0
Adam üç yıl haykırdı durdu… Üç yıl topal vicdanları döve döve feryat etti… Üstelik delikanlılık etti: "Kandırılmışız" dedi hiç çekinmeden. En yakınındakilerden haykırışlarına oralı olmayan, bu feryada şuurlu şekilde katılıp koru oluşturmayanlar çıktı. 17 – 25 Aralık'ın keskin uyanış sağladığı Erdoğan'ın etrafında, uyumaya devam edenler, dava adamının ihtiyaç duyduğu anda tam ve kararlı olarak yanında durmadılar… Mahallenin delikanlısı, destek alacağı gereken omuzu göremedi yalnız kaldı ama Allah inancı, memleket sevdası onu yalnız bırakmadı birde ona inanan halk… Adam, inançla, azimle mücadeleye başladı ama uyuşuk ya da bilinçli uyuyanlar sayesinde 15 Temmuza gelindi.
15 Temmuz bir alarm olarak hala uyumakta olanlara etki etmese bile bazı siyasileri utanma pazarı uyanır gibi yapmıştır… Aslında 17 – 25 Aralık'ta uyanamamış siyasetçi çağ dışı siyasetçi, bürokrat ise çoktan teslim olduğu yere sadakat eridir... 17 Aralık tam uyanış ve devreye giren vatanseverlik olsa idi, 25 Aralık tırsıp çirkin kursaklarında kalacaktı. Uyanışın ne kadar tesirli silah olduğunu 15 Temmuz'da bir gecede; 12 saatte İstilaya karşı elde edilen Milli Zafer göstermiştir. Üniformalı alçaklar ve bürokrat ve siyasilerden karın ağrısı olanlar, delikanlılık ve vatanseverlik etseydiler, 17 Aralıkta Aslan Reis'in yanında durur, 8 gün kala yaşanmadan 25 Aralığı fettonun kursağına gömerdiler…
15 Temmuz'da FETÖ'ye hayranlık duyanların uyanışı ise işe yaramayan uyanış olmuştur; tren kaçıran uyanış… Sabahlıklarına şehitlerin kanı sıçramıştır… 15 Temmuz'da uyananlar bir bedel ödemeli. O bedel ise: Bundan sonra FETÖ'nün ve kan dökmede kankası olan PKK'nın aldığı her soluğunu, her adımını devlete zamanında bildirmelidirler… Bu geç ve çirkin uyanışları ancak hızlı ve sadakatli şekilde devletin lehine hareket edip, bilgi aktarmaları onları bir nebze murdarlıktan kurtulacaktır. Öyle bir suça bulaşmış ve kirlenmişler ki bu halleriyle hesap gününde üzerlerinden tankların ağababası geçecek…
Amerika Türkiye'ye rağmen Ortadoğu'yu ve Afrika'yı rahat talan edemeyeceğini bildiği için yani mahallenin delikanlısı Türkiye varken gayri resmi beslenemeyeceği için eniklerini Türkiye'nin üzerine salıyor… Mahallenin delikanlısına hem FETÖ hırlıyor, hem de PKK… Önce biri ısırıyor bırakıyor sonra diğer it devreye giriyor. Perdesiz kan döken PKK FETÖ'ye göre açıkça ısırıp kan döküyor... İşte son olarak Van, Elazığ, Bitlis'te bombalı tuzak; bitmek bilmeyen alçaklık ve 12 şehit, 200 civarında yaralı… FETÖ himmet işini hayatlar üzerine çevirdi; himmet diye canlarımızı alıyor, sakladığı katilliğini gün yüzüne çıkarıyor.
İslam Âlemi dava adamı sıkıntısı çekiyor, bir sadece bizim mahallenin delikanlısı Erdoğan var; haksızlığa haykırıyor, Birleşmiş Milletlere orijinal efeleniyor ve de alçak batıya her fırsatta haddini bildiriyor… Sadece Allah korkusu, sadece millet sevdası var. Âlem-i İslam'ın birlik olmasına ise ümidini hiç yitirmemiş. İslam Âlemi gereken kararlılığı göstermeli ve kendi içlerinden dava delikanlısının çıkmasına fırsat vermeliler… En azından şimdilik bizim mahallenin delikanlısının gözünün içine bakıp, tam sadakatle yanında durmalılar… Valla sadece bizim için değil kendilerinin faydasına bu olacaktır.
Kahramanlarının kıymetini bilmeyenlerin için için tutuşan kıskançlıkları, ya da gizli kimlikleri vardır... Allah Reis'imizi korusun.
Amerika'nın gayri resmi orduları DEAŞ, FETÖ, PKK vahşet sergilemeye, kan dökmeye devam ederken, bizim Erdoğan'ın zaferlere ulaşması ve sadece bizim değil tüm Müslümanların yüzünü güldürmesi için her manada yanında ama eksiksiz durmamız ve dua desteğine devam etmemiz lazım... Eğer bu hizmet delikanlısına gerektiği şekilde sahiplenmez isek, oturup kendimizi gözden geçirmeli; sanırım bir yerlerde bozukluk vardır.
Haçlı kuvvetlerine, tam 40 yıldır yeni bir istiklal mücadelesi veriyoruz bünyeyi sarmış hainlere rağmen… Zafere doğru yaklaşmamız Allah'a yakınlaşmamızdandır. Biraz daha samimi kul olursak, ahtapotun kollarını keseceğiz; yakında Amerika çolak kalacak…
Allah'a emanet olun, sağlıkla kalın…