Kıymetli okurlarım; son yıllarda ülkemizde yaşanan ekonomik krizler nedeniyle antidepresan kullanımı hızla artmış bulunmaktadır. Rakamlar ortada. Antidepresanlar en fazla kullanılan ilaçların başında geliyor. Yalnız Türkiye'de değil, bütün dünyada da 'yapay mutluluk sağlayan ilaçlar' olarak tanımlanan antidepresanlar depresyona giren, panik atak yaşayan ya da stresle başa çıkmaya çalışanların ilk tercihi. Sağlık istatistik verilerine göre 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, 2025 yılında 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını gösteriyor.

Bütün dünyada kullanılan antidepresan ilaç merakının nereye evrileceği merak konusu. Antidepresan ilaçlar şeker, çikolata gibi kullanıcıların çantalarının vazgeçilmezi oldu adeta. Psikiyatristlere göre doktor kontrolünde ve belirli sürelerde alındıkları takdirde antidepresanlar hayat bile kurtarıyor. Ama arkadaş tavsiyesi ya da psikiyatristin kontrolü olmadan yıllarca kullananların çok dikkatli olmasında fayda var.

Sağlık Bakanlığı'nın kayıtlı verilerine göre ruh sağlığını düzeltmek için kullanılan ilaç tüketiminde son 10 yılda %58,5 artış oldu.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kemal Yazıcı’ya göre ‘’ antidepresan ilaç tüketimindeki artışın yalnızca psikiyatrik hastalıklar olmadığına değinerek, “Bu veri ilk başta toplumun ruh sağlığında giderek artan bir bozulma olduğuna işaret ediyor gibi yorumlanabilir. Ancak bu yorum biraz eksik değerlendirme olur. Bu ilaçlar sadece depresyonda değil, başta anksiyete bozuklukları olmak üzere başka birçok psikiyatrik hastalıkta da kullanılıyor. Üstelik sadece psikiyatri de değil; nöroloji, cildiye, fizik tedavi, dahiliye, aile hekimliği gibi diğer branşlarda da kullanım alanları mevcut” diyor.

Bireyin yalnızlaştığı günümüzde insanların depresyona yönelmeleri hızla artıyor. Geçim sıkıntısının yaşandığı her dönemde olduğu gibi bugünlerde de depresyonun en önemli nedeninin yoksulluk olduğu aşikâr. Ayrıca kadının bir sömürü aracı olarak görüldüğü toplumlarda, kadınların depresyona girme oranı yüksektir. Evli çiftler arasında da yaşanan aile içi sıkıntılar da kadınların depresyona girmesini tetiklemektedir.

Boşanmalarda ekonomik sebepler ön plana çıkmakla birlikte boşanmaların arasında tahammülsüzlük, sorumsuzluk, aldatma, şiddet vb. nedenlerden dolayı özellikle kadınlarda depresyona girme riskini artırmakta olup kadınlar erkeklere göre daha fazla depresyon ilaçları ullanmaktadır.

Bütün bunlar gösteriyor ki depresyonu yalnızca bireysel bir zayıflık veya kişisel bir sorun olarak görmek doğru değildir. Yoksulluk, toplumsal eşitsizlik, aile içi sorunlar, yalnızlık ve güvensizlik gibi birçok faktör insanın ruh dünyasını doğrudan etkiliyor. İnsanların birbirinden uzaklaştığı, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı, aile içi iletişimin azaldığı ve maddi kaygıların hayatın merkezine yerleştiği bir toplumda ruhsal sorunların artması da şaşırtıcı değildir. İnsanın yalnızca karnını doyurmakla değil, kendisini güvende, değerli ve ait hissederek yaşamakla da huzur bulduğunu unutmamak gerekir

İnsanlarımız, doktor tavsiyesi olmadan kendi kendilerine ilaç kullanmaktan kaçınmalıdır. Aksi takdirde, hastanın altta yatan sağlık sorunlarının doğru teşhis edilmesini ve uygun şekilde tedavi edilmesini engelleyebilir. Lütfen bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanmayalım. Antidepresanları yalnızca bir doktorun gözetiminde kullanmak çok önemlidir. Depresyon veya diğer zihinsel sağlık sorunları yaşıyorsanız, bir sağlık profesyoneli ile görüşmeniz en güvenli ve etkili yoldur. Sağlıklı günler diliyorum.