Bazı dergiler vardır, kitapçı raflarının en ücra köşelerinde olsalar dahi, ışıltıları ve cazibeleriyle edebiyat meftunlarının hemen dikkatini çekerler.
Bu dergiler, kahve telvesi kokan edebiyat muhabbetlerine sessizce misafir olup, çok fazla ön plana çıkmazlar.
Her neşriyatçıda bulamazsınız onları...
Her masa da göremezsiniz.
Her mürekkep, iz bırakamaz sayfalarında...
Çünkü bilirler ki seçkin yayınların, kültür-sanat alanındaki özgül ağırlıklarını belirleyen ölçüt; satış oranları değil, hitap ettiği kitlenin entelektüel düzeyi ve toplumda oynadığı roldür.
Temel gayeleri, kendi kültürel değerlerine hizmet etmek olan bu tarz süreli yayınların en önemli özelliği; Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî'ye ait pergel metaforunu (Yereli kaybetmeden, evrensele ulaşabilme çabası) hayata geçirebilmiş olmalarıdır.
Bu öyle önemli bir marifettir ki bir ayağı, neşet ettiği toprağa derin bir kök salarken, diğer ayağı ile merkezden/sabiteden kopmadan, evrensel olana da hitap edebilecek ölçüde, tüm insanlığa kadim bir öğretinin nüvelerini sunacak, büyük bir kültürel aktarımın kapılarını açar.
Ülkemizde de yukarıda arz ettiğim niteliklere sahip, uzun yıllardır istikrarını ve çizgisini her şartta muhafaza edebilmiş, milli ve manevi değerlere saygılı, bir o kadar da farklı renk ve görüşlere belli prensipler dairesinde hoşgörüyle bakan, baskısından kapağına büyük bir emek verilerek çıkartılan bir edebiyat dergisi bulunmaktadır.
Uzunca bir süredir yayın hayatında olan bahse konu bu
Derginin adı, “Edebiyat Ortamı”dır. Dergi, adı ile müsemma, içeriği ile dopdolu, velut yazar ve şairlerin kalem oynattığı, birbirinden değerli akademisyenlerin fikirlerini özgür bir şekilde okurlarına aktarabildiği, genç yazar ve şairlere cömertçe sayfa ayıran yayın politikasıyla nam salmıştır.
Birçok önemli edebiyatçının çeviri, deneme, öykü, biyografi, makale ve değerlendirme yazıları ile şiirlerinin yayımlandığı Edebiyat Ortamı Dergisi, iki ayda bir Server Yayınevi’nden çıkmaktadır.
Her sayıda farklı kitaplar hediye eden dergi, hacim olarak da dikkatleri üzerine çekmektedir.
Edebiyat Ortamı Dergisi'nin uzun zamandır genel yayın yönetmenliğini, değerli ağabeyim ve aziz Hocam “Sadık Yalsızuçanlar” yapıyordu. Naif kişiliği ve zengin zihin dünyasıyla dergiyi belli bir noktaya taşıyan Sadık Bey, geçen yıl genel yayın yönetmenliği görevini; şair, yazar ve aynı zamanda belgesel yapımcısı da olan “Mehmet Kurtoğlu”na devretti.
Mehmet Kurtoğlu da göreve gelir gelmez tıpkı selefi gibi titiz, çalışkan, işinin ehli bir genel yayın yönetmeni olduğunu ortaya koyarak, dergiye yeni bir soluk getirdi.
Mehmet Bey, şiir, inceleme, tiyatro, deneme, roman, belgesel çalışmaları olan, çok sayıda kitap kaleme almış, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkez Yönetim Kurul Üyeliği görevini bilfiil sürdüren, idarecilik meziyetine sahip, önemli ödüllere layık görülmüş, ülkemizin kıymetli edebiyatçıları arasında yer almaktadır.
İnanıyorum ki kendisinin tecrübesi, vizyonu ve profesyonel yaklaşımı dergiyi çok daha iyi yerlere getirecektir.
***
Edebiyat Ortamının 2026 yılı Ocak-Şubat sayısı raflardaki yerini aldı ve bir an önce okurlarıyla buluşmayı bekliyor.
Edebiyat Ortamı’nı online olarak sipariş edebileceğiniz gibi Türkiye Diyanet Vakfı Kitabevlerinden de tedarik edebilirsiniz. Yine bazı şehirlerin yerel kitapevlerinde de dergi satışı yapılmaktadır.
Bu ayki sayının ana konusu; Türkiye Yazarlar Birliği'nin eski başkanlarından yazar Dr. Necmettin Turinay'ı anlatan, Selçuk Karakılıç tarafından kaleme alınan "Sanatkâr Bir Denemeci Mehmet Turinay" başlıklı geniş bir inceleme dosyasından oluşuyor.
Mehmet Kurtoğlu, 2026 yılının ilk sayısında (108.sayı) neden Dr. Necmettin Turinay'a yer verdiklerini şu sözlerle açıklamıştır: "Olmayan ama derin bir dalga gibi dipten gelen yazarlar, kendilerini öne çıkarmadan bir mum misali kültür hayatımızı aydınlatırlar. Necmettin Turinay; dehasını eserine veren, kalabalıklara değil seçilmiş beyinlere hitap eden, idealist ama kavgacı olmayan o nadir şahsiyetlerden biridir."
Necmeddin Turinay dosyasının yanı sıra başka konulara da yer veren dergi de Milat Gazetesi'nin bir mensubu olarak benim de bir yazım yayımlandı.
Gagavuz dilinin kurucusu Filoloji ve Teoloji uzmanı Ortodoks Hristiyan Rahip Mihail Çakır’ı anlatmaya çalıştığım yazıda; İsevi inancına rağmen Türk kimliğini muhafaza edebilmiş, ender Türk halklarından olan Gagavuzlar hakkında bilgiler verdim.
Gerek Sadık Yalsızuçanlar Hocama gerekse Mehmet Kurtoğlu Bey'e, Edebiyat Ortamı gibi mümtaz bir dergide şahsıma yer verdikleri için müteşekkir olduğumu belirtmek istiyorum.
Bizlere düşen en önemli görev; büyük zorluklarla yayın hayatlarını sürdüren, düşünce dünyamızla paralellik arz eden tüm basılı ve görsel yayınları takip etmeli; bunları okumasak da izlemesek de satın almalıyız. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada zehirli bir sarmaşık gibi yayılan kültür emperyalizmine karşı mücadele veren münevverlerimizi nefersiz, nefessiz ve desteksiz bırakmamalıyız.