Okulların tatil olmasına 10 gün kala devamsızlıklar iyice artmış.
Bundan dolayı da birçok veli çocuklarını son hafta okula göndermeyecekmiş.
Havalar sıcak, son bir hafta okula göndermesen ne olacak?
Yok sayın veliler lütfen yapmayın böyle…
Çocuklar devamsızlığa alışmasın!
*
Dini bayramlar için kocaman tatiller…
Milli bayramlar için hazırlıklar, törenler, sonrasında yorgunluk çıkartmalar…
Öğretmenler toplantısı, veliler toplantısı…
Ara tatili, yaz tatili…
Tatil önceleri ve tatil sonraları…
Sınav hazırlıkları, sınav stresi…
Şu bu derken…
Şöyle bir hesap ediyorum, acaba bu çocuklar senede kaç gün eğitim görüyor diye…
Geriye pek de bir şey kalmıyor!
Yani, bu şartlar altında çocuklara bir şeyler verebilen öğretmenlerimize helâl olsun!
Öğretmenin işi o kadar zor ki…
Gak dese şikayet ediliyor, guk dese şikayet ediliyor.
12 yıl mecburi eğitim sisteminin haylaz gençleri yüzünden ne öğretmende ne de okumak isteyen talebelerde huzur kalıyor.
Velilerden destek yok, okul idaresi zaten idarenin derdinde…
Ne yapsın öğretmen!
Daha da kötüsü, ne yapsın düzgün öğrenci?
Biz çocukları, gençleri 12 yıl mecburi eğitime tabi tutuyoruz ama…
Bu koskoca 12 yılın verimli geçen kısmı beş sene bile değildir.
Bundan dolayı ne Milli Eğitim’i, ne okul idarecilerini, ne öğretmenleri kabahatli bulabiliyorum.
Acayip bir mekanizma var.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Hoca, bir ara 12 yıl mecburi eğitimi bir yıl olsun geri çekmeyi düşündü.
Teşebbüs etti…
Eğitim Bir Sen, bu çabaya destek için dev anketler yaptı.
Hem velilerin, hem öğrencilerin, hem de öğretmenlerin kahir ekseriyetle “12 yıl mecburi eğitim çok uzun!” dediğini ortaya koydu.
Sayın Bakan, umut verici açıklamalar yaptı ama olmadı…
Ertelendi o iş…
Ne zaman olur bilinmez zira 12 yıl mecburi eğitim gibi eğitimin bütün paydaşlarının karşı çıktığı bir uygulamayı biraz olsun yumuşatmak bile “engellerle” karşılaşıyorsa, ortada Sayın Bakan’ı çok çok aşan durumlar var demektir.
Benim derdim, mecburi eğitim süresinin mümkün olduğu kadar kısaltılması.
Mesela beş yıla indirilmesi.
Bu sürenin de çok verimli bir şekilde geçirilmesi.
Çocukların yaşları geçmeden kabiliyetlerine uygun alanlara yönlendirilmesi…
Milyonlarca çocuğumuzun, gencimizin eğitimin “çıkmaz sokaklarında” tüketilmemesi…
Okumak isteyen okusun…
Profesör olsun, ordinaryus profesör olsun…
Okumak istemeyeni niçin ille 12 sene sistem içinde tutmalı, mecbur etmeli?
Gönülsüz çoban sürüye kurt getirirmiş!
Okullara bakıyorum, hemen herkes gönülsüz…
Veliler, öğretmenler, öğrenciler, idareciler…
Herkes diken üstünde.
Gün dolduruluyor ve mezunlar üniversiteye gönderiliyor…
Üniversitelerden de kahir ekseriyetle “diplomalı mesleksizler” geliyor piyasaya…
Yaş olmuş 25…
O yaştan sonra…
İş mi bulacak, para mı biriktirecek…
Nasıl olacak da evlenecek?
*
“Amaaan evleniyorlar da ne oluyor?
Takılsınlar kafalarına göre!”
Oldu tamam…
Evlenmeler azalsın, boşanmalar artsın…
Vatandaş da vidasını sıkıştıracak usta arasın!