0

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde Latin Amerika gezisi yapması planlanmakta. Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın'ın açıklamasına göre Şubat ve Mart aylarında sanırım iki program şeklinde ziyaret düşünülmekte. Tayyip Bey, Latin Amerika'ya yapmış olduğu ziyaretlerin hep bir ortak özelliği olmuştur.Ziyaretler esnasında hem Türkiye iç siyasetini, hem de uluslararası arenada ses getiren birçok olumsuz olay olmuştur. Belki bu tespiti zorlama bir komplo olarak tanımlayabilirsiniz. Ancak uzun zamandır bu bölgeyi takip eden bir araştırmacı olarak bunu bir yere not etmeyi uygun gördüm. Çünkü uluslararası ilişkiler realisttir ve tesadüflere yer yoktur.

Latin Amerika gibi 550 milyon insanın yaşadığı bir coğrafyaya bakışımızın temeli, daha çok futbol, karnaval, samba ve seküler yaşam biçimi etrafında şekilleniyor.Ne yazık ki bu sorunlu algı kamu, özel sektör ve akademik alanlarda yoğunca yaşanan bir sorunsal. Halbuki 500 yıldır Avrupa'yı besleyen son 150 yıldır ABD'ye sömürge olan Latin Amerika, başta ekonomi olmak üzere birçok fırsata açık bir bölge. Kültürel açıdan olmasa da son 50 yıldır siyasi ve ekonomik açıdan benzer manipülatif geçmişe sahibiz.

Terörü Destekleyen Cumhurbaşkanı Algısı

Erdoğan'ın Gezi ve özellikle 17-25 Aralık sonrası küresel sistemle kavgalı olmasından sonra Latin Amerika'da da bağımsız enerji, ekonomi, dış politika stratejisi izlemek isteyen ülkelerde benzer manipülasyonlar yaşan(dı) ıyor. Türkiye'de Erdoğan bu saldırıyı bertaraf ederken, Arjantin'de Cumhurbaşkanı Kirchner'i 1994'teki 'terör' saldırısıyla ilgili soruşturmada İran'la gizli anlaşma yapmakla suçlayan Savcı Alberto Nisman'ın, Cumhurbaşkanı Kirchner için tutuklama talebi hazırladığı ortaya atıldı. Brezilya'da yolsuzluk temelli saldırılar yoğun bir şekilde devam ederken, son seçimden yeni bir zafer daha kazanan Dilma, seçim sonrasında "askeri darbe istiyoruz'' mitinglerine maruz kaldı. Erdoğan, küresel sisteme yönelik açmış olduğu savaşta Latin Amerika liderleriyle ilişkileri geliştirmelidir. Zira uluslararası arenada benzer söylem üreten ülke/lider sayısı oldukça az/yok.

Ayrıca, Latin Amerika ülkeleri Brezilya, Meksika, Arjantin, Venezuela gibi ülkelerde yeni petrol sahaların bulunmasından sonra Çin'in büyük bir ilgisi söz konusu. Ne yazık ki Türkiye'de Latin Amerika başta uzaklık olmak üzere, yukarıda bahsettiğim seküler algıdan ötürü gereken yönelişi gösteremedi.Ortadoğu ve Gazze özelinde yaşanan katliamda İsrail'e karşı, en sert eleştiriyi Türkiye ve Latin Amerika ülkeleri yapmıştı. Arap ülkelerinden cılız bir ses bile çıkmazken Şili,Brezilya, Bolivya en sert söylemi ve tepki verdi., Hatta bazı ülkeler İsrail Büyükelçisini sınır dışı etti. Böylelikle çok sesli bir ortam oluşarak uluslararası arenada Türkiye'yi yalnız kalmamıştır.

Sonuç olarak umudum Cumhurbaşkanımız Erdoğan, başta tek başıma iteklemeye çalıştığım "Brezilya Camii projesi'' başta olmak üzere, bölge ülkeleriyle ekonomik, siyasi, kültürel ilişkileri geliştirmelidir. Latin Amerika ülkeleri ile benzer siyasi dili konuşan Erdoğan, Arap ülkelerinden beklediği yönelişinden çok daha fazlasını Latin Amerika'da bulacağından kuşkusuz eminim.

Hüsamettin Aslan

[email protected]

@HusamettinAslan