0
BU hafta okul telaşesi ile geçti bir çok aile için. Çocuklar eğitim döneminin vermiş olduğu heyecanı paylaşarak bu döneme adım attılar. Çocuklar ve aileleri kendilerini nasıl bir sistemin beklediği kaygısını taşımak yerine, kendileri için en iyi olanın tayin edildiği düşüncesine sahip olmalıdırlar. İnsan her zaman, ne ile karşılaşacağını veya nasıl bir uygulamanın kendilerini beklediği hakkında fikir sahibi olmak ister. Bu durum kişinin kendisini daha güvende hissetmesi için gereklidir. Bir sistem veya bir düzen insanların refahı için dahi olsa, eğer yeniden yapılandırılıyorsa, mutlaka konu ile alakalı yazılı veya sözlü bilgi verilmelidir. Bu bilginin esirgenmiş olması, veya bilginin verilmesi ihmal edildiğinde insanlar arasında büyük kafa karışıklığı oluşturmaktadır.
Bir çok değişiklik yapılması neticesinde, yeni eğitim dönemi ezber bozan bir zihniyeti taşımalı. Okullu olmak, okul okumak insanı sadece meslek edinmeye teşvik ediyor, hayatı öğrenmeye değil. Hayatı da öğreten, insanı insan gibi yaşamaya mecbur eden bir eğitim anlayışından bahsetmek istiyorum. Eğitim, örgütsel eğitim, bir çocuğun zihninin en çok alıcı olduğu dönemden itibaren verilmeye başlanmaktadır. Zihinsel gelişim sürecinde çocuk okula başladığında, gerçek ile gerçek olmayanı ayırt etmeye başladığı dönemdedir. Bu yüzdende çocuk somut becerileri edindiği için,okul öncesi döneme göre daha fazla empati kurmayı bilebilmektedir. Arkadaşının yerine kendisini koyarak hareket etmeyi, başklarına da öncelikli davranmayı, kendisini tanıması gerektiğini okul döneminde de devam ettirebilmelidir.
Çocuklar okula başladıkları andan itibaren, rekabet etmeye yönelik bir eğitim sistemine dahil olmaktadırlar. Rekabet etmek için daha fazla başarılı olmaları gerektiğinin bilincindedirler. Daha çok çalışan, çok başarılı olur, çok başarılı olan daha fazla kazanır mantığı ile hareket eden bir anlayış çocukların bazen insanı yönlerini köreltmektedir. Çalışkan olmak kazandırır ve çalışkan olmak belli bir başarının edinilmesi için en önemli şartlardan biridir. Fakat bunun dışında da yapılması ve yapılandırılması gereken çalışmalar ön planda tutulmalıdır. Mesela çocuklara hayata dair ve hayatın içinden konular, okulda da öğretilmelidir.
Her çocuk sadece kendi yaşıtları ile değerlendirildiği gibi, kendi koşulları içinde de değerlendirilerek eğitime tabi tutlmalıdır. Çocuğun aile ortamı, çevresel faktörler, ve çocuğun başarılı olduğu alanlar veya özel alanlar, ilgi alanları tek tek değerlendirilmelidir. Özel alanlar daha fazla teşvik edilerek, çocuğun kendisini iyi hissedebilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca okul çocukları sadece başarmak için değil, hayatı da öğretmelidir. Eğitim sistemi içinde okullar, çocuklara hayatın küçük bir kesitini mutlaka yaşatarak öğretmelidir. Bu sayede empatiden, yani başkasının yerine kendisini koyan bireyler yetişir.
Sadece ders çalışmayı ön plana çıkaran bir eğitim anlayışı çocukları hayatın vermiş olduğu sorumluluk duygusundan da mahrum bırakır. Ders başarısı çok yüksek olan bir çocuk, kendi yemek yediği sofrayı toplamasını da, karnı aç olan arkadaşı ile yemeğini paylaşmayı da bilmelidir. Bu yüzden de her sene zorunlu olarak karakter eğitimi, kişilik gelişimi gibi ders konuları, okulların ve ebeveynlerin en çok önemsediği çalışma alanları olarak belirlenmeli ve benimsenmelidir. Bçylece okul, çocuğa hayatın içinden bir kesit olarak sunulabilmeli ve çocuklar kendilerini okul ortamında daha güvende hissedebilmelidirler.