İnsanın konforlu ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi için, mutlaka sağlığına dikkat etmesi gerekir. Sağlıkla ilgili atasözlerimiz söylenmiştir. ‘’Sen sağ, ben selamet’’, ‘’Sağlık gibi dost, hastalık gibi düşman olmaz’’, ‘’Güneş girmeyen eve, doktor, girer’’ sözleri boşuna söylenmemiştir. Hayat kalitesinin yükseltilmesinde ve korunmasında sağlık önemli bir yer tutmaktadır. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi kişinin öncelikle kendi sağlığına sahip çıkması ve sağlık bilincini geliştirmesi ile mümkün olduğu da unutulmamalıdır.
İnsan hayatı inişli çıkışlıdır, hastalandığımız zaman, şifa bulmak için mutlaka hastaneye uğrarız. Kapısından içeri girdiğimizde bambaşka bir dünyanın içerisine adım atarız. Önce acilde karşılanırız; kayıt yapılır, sıramızı bekler, hekime muayene oluruz. Sonrasında hekim kimi hastaya ilaç yazar, kimi hastayı ise tetkike gönderir, kimine de “yatış” verilir. İşte o andan itibaren hasta için yeni bir hayat başlar: hastane hayatı.
Fedakâr Çalışanlar
Servislerde yaşlısından gencine, kadınından erkeğine farklı hastalar aynı çatı altında bir araya gelir. Her birinin ayrı hikâyesi vardır. Bir odada hayat mücadelesi veren bir hasta, diğer odada taburcu olacağı günü iple çeken başka bir hasta. Bu hikâyelerin ortasında ise sağlık çalışanları vardır. Doktorlar, bilgi ve tecrübeleriyle yol gösterir; hemşireler sabırla, şefkatle gece gündüz hastalara hizmet eder. Her biri insanın sağlığına kavuşması için görünmez bir fedakârlık sergiler.
Şifa Dağıtan Sağlık Ordusu
Ama hastane sadece doktor ve hemşirelerden ibaret değildir. Ameliyathanede bir cerrahın başarısı, yanında çalışan teknisyen ve hemşirelerin gayretiyle tamamlanır. Laboratuvarlarda uzmanlar, alınan kan numunelerinin içinde hastalığın neden olduğu gerçekleri arar. MR ve röntgen teknisyenleri, gözle görülmeyeni görünür hâle getirir. Temizlik personeli, mikrop ve hastalıklarla sessiz bir savaş verir. Yemek dağıtan görevliler, hastaların şifa yolculuğuna güç katar. Memurların yaptığı her kayıt, hastanenin düzenini ayakta tutar. Özel güvenlik görevlileri ise tüm bu düzenin güven içinde işlemesini sağlar.
Herkesin Ayrı Bir Dünyası Var
Hastanelerde her meslek grubunun ayrı bir dünyası vardır. Onlar için hastane, sadece bir iş yeri değil, çoğu zaman ikinci bir evdir. Nöbetlerle, uzun mesai saatleriyle, uykusuz gecelerle dolu bir hayat… Yine de her biri sabırla görevini sürdürür. Çünkü biliyorlar ki bir hastanın tebessümü, bir “Allah razı olsun” duası tüm yorgunluklara bedeldir.
Acı Sevinç Keder ve Hüzün Bir Arada
Koridorlarda dolaşırken aslında insanın en çıplak hâlini görürsünüz. Umutla bekleyen gözler, sevinç gözyaşları, bazen de hüzünlü vedalar… Hastane bize hayatın ne kadar kırılgan olduğunu, sağlığın ise en büyük nimet olduğunu hatırlatır. Burada insan, insana muhtaçtır; hasta hekime, hekim hemşireye, hemşire temizlik görevlisine, güvenlik görevlisi, memura… Herkes bir zincirin halkası gibidir.
En Büyük Zenginlik Sağlık
Sonuçta hastane sadece şifa dağıtılan bir mekân değil, aynı zamanda insaniyetin en yoğun yaşandığı bir yerdir. Birbirine dokunan hayatlar, fedakârca çalışan insanlar ve iyileşmeyi umut eden hastalar… Bu tablo bize bir gerçeği hatırlatır: Sağlık, insanın sahip olabileceği en büyük servettir; onu korumak ise hepimizin ortak sorumluluğudur. Sağlığın önemini en iyi özetleyen söz, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü beyti.
‘’Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi’
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"
Değerli okurlarım sağlığımızın kıymetini elden gidince anlıyoruz. Bu nedenle sağlığınıza dikkat edin, Allah tüm hastalara acil şifalar versin. Sağlık ve afiyette kalın. Hayırlı bir hafta sonu diliyorum.