hadi, gel de kalk bu yükün altından!..

FETÖcülerin filan saldırması bir yana…

"Sevdiklerin" de damgalarsa seni, nasıl kıpırdarsın?!..

Böyle…

Bir konuda, genel eğilime uygun olmayan laflar etmeye…

Bir süreçteki "yanlışlara" dikkat çekmeye kalkıştığınızda..

Hemen "damga"lanıyorsunuz!..

Bundan dolayı da…

Söylemek istediklerinizi söylemekten vazgeçiyor…

Ya "goygoyculuk" yapıyor ya da bunu yediremiyorsanız, "kabuğunuza" çekiliyorsunuz!..

Siz çekiliyorsunuz ve etraf goygoyculara kalıyor!..

"Bağımlı" İnsandan Fayda Gelmez!..

Bugünlerde, nereye gitsem, kimle sohbet etsem "şikayetlerle" karşılaşıyorum.

Herkes…

"Yerli ve Milli" düşünce sahibi olduğunu bildiğim herkes…

Bazı şeylerin yanlış gittiğini söylüyor.

Çok yanlış gittiğini söylüyor.

Bu yanlışlardan dolayı da, mevcuda ilave olacak çok büyük bir toplumsal muhalefet hareketinin geliştiğini belirterek, duruma bir an evvel el konulmasını talep ediyor.

"Peki bunu kim yapacak?" diye sorulduğunda da…

"Reis" cevabını veriyor!..

Bir faniye bu kadar yüklenmek, her şeyi ondan beklemek çok yanlış değil mi?

Adam evde karısı ile kavga etse çözümü "Reis"ten bekleyecek neredeyse!..

Hayır, bazı meselelerin çözümü için "sivil toplum örgütleri"mizin desteği şart!..

Destek, arka tarafta "laf" üretip, ön tarafta "alkışlamakla" olmaz.

Problem hangi alandaysa, o alanın "uzman"ı olan sivil toplum örgütümüz, duruma el koyacak.

Eğitimse mesele eğitim alanın, hukuksa hukuk alanının "uzmanı" olan sivil toplum örgütümüz uzmanlığını konuşturacak.

Sağlıklı teşhislerde bulunacak ve çözüm tekliflerini sunacak.

Bunu yaparken de, "O bunu dermiş, bu bunu dermiş!" diye bakmayacak!..

"Liyakat sahibi" ve "bağımsız ruhlu" sivil toplum örgütlerine her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz.

Doğruya yöneldiğimizde sonuna kadar destekleyen, yanlışa yöneldiğimizde ise vazgeçirmek için elinden geleni yapan "dost"lara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz!

Ermenice Bilen?

Evet, "dostlar" uyaracak ama "bilerek" uyaracak.

Bunun için de uyardığı alanın "gerçek uzman"ı olacak!..

Liyakat meselesi!

Unutmam, unutamam…

"Soykırım İddiaları"na karşı çıkan profesörlerimizin katıldığı bir panel düzenlenmişti…

"Sözde Ermeni Soykırımı" iddialarına karşı çıkan profesörlerimizin en babalarının bir araya getirildiği bir panel.

Sözde Ermeni Soykırımın yüzüncü yılında…

"Ne güzel bir etkinlik." dedik ve gittik…

Ne var ki…

Saatlerce dinledik, klasik şeyler.

Biliyorduk hepsini, yazmıştık.

Derinlemesine bilgilenmek, sıkı haber çıkartmak istiyorduk…

Olmadı.

Tam da "Boşuna geldik!" ruh haline bürünmüştük ki…

Profesörlerden birinden "farklı" şeyler duyduk.

Dedi ki açık yüreklilikle:

"Biz bu işleri tam olarak bilmiyoruz aslında. Evet, bu alanda birçok makalelerimiz, kitaplarımız var, sürekli olarak konuşuyoruz ama meseleyi tam olarak bildiğimiz söylenemez! Çünkü!"

Çünkü?

"Biz Ermenice bilmiyoruz! Türkiye'de Ermenice bilen uzman yoktur! Yani, Ermenice bildiğini iddia eden vardır da, tarihi Ermeni metinlerini okuyabilecek evsafta bir uzmanımız yoktur. Ermeni lobisi, en ağdalı Osmanlıcı metinlerini inceleyebilecek, en karmaşık el yazılarını çözebilecek çapta uzmanlar yetiştirmiş… Onlar, engin bilgileri ile belgelerde tahrifat yapabiliyorlar. Bizler ise, Ermeni belgelerini inceleyip gerçekleri ortaya koyabilecek durumda değiliz!.. Bu çok büyük bir eksiklik!"

O profesör bunları söyledi.

Ermeni "uzman"ı diğer profesörler de bu söylenenleri tasdik etti!

Yaaa…

Başımıza bunca çorap ördükleri böylesine hayati bir meselede dahi, dört dörtlük uzman yetiştirememişiz!..

Çok acı bir durum değil mi?

Bunu devlet yapmamış!..

Onca sivil toplum örgütümüz var…

Onlar da yapmamış!..

Ya da yapmış ama biz bilmiyoruz!..

Şimdi…

Bu "karanlıkta" yol bulmaya çalışırken, yolumuzu aydınlatacak fenerleri arıyoruz…

Mesela…

İşte…

ABD, terör örgütü PYD'ye "Devlet Başkanı" imzasıyla silah veriyor ve Güneyimizde "İkinci İsrail" kuruluyor.

İsrail ağlarını örerken, İslam Toplumu'nu ifsad eden "çok iyi yetişmiş" ajanlarını kullanıyor.

Onları kullanarak, aramızda ihtilaflar oluşturuyor, var olan ihtilafları derinleştiriyor.

İsrail'in Türkçe'yi en baba Türk'ten, Arapçayı en baba Arap'tan iyi bilen "ajanları" var.

Bizde…

"İbranice"yi eski metinlerini inceleyebilecek kadar bilen bir uzman var mıdır?

Osmanlı Coğrafyası'nın diğer dillerini; mesela, "Bulgarca, Romanca, Sırpça"yı çok iyi bilen uzmanlarımız var mıdır?..

Sanmam!..

Devlet, meşgul…

Sivil toplum da, "meşgul" devletten "iş alma"nın derdinde!..

NE KADAR TAHRİK EDERLERSE ETSİNLER, KESKİNLEŞMEYELİM!..

Mısır Darbecisi Sisi, ABD'de Trump tarafından "krallar" gibi karşılanmıştı.

Sonra…

"PYD'ye silah sevkiyatını imzalamak suretiyle bize çaktı Trump.

Hemen arından…

Arap Dünyası'nın kelle ülkesi Suudi Arabistan'a "silahla" ayar verdi.

"Ağlama Duvarı"nda tapındı…

Vesaire…

Mısır ve Ürdün, Türkiye'yi "gözden çıkartmaları" halinde "istedikleri gibi değerlendirilmeye" hazır iki ülke.

Nitekim,

FETÖ'cülere kucak açan Alman hükümeti, İncirlik'teki asker ve tornadolarının Ürdün'e sevk edilmesini "oy birliği" ile kararlaştırdı.

Mısır ve Ürdün, bölgedeki "Siyonist Operasyon"a teslim edilmiş durumda.

Bu iki ülke elden tamamen çıktı.

Körfez bölgesi çok fena.

Kuzey Suriye malûm…

Kuzey Kıbrıs'taki "Siyonist hamleleri" de nicedir yazıyoruz.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, yıllar evvel yaptığı bir konuşmada "ABD'nin bir dönem pivot olarak kullandığı ülkeler, daha sonra hedef ülke haline geliyor. Türkiye, yakın gelecekte hedef ülke haline gelecektir. Mihver ülke Türkiye hedef ülke olacaktır!" demişti.

O günler geldi.

Etrafımızdaki bütün hamleler Türkiye'nin güvenliğini tehdit eder mahiyette.

Ekonomimizi de çökertmek istiyorlar ki, sandıklar iyice etkilensin!..

"Ülke batmış çıkmış umurumda değil, yeter ki bunlar gitsin!" diyenler için yapılabilecek bir şey yok.

Bunun dışında kalan çok geniş bir kitleye ulaşmak görevimiz.

Çok yönlü saldırıların şiddetini arttırarak devam ettiği bu çok kritik süreçte yapmamız gereken safları sıklaştırmaktır.

İçerideki "milli ittifakın" çerçevesini mümkün olduğunca genişletmektir.

Göze girip, mevki devşirmek veya mevki korumak isteyenlerin "kışkırtıcı" ve "goygoycu" tavırlarını dikkatle izlemek…

Bunların gazına gelmemektir!..

El oğlu, bizi bir kıstırırsa…

Sağcı, solcu, ilerici, gerici ayırt etmez!..

Suriye'de ölümden kaçıp bize sığınanlara bakar mısınız:

Her görüşten insan!..

"Haram Para İle Hac" Yalanı Üzerine!

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu "Haram Para ile Hacca gidilebilir!" demiş!...

Hüküm net:

"Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz!"

Bitti!

Mukaddesat düşmanı medyanın rüzgarına kapılmaktansa..

Kaynağından sormalı.

Sorduk…

Diyanet'ten…

Dedi ki yetkililer:

"Haram para hacca gidilebilir" diye bir fetva sözkonusu değildir.

Bu anlama gelebilecek bir fetva da sözkonusu değildir!..

Aksine…

Bunun makbul olmayacağı belirtilmiştir!..

Sözkonusu yalanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı'na karalamaya, gözden düşürmeye yönelik art niyetli tavırların bir uzantısıdır!"

Oyun çok büyük!..

Tezgah çok yaman!.

İster sosyal medyada, ister bir kısım medyada, isterse "bizim dediğimiz" medyada yazılıyor olsun…

Siz siz olun…

Peşinen inanmayın dostlar!..

Arda Turan Olayı Üzerine…

Her meseleyi "politikaya" malzeme yapmakta üzerimize yok.

Milli Takım uçağında bir "yaşlı gazeteci"nin boğazına sarılan Arda Turan'ın yaptıklarını değerlendirirken…

Bir taraf, Referandum'da "evet" dediği için yüzde yüz sahipleniyor çocuğu…

Diğer taraf ise "diri diri gömmeye" çalışıyor…

Bunların her ikisi de "ideolojik" tavır.

"Savaş Marşları" söylemek suretiyle sporu siyasete alet eden "gezi zekalılar", maalesef

işin iyice çığırından çıkmasına sebep oldular.

Buna tepki gösteren "evet"çilerden bir bölümü de yine "ideolojik" saiklerle Arda'yı kayıtsız şartsız savundu.

Böyle yapmak yerine…

Arda meselesine "ahlakî" açıdan baksak…

Birincisi:

Arda'nın yaptıkları asla ve kat'a doğru değildir.

Bize yakışmaz!

Bir diğer mesele de…

Rıdvan Dilmen'in "Gazetecilik haysiyet cellatlığı değildir!" çerçeveli yaklaşımını da göz ardı etmemek gerek.

Eline alıyorsun kalemi ve futbolcuyu "vatan hainliği" ile suçluyorsun!..

Bu olmaz!..

Arda Turan'a bunu yapanların, vatana ihanetin dik alasını sergileyen "FETÖ'nün futbolcuları"na tek laf etmemeleri dikkat çekici değil mi?

Bu takımın Arda Turan'ı hedef almasının ve bu noktaya gelene kadar tahrik etmesinin arkasında "ideolojik" hesaplar vardır.

"Yerli ve Milli" zihniyetli bir futbolcunun dünyanın en büyük kulüplerinden birinde yer almasını da çekememişlerdir!..

Mevzu budur!..

Bununla birlikte, kendisini haklı iken haksız duruma düşüren Arda Turan'a kızmak da hakkımızdır.

"Ne yaptın evlat, bir çuval inciri berbat ettin!" dedikten sonra…

Bundan ders çıkartmak da işin faydalı tarafıdır:

Gaza gelmeyecek, kontrolü kaybetmeyeceksin…

Hakkını hukuk dışı yollardan aramayacaksın. Olduysa bir kaza… Sürdürmeyeceksin!

Ve de…

"Bana birçok haksızlıkta bulunan bir yaşlı adama, bir başka yanlışla cevap vermek hata oldu. Bu hareketimle karşı çıktıklarımın durumuna düştüm. Bazı hareketler onlara yakışır ama bana yakışmaz… Kamuoyundan özür diliyorum!" demesini bileceksin.