27.10.2016 tarihli yazımda özelikle Avrupa’da kaybolan çocukları yazmıştım. O yıllarda Avrupa Polis Örgütü Europol, 10 binin üzerinde göçmen çocuğun AB ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu açıklamıştı.

Yine o yıllarda İsveç’e çoğunluğu Suriyeli olan 83 binden fazla mülteci sığınmıştı. Sadece bu ülkede ortadan kaybolan çocuk sayısı 2 bin civarındaydı.

Aynı şekilde Türkiye’de de kaçırılan çocuk sayılarına baktığımızda meselenin ne denli vahim boyutlara ulaştığını görebiliyoruz.

Düşünün her yıl dünya genelinde yaklaşık 1.2 milyon çocuk kaçırılıyor!

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Başkanı Kristen Sanberg’den öğrendik ki bu çocuklar, özellikle ezoterik yapıların ayin ve büyü ritüellerinde kurban ediliyorlardı.

Uluslararası örgüt ve polis verilerine göre, kaçırılan çocuklar sapkın dinî ritüellerde kullanılmak üzere, önce Londra'ya, oradan da muhtemelen Epstein adasına götürüldüler. Orada istismar edildiler, işkence gördüler ve sapkın ayinlerinde katledildiler.

Neticede bugün üç milyon sayfa, 180.000 fotoğraf ve 2.000 video tarzında belge kamuoyuna yansıdı. Dünyaya yön verdiğini düşündüğünüz ne kadar insan varsa sapkın olarak karşımıza çıktı.

Ada aynı zamanda elitler için siyasi, mali ve kişisel riskleri yöneten bir hizmet sağlayıcısına dönüşmüş.

Finans kuruluşlarıyla bilhassa Rothschild bağlantılı kuruluşlarla yapılan milyonlarca dolarlık sözleşmeler, risk analizleri ve algoritmalar üzerine danışmanlıklar hatta jeopolitik krizler (Ukrayna, Orta Doğu) hakkında görüşmeler, devlet ve hükümetlerle bağlantılı aktörlerle temaslar vs.

Öyle ki Ghislaine Maxwell adındaki kadın aynı zamanda operasyonel bir yöneticiydi. İşe alım, lojistik ve bağlantıları sürdürmekten sorumluydu. Siyasi aileler ve medya çevreleriyle olan yakın bağları zaten belgelerde var.

Bu belgelerde benim dikkatimi çeken; Bill Gates'e hitaben yazılan 3 Mart 2017 tarihli bir e-posta oldu. Burada pandemi simülasyonlarından ulusal güvenliği ilgilendiren nöroteknolojik silahlara kadar bir dizi kritik başlık dikkat çekici.

Dünyayı kasıp kavuran sözde covid salgınından tam üç yıl önce bu sürecin konuşulması ve planlaması umarım bizleri komplocu ve vatan haini ilan eden seviyesiz yalakalarının da bir özeleştiri yapmasına vesile olur.

Düşünsenize 2017 yılında pandemi simülasyonu yapılıyor. Sonra nöroteknolojik silahlar, dijital sağlık verileri, hastalıklar ve beyin bilimi gibi insanları felakete sürükleyecek ne kadar vahim mesele varsa masaya yatırılıyor.

Kısacası pandemi sırasındaki dijital aşı sertifikaları, sağlık kayıtları, karantinalar, yasaklar ne varsa bu adada planlandı demiyorum ancak ortada önceden planlanmış bir pandemi vardı.

O tarihlerde Gates’e toz kondurmayan sözde uzmanlar, siyasetçiler ve yazar- çizer takımı az kalsın bizleri vatana ihanetten yargılayacaklardı!

Keza çocukların şeytani ayinlerde kurban edildiklerini söylediğimizde de komplocu iftirası atarak Epstein gibi sapkınlara destek oldular.

Bugün gerçekler ortaya çıkınca umarım anlamışlardır. Hep söylerim, ideolojik bağımlılık, parti yalakalığı ve küresel organlara sorgusuz sualsiz itaat insanları kör eder.

Gerçekleri göremedikleri gibi gerek Epstein adasında gerçekleşen vahim hadiseleri gerekse yeni sosyalizm adı altında bizleri yaşatacak oldukları her şeyi bilerek ya da bilmeyerek destek sağlarlar.

Herkes bilmelidir ki bugün bizlere ahlak dersi veren elitler, kendi yapılarını koruyan sapkın bir zümredir. Dünyanın tüm vicdanlı insanları bu oligarşik yapıyla mücadele etmelidir.

Zira bu mücadele, insan soyu ile şeytan soyu arasında cereyan eden bir mücadeledir.